BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EVET EFENDİM DEVENİN PABUCU

EVET EFENDİM DEVENİN PABUCU

Televizyon tartışmalarında işin sarpa sardığını gören tarafın klişe cümlesi hazırdır: Efendim o dava mahkemeye intikal etti, üzerinde konuşmayalım. Kararı yüce Türk adaleti verecektir. Ben bugün size kararı verilmiş, defteri kapanmış eski bir davadan sözedeceğim.



Televizyon tartışmalarında işin sarpa sardığını gören tarafın klişe cümlesi hazırdır: Efendim o dava mahkemeye intikal etti, üzerinde konuşmayalım. Kararı yüce Türk adaleti verecektir. Ben bugün size kararı verilmiş, defteri kapanmış eski bir davadan sözedeceğim. Yüce milletim, 993 senesinde bir vatandaşımız gasp ve yaralama iddiasıyla mahkemeye sevkedilmiş. Mahkeme ilk duruşmasında sanığın tutuklanmasına, nüfus kaydının istenmesine, mahkemenin ileri bir tarihe ertelenmesine karar vermiş. İleri bir tarihte sanık tekrar mahkemeye çıkmış, ama nüfus kaydı gelmemiş. Mahkeme yine karar vermiş: Nüfus kaydının istenmesine, mahkemenin ileri bir tarihe ertelenmesine.. İleri bir tarihte tutuklu sanık tekrar mahkemeye çıkmış. Mahkeme yine aynı kararı vermiş: Nüfus kaydının istenmesine, mahkemenin ileri bir tarihe ertelenmesine.. İleri bir tarihte sanık yine tutuklu olarak çıkmış.. Mahkemenin kararı da biraz farklı olmuş: Nüfus kaydının istenmesine, sanığın tutuksuz olarak yargılanmasına, mahkemenin ileri bir tarihe ertelenmesine.. İleri bir tarihte sanık da gelmemiş, nüfus kaydı da.. Bunun üzerine mahkeme yine karar vermiş: Nüfus kaydının istenmesine, sanığın bulunmasına.. Altı yıl boyunca tam 30 duruşma yapılmış. Otuzunda da aynı karar verilmiş. Sanığın bulunmasına, nüfus kaydının istenmesine.. 6 yıl boyunca ne nüfus kaydı gelmiş ne de sanık bulunabilmiş. .... “Eee, ne yapalım?” diyorsanız, bu milletin ferdi olarak derim ki: “ Aaaamaaan, bize ne?” deyin. ALBAYIMIN ATLASI Emekli Mühendis Albay İbrahim Bey, 30 sene önce satın aldığı atlasa yıllar sonra göz atınca duygulanmış. Bizimle paylaştığı duygularını size de aktarmak istiyorum. “70’li yıllarda Sahaflar Çarşısı’ndan bir atlas almıştım. Hicri 1325, miladi 1907 basımı “Memalik-i Mahruse-i Şahaneye Mahsus Mükemmel ve Mufassal Atlas.” Atlasta , “Genel” başlığı altında şöyle diyor: “Memalik-i Mahruse-i Şahane, Avrapa’nın cenub-i şarkisinin etrafını ve Bahr-i Ahmer-i hemen her taraftan ihata ederek Karadeniz’in garp ve cenup sevahiliyle Basra Körfezi’nin sevahil-i şimaliyye ve gaebiyesini şamildir. Devlet-i Aliyye-i Osmaniya’nin Asya ve Avrupa kıt’alarındaki ülkesi vüs’atçe Memalik-i Osmaniyye’nin kısm-ı azamını teşkil etmekte ise de ehemmiyetçe Avrapa kıt’asındaki memalikidir.” Atlasın basıldığı tarihte imparatorluk hâlâ üç kıta üzerinde ve 7 338 035 kilometrekarelik bir toprağa sahip. Avrapa-i Osmani (325 766 kilometrekare), Asya-i Osmani( 1 776 869 kiometrekare), Afrika-yi Osmani (5 235 400 kilometrekare) İttihatçılar Sultan Hamid’i tahttan indirdikten sonra onun otuz sene muhafaza ettiği toprakları on senede onda bire indirmişler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT