BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kur’ân-ı kerîmi anlamak...

Kur’ân-ı kerîmi anlamak...

Kur’an-ı kerimi Arapça bilen veya tercümesini, mealini okuyan anlayabilir mi? Kur’ân-ı kerîmi, lisanı Arapça olanlar bile anlıyamaz. Hattâ Eshâb-ı kirâm efendilerimiz bile, âyetlerin mânâlarını Resûlullah efendimize sorarlardı. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kur’ân, Allahın metin ipidir. Mânâlarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez.”



Kur’an-ı kerimi Arapça bilen veya tercümesini, mealini okuyan anlayabilir mi? Kur’ân-ı kerîmi, lisanı Arapça olanlar bile anlıyamaz. Hattâ Eshâb-ı kirâm efendilerimiz bile, âyetlerin mânâlarını Resûlullah efendimize sorarlardı. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kur’ân, Allahın metin ipidir. Mânâlarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez.” Kur’ân-ı kerîm ilmi, içinde akıllara durgunluk verecek sayısız hâller bulunan engin bir denizdir. Öyle yüksek ve sarp bir dağdır ki, ondaki hakîkatleri öğrenmek, her sırrına erişmek imkânsızdır. Bu ilmin sayılamayacak kadar kolu, erişilemiyecek kadar dalı vardır. Bu konuda Mevdûât-ül-ulûm’da 8 temel ilim ile, 72 yardımcı ilim hakkında bilgi verilmektedir. Bugün çok kimse, bu ilimlerin ismini bile duymamıştır. Bu bakımdan Kur’ân-ı kerîmi anlamak, O’ndan hüküm çıkarmak başlı başına bir ihtisas işidir. Herkes Kur’ân-ı kerîmi anlasa, O’ndan hüküm çıkarabilseydi, hadîs-i şerîflere lüzûm kalmaz, Cenâb-ı Hak da meâlen, “Peygamber size ne emrettiyse onu yapın, neyi yasak etmişse, ondan sakının” buyurmazdı [Haşr 7] Nahl sûresinin kırkdördüncü âyetinde meâlen, “İnsanlara indirdiğimi onlara beyân edesin!” buyuruldu. Beyân etmek, Allahü teâlâdan gelen âyetleri, başka kelimelerle ve başka sûretle anlatmak demektir. Ümmetin âlimleri de, âyetleri beyân edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları teblîğ et derdi. Beyân etmesini emretmezdi. Resûlullah, Kur’ân-ı kerîmde kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı ve mezheb imâmları da bunları bizim anlayacağımız şekle getirmeseydi hiçbirimiz anlıyamazdık. Meselâ Peygamber efendimiz, abdesti nasıl alacağımızı hadîs-i şerîfleri ile bize bildirmeseydi, nasıl abdest alacağımızı Kur’ân-ı kerîmden çıkaramazdık. Namazların kaç rek’at oldukları ve orucun, haccın, zekâtın hükümleri ve kayfiyyetleri ve nisâb miktarları ve şartları ve farzları ve sünnetleri, Kur’ân-ı kerîmden çıkarılamazdı. Kur’ân-ı kerîmde kısa ve kapalı olarak bildirilen hükümlerin hepsi böyledir. Ya’nî, bunlar hadîs-i şerîflerle bildirilmeseydi, hiçbirini anlayamazdık. Mezheb imâmları da hadîs-i şerîfleri açıklamışlardır. Mezheb imâmları çok büyük âlimdir. Bu âlimler, Resûlullahın vârisleridir. Eğer herkes Kur’ân-ı kerîmi doğru anlasaydı 72 sapık fırka meydana çıkmazdı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100812
    % 0.67
  • 5.2724
    % -0.34
  • 5.9803
    % -0.75
  • 6.8821
    % -0.29
  • 216.879
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT