BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs’ta umutlar yeşerecek

Kıbrıs’ta umutlar yeşerecek

Hünalp Ali Sabit: Rumlar samimi iseler iyi niyetlerinin göstergesi olarak görüşme süreci içinde ambargoyu kaldırsınlar. Lefkoşe Havalimanı’nı KKTC tarafına gelecek yolcu ve uçaklara da açsınlar.



İSTANBUL - Türkiye’nin 1999 yılında yaşadığı depremden sonra Yunanistan’la aramızda esen “barış”rüzgarlarının ve iki devletin hükümet temsilcileri arasında oynanan sirtakinin ciddi olup olmadığını ve Kıbrıs’ı, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Hünalp Ali Sabit ile konuştuk. Kıbrıs’ta neler oluyor, ikili görüşmeler iki kesimi çözüme ulaştıracak mı? Sabit- Klerides ile Dektaş’ın birbiriyle konuşmaya başlaması bile çözüm için en önemli adımdır. Kıbrıs üzerinde maalesef sadece Kıbrıslı Türklerin hatta Yunanistan veya Türkiye’nin değil bir çok ülkenin çıkarlarının sözkonusu olması ve bu ülkelerin Kıbrıs meselesine dışardan müdahale etmeleri sebebiyle kördüğüm haline gelmiştir. Peki çözüm arayışlarında Yunanistan ve Türkiye aynı çizgide buluşabilirler mi? Sabit- Bulunacak çözümün sonuçta Yunanistan ve Türkiye tarafından da onaylanmış kabul edilir çözüm olması çok önemlidir. Çünkü Kıbrıslı Rumlar kendilerine anavatan olarak Yunanistan’ı, Kıbrıslı Türkler de anavatan olarak Türkiye’yi görüyor. Kıbrıs üzerinde ne yapılmak isteniyor sizce? Sabit- Yunanistan’ın Kıbrıs’ın üzerinde bütününü bünyesine katmak hatta Kıbrıslı Rumlar’ın Yunanistan’a ilhak etme düşüncesi var. Bunun için çalıştıklarını her yerde ve her fırsatta da söylüyorlar. Kıbrıs’ı bir bütün halinde Yunanistan’ın de ortak olduğu bir topluluk içersinde Kıbrıs’ı Yunanistan’la aynı birliğe ve seviyeye getirmek istiyorlar. Türkiye de bunun farkında. Fakat biz hiçbir zaman Kıbrıs’ın bütününe sahip olma iddiasıyle ortaya çıkmadık. Nitekim böyle bir hedef ve amaç olsaydı 1974 harekatında fırsat varken gerçekleştirilebilirdi. Biz eşitlik istiyoruz karşı taraf ise ‘hayır biz Kıbrıs’ın tümüne hakim tek üniter devlet olmak istiyoruz’ diyor. Kıbrıs konusunda neden uluslararası anlaşmalar dikkate alınmıyor? Sabit- Kıbrıs Rum kesiminin AB’ye tek başına başvurmaları bile bunun en güzel örneğidir. 1960 Uluslararası anlaşmalarda da açıkça, “Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin ortak olmadığı hiçbir birliğe tek başına giremez” şeklinde. Oysa Güney Kıbrıs Rum yönetimi bütün Kıbrıs’ın sahibiymiş gibi başvuruyor ve hatta AB de garantörlük anlaşmasına rağmen böyle müracaati kabul ediyor. Burada uluslararası hukuk çiğnenmedi mi? Çifte standart yok mu? AB Ortadoğu’ya sınır noktası olarak Kıbrıs’ı koymak istiyor. Sizce KKTC, AB’ye Güney Kıbrıs’la birlikte tek devlet olarak girmeli mi? Sabit- Kuzey Kıbrıs’ın AB’ye Rumlarla birlikte girmesi, AB içinde şayet Türkiye karşı çıkmazsa bir problem meydana getirmeyeceğini düşünüyor. Böylece Kıbrıslı Türkleri içten fethetmeyi planlıyorlar. Yunanlılar, 3-4 yıldır eritme propagandasının en alasını kullanıyorlar. Nitekim bunların etkisi Türkiye’de de görülüyor. Mesela, “Ne olursa olsun KKTC AB’ye girecekse girsin biz de bu Kıbrıs probleminden kurtulalım” diye düşünenler de var. Görüşmelerde öncelikli hangi konular ele alınmalı? İki tarafın çizgisi ne olmalı? Sabit- İkili görüşmelerin sonucunda iki kesimli, iki bölgeli, siyasi haklara dayalı bir çözüm olmalı. Fakat bunda Türkiye’nin garantörlüğü şart. AB’ye Türkiye girinceye kadarki geçiş sürecinde Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlarla olan ilişkilerinde üç özgürlüğe bir sınır getirilmesi lazım. Bunlar serbest dolaşım, serbest yerleşim ve mülk edinme özgürlüğüdür. BM neden Kıbrıs Rum kesimini Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak görüyor? Sabit- 4 Mart 1964 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186 numaralı kararla Kıbrıs’ın kendilerinin yıktıkları cumhuriyetin tek temsilcisi olarak tekrar Rumları tanımış olmasına karşın, o zamanki hükümetimiz (Merhum İsmet İnönü dönemi) bilemediğimiz sebepten dolayı tam ses çıkarıp karşı çıkamadık. Neticesinde o günden bugüne kadar hâlâ BM gözünde Kıbrıs’ın Rum tarafı, Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak kabul ediliyor. Yunanistan’ın son dönemlerde geliştirdiği ‘Türk Dostu’ imajını samimi buluyor musunuz? Sabit- Madem iyi niyetlerinde ciddi iseler, ikili görüşmelerin devam ettiği süreçte ambargoyu kaldırsınlar. Lefkoşe Havaalanı’nı da KKTC’ye gelecek yolcu ve uçaklara açsınlar. Bir de en önemlisi uzun zamandan beri atıl duran ve kontrolümüz altında bulunan Maraş Bölgesi’nin geleceği. Yani AB’nin gözetiminde Kıbrıslı Rum İşadamları ile Kıbrıslı Türk İşadamlarına burası açılsın ve yatırım yapmalarına imkan verilsin, yeniden inşa edilsin. O zaman niyetlerinde samimi olduklarına inanırız.
Kapat
KAPAT