BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

KIBRIS Rum Yönetimi lideri Klerides’e oranla KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın çok ‘şanssız’ olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu’nun Kledires’e sahip çıktığı kadar bizim Dışişleri Bakanımız İsmail Cem’in aynı oranda Denktaş’a sahip çıktığını göremiyoruz. Cem, Kıbrıs konusunda dünyaya sürekli rest çekiyor ama ortaya bir çözüm koyamıyor. İşler çıkmaza girince topu Denktaş’a atıyor. Kıbrıs olayının “patlıcan kebabı” yemekle çözülebileceğini zanneden Türk basını da Denktaş’ı yalnız bırakmışken, Türk hükümetinin bir çare üretememesi işleri iyice çıkmaza sokuyor.



Denktaş yalnız kalıyor... KIBRIS Rum Yönetimi lideri Klerides’e oranla KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın çok ‘şanssız’ olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu’nun Kledires’e sahip çıktığı kadar bizim Dışişleri Bakanımız İsmail Cem’in aynı oranda Denktaş’a sahip çıktığını göremiyoruz. Cem, Kıbrıs konusunda dünyaya sürekli rest çekiyor ama ortaya bir çözüm koyamıyor. İşler çıkmaza girince topu Denktaş’a atıyor. Kıbrıs olayının “patlıcan kebabı” yemekle çözülebileceğini zanneden Türk basını da Denktaş’ı yalnız bırakmışken, Türk hükümetinin bir çare üretememesi işleri iyice çıkmaza sokuyor. Yalınkaya: Eşlerimizi işe karıştırmadık TÜRKİYE’nin altın sektöründeki öncü kuruluşlarından Goldaş, bildiğiniz gibi geçen hafta içerisinde, 30 kişilik Türk basın ordusuyla birlikte Frankfurt’a çıkarma yaptı ve Frankfurt Borsası’ndaki ilk gününü kutladı. Alman medyasının da büyük ilgi gösterdiği açılış sonrası Goldaş Kuyumculuk Yönetim Başkanı Hasan Yalınkaya ile sohbet ettik. 1993’te kurulan bir firmanın 8 yıllık süreç içerisinde ABD’den Uzak Doğu’ya kadar nasıl bir geniş yelpazeye yayıldığını sorduk. Kıtalararası şubeler açan, uluslararası borsalarda dolaşan bir şirketin patronu olarak Hasan Yalınkaya’yı çok mütevazı bulduk. - Frankfurt Borsası’nda işlem tamam. Şimdi sırada hangi ülke ve borsalar var? H.Y.: New York Borsası’nda kurumsal yatırımcıya ulaştık. Onlara satış yapıyoruz ama orada bireysel yatırımcıya ulaşmak zahmetli bir iş. Bizim ise, öncelikli hedefimiz bireysel yatırımcılar. Frankfurt’ta bu şansı yakaladık. Bundan sonraki rotamızda Rusya durağı bulunuyor. Ardından Hong Kong Borsası’nı düşünüyoruz. - Yabancı bir borsaya girmek hem cesaret hem de güç istiyor. Üstelik Turkcell’in yaşadıkları ortadayken... H.Y.: Biz buraya gelmeden önce sadece Alman vatandaşlarını kapsayan ve 4 bin kişiyle gerçekleştirilen bir anket yaptırdık. Yüzde 80’e yakınının Goldaş’ı isim olarak tanıdıkları ortaya çıktı. Bu bize en büyük gücü verdi. Almanlar bizi tanıyorsa bu iş tamamdır, dedik. Turkcell’e gelince... Onların şanssızlığı, Türkiye’de ekonominin çökmesi oldu. Hem ABD’deki ekonomik durgunluk, hem Türkiye’de kötü giden ekonomi onlara darbe vurdu. Biz ise, kurumsal yatırımcıdan önce bireysel yatırımcıya yöneldik. Çünkü daha garantiydi. - Sizin bir de ABD Eximbank olayınız var... H.Y.: Evet, Amerikan Eximbank’tan Türkiye’de hiç bir bankanın teminat mektubu olmaksızın şirket bazında direkt kredi alabiliyoruz. Bu da Goldaş’ın geldiği nokta açısından önemli bir gösterge sanırım. - Türkiye ve Almanya ile birlikte hisselerinizin toplam yüzde 50.9’unu halka açtınız. Çok açık sorarsak, bu şirketin yönetimini kaybetme açısından bir risk değil mi? H.Y.: Biz bu yapılanmayı zamanında gerçekleştirdik. Biz asla o gözle bakmıyoruz. O kadar değişik bir yapılanmamız var ki, şirketin yönetimini asla bırakmayız. Goldaş’ın emin olduğunu herkes bilsin. - Babanız müteahhit, kardeşiniz ve siz tekstilciydiniz. Nereden aklınıza esti kuyumculuk yapmak? Ya da, yıllar önceki bir soruyu yine soralım: Bir tekstilcinin altın sektöründe ne işi var? H.Y.: İtalya’da tekstil işi yaptığımız bir ortağımız vardı. Adı Lütfü Boru’ydu. İtalya’da tekstil işleri eski tadında olmayınca bize kuyumculuk işini teklif etti. Onunla beraber ortaklık kurarak ilk altın işlemlerimizi burada yaptık. Projem Ltd. Şti. adında bir şirket kurduk. Sonra iş cazip gelmeye başladı. Ortağımız bir yıl sonra ayrılmak istediğini söyleyince, bu sefer babamızdan izin alarak tümüyle altın sektörüne yöneldik. Türkiye’de olmayan altın üretim makineleri vardı. Bunları yurtdışında yaptırdık ve ülkemize getirdik. Kalite ve güveni birleştirerek Goldaş’ı hayata geçirdik. - 1993-2001... 8 yıl gibi kısa bir sürede kıtalararası şubeler açmak, yabancı borsalara girmek... Genelde aile şirketlerinde bazen fırtınalar kopar. Sizin, kardeşiniz Sedat Bey’le aranız nasıl? H.Y.: Kardeşimle çok iyi anlaşıyoruz. Bugüne kadar aramızda hiçbir sorun çıkmadı. Çünkü bizler hâlâ geleneklerimize bağlıyız. Aile büyüklerinin sözünden çıkmadan, onlara danışmadan kolay kolay iş yapmayız. Başarımızda eşlerimizin de özel yeri var. Onlar da bizim işlerimize hiç karışmadılar, biz de karıştırmadık ve Goldaş’ı bugünlere getirdik. O kadar yoğun bir tempomuz var ki, günlerce çoluk çocuğun yüzünü göremediğimiz oluyor. ARD: Bugün, Frankfurt Borsası’nın en kötü günü! BİR Türk firması olan Goldaş’ın Frankfurt Borsası’nda 19 Aralık itibariyle işleme başlaması, Alman basınında ilginç yorumların yapılmasına yol açtı. Birçok Alman gazetesi olayı, birinci sayfalarından “Goldaş, Frankfurt Borsası’nda” diye duyururken, en ilginç haber ve yorum Almanya’nın birinci kanalı ARD televizyonundan geldi. Goldaş’ın borsada işleme başlamasını birinci haber olarak duyuran ARD spikerinin kullandığı cümleler de çok ilginçti: “Sayın seyirciler! Bugün Frankfurt Borsası tarihinin en kötü günlerinden birini yaşıyor. Çünkü bir Türk firması Frankfurt Borsası’na girdi ve bugünden itibaren işlem yapmaya başladı.” Ne yalan söyleyeyim! Bu cümleleri duyunca bir Türk olarak gururlandım. Darısı diğer Türk şirketlerinin başına... Türk halkı neye benziyor? ARJANTİN’de yoksullaşan halk açlığın pençesine düşünce isyan etti. Neredeyse bir iç savaş görüntülerinin yaşandığı ülke bir günde 22 vatandaşını kaybetti. Şimdi herkesin kafasında bir soru var: Peki, Türkiye, Arjantin gibi olur mu? Ünlü sosyolog, psikolog ve siyasetçilerimize bakarsanız böyle bir şey olmaz... Örneğin sosyolog Nilüfer Karlı’ya göre, “Türk halkının acı çekme endeksi çok yüksek olduğu” için böyle bir isyan olayı yaşanmazmış. Siyasetimizin duayenlerinden 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e göre de Türk halkı hiçbir zaman isyan etmez. Demirel, “Alicenap Türk halkı, haram nedir, helal nedir bilir. Dükkanları yağma ederek ekonomik krizden çıkılamayacağını bilir” diyor. Devlet Bakanımız Kemal Derviş ve diğer hükümet yetkililerine bakarsanız onlar da Arjantin’deki gibi bir sosyal patlamaya ihtimal vermiyor. Ne güzel değil mi? Doğalgazı “ölü” fiyatına alıp “kazık” fiyatına satacaksın... Enflasyon yüzde 100’e dayanmış sen memura kalkıp yüzde 5 zam yapacaksın... Öğrencinin harcını yüzde 100 oranlarında artıracaksın... İnsanlar açlık sınırında yaşarken, sen her şeye zam yapacaksın... “2001’de olmadı, 2002’de büyürüz” sözü ile bu halkı uyutacaksın... Elektriğe her ay, akaryakıta gün aşırı zam yapacaksın... Velhasıl, vatandaşın çanına ot tıkayacaksın, ondan sonra “Türk halkı sabırlıdır, isyan etmez” diyeceksin... Doğrusu, ben bu büyüklerimiz kadar, Türkiye’nin geleceğine iyimser bakamıyorum. Başta Türk-İş Başkanı Bayram Meral olmak üzere çeşitli kesimler ve işadamları bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyorlar. Bu uyarıları alanların ya Türkiye’de olup bitenden haberi yok, ya da başka bir ülkede yaşıyorlar! Geçmişte bir siyasetçimiz Türk halkı için, “Vatandaş, tuz yalamış keçi gibi partimizin peşinde koşuyor” demişti. Şimdiki siyasetçilerimizin Türk halkını neye benzettiklerini, inanın, çok merak ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT