BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye, keşfedilmeyi bekliyor

Türkiye, keşfedilmeyi bekliyor

Bir Doğubeyazıt var; anlatmakla olmaz, görmek lazım. Şehre hakim bir noktada harika mimarisiyle İshak Paşa Sarayı. Oradan seyrine doyulmayan başı bulutlarda heybetiyle Ağrı Dağı.. Doğubeyazıt, güzel değil mi ki hatırlanmaz, gidilmez? Tavsiye edilmez, yatırım yapılmaz. Sarıkamış... Tıpkı bir İsviçre’dir diyeceğiz ama tabiat zenginliğinde İsviçre dağları, Sarıkamış dağlarıyla boy ölçüşemez.



Bir Doğubeyazıt var; anlatmakla olmaz, görmek lazım. Şehre hakim bir noktada harika mimarisiyle İshak Paşa Sarayı. Oradan seyrine doyulmayan başı bulutlarda heybetiyle Ağrı Dağı.. Doğubeyazıt, güzel değil mi ki hatırlanmaz, gidilmez? Tavsiye edilmez, yatırım yapılmaz. Sarıkamış... Tıpkı bir İsviçre’dir diyeceğiz ama tabiat zenginliğinde İsviçre dağları, Sarıkamış dağlarıyla boy ölçüşemez. Ormanının bir eşi Finlandiya’da. Kayak merkezleri, karlarla kaplı yamaçlar, buzlanmış yollarda dolaşan kızaklar, Ruslardan kalma binalar. Orada mevsimler boyu beyazın saltanatı hüküm sürer. Toprağı özlersiniz. Karda keklik izleri vardır. Sekiz ay sonra tabiat silkinir, envai çeşit açar. O renk renk, çeşit çeşit çiçeklerden yayılan rayihayla bayılır gibi olursunuz. Sarıkamış’ı görmek lazım. 90 bin askeri şehid verdiğimiz Allahuekber Dağları’nı seyrede ede tarihe bir yolculuk yaparsınız. Neden Sarıkamış hatırlanmaz? Oraya yatırımlar yapılmaz? Buzdan evler kurulmaz? Müzeler açılmaz? Sarıkamış tavsiye edilmez? Ahlat, Selçukludur. Van Gölü’nün kenarındaki bu tarihi şehir, tam bir açık hava müzesi. Kümbetler, Selçuklu mezarları, mezartaşları, yazıları, şiirin taşa, taşın aşka dönüşmüş halidir. Eskiler, ölümü ne kadar güzelleştirmiş. Ahlat, Van Gölü’nün kenarında. Bir ‘deniz’, tabiat ve tarih şehri. Ahlat’ın ne kusuru var ki hatırlanmaz, yatırım yapılmaz. Harput, hem Selçukludur, hem Osmanlı. Hem fıkıhtır, hem tasavvuf. Hem tabiattır, hem tarih. Cömertlik, misafirperverlik, ilim-irfan zenginliği orada. Mekteplerimizde yer çekimine aykırılık olarak Pizza Kulesi öğretilir. Halbuki âlâsı bizde var. Onun için Harput’taki Ulucami’yi görmek lazım. Kiremitli minare asırlardır öylece eğri durur. Eserin kendisiyse diğerleri gibi bir san’at şâheseridir. İmam Efendi hazretlerini, Arapbaba’yı, Fatih Ahmed Baba’yı ve diğerlerini ziyaret ettiğinizde türbedarların dağarcık zenginliği ve duadaki hünerlerine şaşırırsınız. Türkçe’nin bir başka lezzeti Harput’tadır. Türbe ziyaretlerinden sonra Kayabaşı’nda oturup çayınızı içerken ‘Keban Denizi’nin uysal bir kedi gibi ayak dibinize kadar sokulduğunu görürsünüz. Ova, önünüzde göz alabildiğine uzanır. Bu sırada karşıki tepelerden yanık bir maya sizi dalgınlığınızdan uyandırır; güzel sesli bir Elazığ delikanlısı, elini kulağına atmıştır. O ses, sizi yüreğinizden yakalar. Harput suçlu mu? O’nun günahı ne ki hatırlanmaz, yatırım yapılmaz? Hakkı teslim edilmeyen yerler o kadar çok ki... İnsanın adeta zaman tüneline girdiği Urfa öyle, Siirt öyle, Diyarbakır öyle. Türk ev tipinin üç numune şehri Safranbolu, Göynük, Bursa bile öyle. Yeşilin çağlayanlaştığı Karadeniz keza öyle. Bunlar ve sayamadığımız onlarcası ile Anadolu kasabaları, şehirleri anlayışsızlık kurbanı. Bunlara Adana’yı da katabiliriz. Tarsus’u mutlaka ilave ederiz. Onlar neden hakkıyla hatırlanmaz? Belki ihtimal vermezsiniz ama binlerce yıllık tarihe mekân İstanbul’un Fatih’i dahi öyle değil mi? Fatih ilçesi, Fatih ve Yavuzselim camilerinin çevresi bugün bir İstanbul yetimidir. O’nun ihmali bir yüz karasıdır. Her fikir Antalya üzerine kurulamaz. O zaman kendi elimizle kendimizi fakirleştiririz. O şirin kentimizden gayrı beldemiz yok mu? Yabancılar sadece denize girmek için gelmiyor. Artık turizm anlayışını sudan çıkarmak lazım. Turistin asıl aradığı bu saydığımız yörelerde. Son Osmanlı İstanbul’da, ilk Osmanlı Bursa’da, Selçuk’lu Konya’da, Ramazanoğlu Adana’da, Şebinkarahisar’da, Kars’ta, Erzincan’da, Van’da, Hakkâri’de. Onun için iç, dış ve inanç turizmini kuzeye, güneye ve doğuya doğru yaymamız lazım. Edirne Selimiye’den başlayan yolculuk, Doğubeyazıt İshak Paşa Sarayın’a kadar uzanmalı. Sadece yabancı gezginler için değil, yerliler de öyle. Turizm firmaları, vatanperverlik göstermeliler. İnsanları, İtalya’ya, Fransa’ya, İngiltere’ye... değil, öze yolculuğa çıkarsınlar. Dışarıya değil, içeriye özendirsinler. Hükümetlerin yatırım ve teşvikleri de bu yönde olmalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT