BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sayın Denktaş’ı dinlerken

Sayın Denktaş’ı dinlerken

12 Aralık Çarşamba günü İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun daveti üzerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Prof. Cemil Bilsel Salonu’nda Kıbrıs konusunda bir konuşma yapmıştır.



12 Aralık Çarşamba günü İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun daveti üzerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Prof. Cemil Bilsel Salonu’nda Kıbrıs konusunda bir konuşma yapmıştır. Bu konuşma fevkalade hukuki idi. Bunu okurlarıma anlatmadan önce Türk aydınlarınca yayınlanan benim de katıldığım “Kıbrıs konusunda haksız dayatmaları kınıyoruz” başlıklı bildiriyi açıklamak isterim: “Son aylar içinde bazı çevreler” yine “bazı dış ataklarla birlikte” Türkiye’nin ulusal çıkarları ile bağdaşmayan girişimler içinde bulunmaktadırlar. Kıbrıs, Ege, Güneydoğu, Ermeni meselesi olarak dört başlık altında toplayabileceğimiz bu konularda önceliğin şimdilik Kıbrıs’ta yoğunlaştırıldığı anlaşılıyor. Kıbrıs uyuşmazlığı ile ilgili olarak, Türkiye içinde “çok dar ama güçlü bir çevre” Kıbrıs konusunda taviz verilmesini kamuoyuna aşılamaktadır. Bu çevre, Avrupa Birliği ve Atina’nın isteklerinin karşılanmasını istemektedir. Oysa “çözüm” adı altında Avrupa Birliği’nin ve Atina’nın istedikleri, Kıbrıs adasının AB marifeti ile Yunanistan’a ilhakından başka bir sonuç doğurmayacaktır. Türkiye içinde dar bir çevrenin, Türkiye üzerindeki bu dayatmalara, “AB ve Atina yanında yer alarak yardımcı olmaları” onları tarih önünde hesabını vermeleri gereken bir sorumluluk içine sokmaktadır. Bu çevreler yarın da Ege, Güneydoğu ve Ermeni meselelerinde “Ver kurtul” mu diyeceklerdir? “Bazı iş çevreleri” bir memleketin insanını, işçisini, çiftçisini memurunu, iş adamını düşünebiliyorlarsa; kendilerini Türkiye’nin ulusal çıkarları ile bağdaştırabiliyorlarsa, ancak o zaman bu ülkenin bir unsuru olabilirler. Aksi halde “Türkiye üzerinde hesaplar yapan bazı dış çevrelerin uzantısı” durumuna düşmüş olurlar. Bu nedenle Kıbrıs konusunda dayatılmak istenen hukuk ve insanlık dışı çabalara yardımcı olan bazı “iç çevrelerini” şiddetle kınadığımızı komuoyuna arzediyoruz. Sayın Denktaş büyük bir devlet adamı vukufu ile Türkiye ile Yunanistan arasında dengenin Lozan antlaşması ile kurulduğunu 1960 Antlaşmaları ile bu dengenin devam ettirildiğini anlattı. Bu antlaşmalara göre taksim ve Enosis hatta dolaylı Enosis de yasaktır. Uluslararası antlaşmaların taraflara verdiği hakları ve statüyü başkaları mesela AB kaldırabilir mi? Kaldıramaz. Antlaşmaların esası ‘Pacta sunda servanda’dır. Antlaşmalar ancak taraflarca ilga edilebilir. Yoksa Hitler’in 1936’da Versay Antlaşması’nı (paçavra parçası) diye kaldırıp attığı ve sonunda 2. Dünya Savaşı’nın çıktığı durum yeniden doğar. Uluslararası hukukun esası antlaşmaların devamı, ancak taraflarca vazgeçilmesidir. AB uluslararası hukuku inkâr mı ediyor? Denktaş “Rumlar Kıbrıs meselesi 1974’te başladı, biz ise 1963’te başladı diyoruz. Klerides 1991’de (Aramızda Cumhurbaşkan Yardımcısı, üç Türk bakan, Türk memurlar yok niye alalım) dedi. 12 Eylül 2000’de BM Genel Sekreteri’ne “yeni bir ortaklık kurmak için eşit olarak geliriz” dedik, Rumlar bunu boykot ettiler. Uluslararası hukukta tanınmamış devletler vardır, kaldı ki bizi Türkiye tanımıştır. AB “Türkiye blöf yapıyor” dedi. “1977’de ahali mübadelesi yaptık, uzlaşma gerekli. Eşitlik istiyoruz. Kıbrıs milleti yoktur ki azınlık söz konusu olsun. Bizler Kıbrıs’ta doğmuş Türkleriz” diye sözlerini bitirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT