BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hatamız yok (Neden battım 3)

Hatamız yok (Neden battım 3)

Halis Toprak: ''Bu ülkede sanayi tesisi kuran, yatırım yapan müteşebbisin sonu intihar mı olmalıdır? Bu noktaya gelinmesindeki gerçekleri anlatmayı kendime bir görev olarak addetmekteyim.''



Toprak mermer üç yıldır faaliyette. Yörenin ocaklarını işleyip bugün Amerika’dan Japonya’ya, Tayvan’a, Çin’e kadar birçok ülkeye ihracat yapıyor. Allaha şükür ülkemize döviz geteriyor. Bilindiği üzere Lice, bir Diyarbakır hatta bir Şırnak bile değildir. Ülkemizin en ücra köşesidir. Biz bunun bilincinde olarak oraya gitik. Bütün Lice ve civar ilçeler hatta iller canlanmaya başladı. Bu durumdan güç alarak yine Lice’de yörenin pamuğunu işleyerek pamuk yağı üretecek Türkiye’nin en büyük tesisinin ve yem fabrikasının temellerini attık. Ayrıca beş sosyal proje (ilköğretim okulu, teknik lise, kültür sitesi, ilk yardım hastanesi, 36 lojman)’ın inşaatına başladık. Ve hepsini bugünlere getirdik. Yatırımlar durduruldu Ama maalesef bugün için iki sanayi tesis %98, sosyal tesisler ise %60’lar seviyesine getirilmişken yatırımlar durduruldu. Güneydoğu Anadolu’da en çok göç vereni ilçe Lice olup 1947’de ben ayrılırken 11.400 olan nüfusu ilk sanayi tesisimizin temelini atmaya gittiğimiz 1997’de 2.400’e gerilemiş idi. Şu anda 12.500 İnanıyorum ki tüm tesisler devreye girerse 25-30 binlere ulaşacak. Başka bir ifadeyle geriye göç hızlanacak. Ama bunun için tesislerin biran önce tamamlanması gerekmektedir. Bugüne kadar da 10 milyon USD’lik harcama yaptık. Bu yatırımın akıbeti de Lice yatırımlarımız gibi oldu. %60 gerçekleşme ile doğa koşullarına terk edilmiş vaziyette. Taahhütler karşılanmadı 1993 yılında sanayi yatırımlarını teşvik etmek amacıyla Devlet bir kararname çıkardı. Bu kararnamede ülkenin menfaaitne olan kaliteli ve ekonomik üretim yapan istihdam yaratan yaptığı ihracatla döviz girdisi sağlayan yatırımlara %40 para vereceğini ifade etti. Kalan %60’lık kısmın ise yatırımcı tarafından sağlanması gerekmekteydi. Biz bu teşvikten yola çıkarak bize düşen %60’lık meblağı sağlayıp arsalarımızı aldık, binalarımızı yaptık, makine bağlantılarımızı kurduk. Bu aşamaya gelindiğinde biz Devletimizin kapısını çalarak “Taahhüt ettiğin %40’lık teşvik tutarını ver” dedik. Aldığımız yanıt “fon (para) yok” şeklinde oldu. O tarihten bu yana verdiğimiz tüm mücadele de şunu ifade etmeye çalıştık “Madem fon yoktu niçin kararname çıkarıp teşvik verdiniz? Teşvik belgelerinde %40 oranında teşvik ödemesi yapacağınız ifadelerine niçin yer verdiniz? Beni gücümden fazla yatırım yapmaya niçin yönlendirdiniz?” Grubumuz yatırım öncesi gerekli ön çalışmaları yapan ve hesabını kitabını bilen bir kuruluştur. Onun için gelinen bu aşamaya kadar yapılan işlemlerde bizim hiçbir taksirimiz yoktur. İş bu noktaya geldiğinde Toprakbank’tan orta vadeli teşvik belgeli yatırım kredisi kullanma gereğini duyduk. İncelenirse görüleceği üzerine 1992 yılında kurulan Toprakbank’tan yukarda ifade bulan olayları yaşadığımız 1996 yılına kadar Toprak Grubu olarak bir tek kuruş kredi kullanmadık. Toprakbank’tan kullandığımız yatırım kredilerinin ilk kullanım tarihi 4 Kasım 1996, son kullanım tarihi ise 13 Masıy 1999, olup bu konudaki gerçeği yansıtan ifadelerimizi bu tarihlerde teyit etmektedir. Bankacılık sektöründe yaşanan hepimizin bildiği kriz nedeniyle ve yukarda ifade bulan ortağı olan gruba verdiği yatırım kredilerinden dolayı Toprakbank’ın öz kaynağı yetersiz hale geldi. Neticede, BDDK tarafından haklı olarak Toprakbank’a el kondu ve fona devredildi. Devlet bu %40’lık teşvik tutarını ödemiş olsaydı, grup olarak ne Toprakbank’tan ne de diğer bankalardan kredi kullanmak zorunda kalmazdık. Üstelik Toprakbank’ın sermayesi de istenilen oranda rahatlıkla artırılır sonu da Paktaş gibi olmazdı. 6 bölgede yatırım Yüce Rabbim, bana yurdumun Karadeniz hariç 6 bölgesinde yukarıda ifade ettiğim sanayi ve sosyal tesisleri kurmayı nasip etti. Hatta devletin dahi bu denli yatırım yapmayı düşünmediği Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya böylesi büyük yatırımlar yapılmasında öncü olma şerefini bana bahşetti. Hal böyle iken ekonominin sadece döviz kuru, faiz, borsa, enflasyon tanımlamalarıyla eş değer olmadığı, ekonominin düze çıkmasında ana reçetenin ekonomik, kaliteli ve dış pazarı olan üretim olduğu göz ardı edilirken bir sanayici veya yatırımcı olarak büyük üzüntü duymaktayım. Bu ülkede sanayi tesis kuran, yatırım yapan müteşebbisin sonu intihar mı olmalıdır? Yoksa cezaevi mi olmalıdır? Böylesi bir kaygının yaşandığı bir toplumda yeni müteşebbisler, yeni yatırımcılar devreye girebilir mi? Benim yaşadığım ve tamamen kendi irademin dışında gelişen yukarıda örneklemeye çalıştığım olaylar, bu sorunun yanıtının “evet” olmasını daima ingelleyecektir. Bu noktaya gelinmesinde ki gerçeklerin bizzat benim ağzımdan aktarılmasını, dolasıyla ülkemizin içinde bulunduğu gerçekleri ifade etmeyi kendime bir görev olarak addetmekteyim. Halis TOPRAK Toprak Holding Yön. Krl. Bşk
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT