BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hamira’nın onur savaşı

Hamira’nın onur savaşı

İlk çocuğuna 7 aylık hamileyken, çocuk, kız diye eşi tarafından kürtaja zorlandığını söyleyen Hamira, “Eşim kızıyla 3 sene konuşmadı. Çocukların her bayramda babalarıyla görüşme hakkı var ancak geçen bayramda eşim çocukları görmeye gelmedi” diye dert yandı.



İE: Şu anda kime sorarsanız sorun Hamira Baran’ı herkes tanıyor. Bunun sebebi Hamira Baran’ın güzel bir kadın olması mı, eşine açtığı boşanma davasında istediği yüksek tazminat mı, yoksa son zamanlarda yanyana anıldığı isimler mi? HB: Bunun sebebi cesaretim. Türkiye’de kadınlarımız (ben de kendimi bir Türk olarak görüyorum) genellikle mahkemelerden korkuyor. Beni ne istediğimi bilip hakkımı aramadaki cesaretim yüzünden tanıyorlar. Ben kendi davalarıma bizzat katılıyorum, Avukatımla birebir çalışıyorum. Benim yüzüm değil, yabancı olmam dikkat çekti. Çünkü ben halkın gözünde ‘İranlı gelinim’.. İE: Peki boşanma davanızın basında bu kadar yer almasının sebebi ne sizce? HB: İlk başta sanırım rakam yüzünden. Bana söylenen davanın maddi olarak yüzyılın en büyük boşanma davası olduğu. İkincisi dava sayısının çok oluşu. Davaların sayısı 24’ü bulunca çok dikkat çekti. 15 günlüğüne geldim ama... İE:Evliliğiniz süresince aktif bir çalışma hayatınız var mıydı? HB: Tabii ki. Hamileliklerimde belki bilfiil fabrikanın içinde oturmuyordum, yoğun çalışmıyordum ama onun dışında biz bütün yurtdışı seyahatlerini, müşterilerle görüşmeleri birlikte yapardık. İşin İran bölümü tamamen bana aitti, orada bir işyerim vardı. Firmaların bir kısmı ortak bir kısmı sadece benimdi. Biz milyon dolar bazında işler yapardık. O yüzden 6 triyonluk boşanma davası rakam bazılarına abartılı gelebilir ama bana gelmedi. 5 trilyon uğradığım maddi zarar, 1 trilyonu da manevi zarar karşılığı. İE: Kaç yıldır Türkiye’desiniz? Gelişiniz eğitim amaçlı mıydı? HB: 1989’da 15 günlük bir tatil için geldim. İran’da biyoloji okuyordum. Sonra tatili uzattım, biraz daha kalayım dedim. Derken eğitim durumunu araştırıp, kalmaya karar verdim ve çalışmaya başladım. Bildiğim yabancı diller sayesinde (İngilizce, İtalyanca, Farsça, Arapça,Türkçe) ihracat firmalarında görev aldım. İE: Eşinizle tanışmanız iş çevresi sayesinde mi oldu? HB: Eşim İran pazarına açılmak için birini arıyormuş.Tanıdıklarım böyle bir iş olduğunu ilgilenip ilgilenmeyeceğimi sordular. Ben de gittim ve hemen çalışmaya başladım. Daha 23 yaşındaydım ama işimde çok sistemli ve başarılıydım. 1.5 aydan sonra yemek teklifi falan geldi reddettim. Sonra bir gün bir toplantıda sizi kovuyorum dedi. ‘Nasıl olur?’ deyince siz buradayken çalışamıyorum, dikkatimi dağıtıyorsunuz’ dedi. Sonra uzayan çalışmalar, yemekler derken ben de meyilsiz değilim. Daha sonra baktım çıkıyoruz. Seviyordum kendisini, birkaç ay sonra Conrad’da muhteşem bir düğünle evlendik. “Kürtaja zorlandım” İE: 8 yıllık bir evlilikten sonra boşanma davası açtınız. Evliliğinizin yürümeyeceğini ne zaman anladınız? HB:Neredeyse ilk yılında. Bir yabancıydım ve eşimin davranışlarını yanlış anladığımı,Türkiye’de evliliklerin böyle olabileceğini düşünüyordum. İran’da alıştığım standart yok, bir kardeşim bir İtalyan’la evli onların ilişkileriyle karşılaştırıyordum bir Avrupa standardı yok. Sonra yavaş yavaş Türk arkadaşlarıma sordum baktım ki o da yok. İE: Sorunları daha ilk yıl farkettiğinizi söylediniz. Bu sorunları aşarız inancıyla mı 8 yıl geçti? HB: Ben 30 Ocak’da evlendim 28 Şubat’ta bir aylık hamileydim. Çocuk sahibi olunca da bu evlilik yürümeli diye düşündüm. İE: Çocuk olunca annelik duygusuyla devam kararı aldınız ya sonra? HB: Çocuğun kız oluşuna eşim inanılmaz tepki gösterdi. Beni ilk yıkan o tepkilerdi. Bu çok rahatsız edici ama insanların kafasındaki soru işaretleri için artık söylüyorum. Ben 7 aylık hamileyken eşim beni kürtaja zorladı. Kız doğunca beni öldürecek diye düşünüyordum. İE: Şu an kızınızla babasının ilişkileri nasıl? HB:Kızıyla 3 sene konuşmadı benim eşim. Mesela görüyorum şimdi kız çocuğunu seven babalar inandırıcı gelmiyor. İkinci çocuğumu erkek olur diye doğurdum. Çünkü ben eşimi seviyordum. Yine sorunlar vardı. Ama evlilikte belli bir süreçten geçiyorsun. Olmadı hadi bitirelim değil. O kızımı sevmese de kızım onu severdi. Bu arada alkol, şiddet, aldatma.. 200 gramın kavgasını yaptık İE: Şiddete maruz kaldınız mı? HB: Evet kaldım. İE: Herhangi bir yere başvurdunuz mu? HB: Hayır. Bu benim için çok onur kırıcıydı, hem de basına ‘iş adamı karısını dövdü’ diye konu olacağımızı biliyordum. İlk başta özürleri, söz vermeleri inandırıcı geliyordu. Dışardan her şey güzel görünüyordu ama ben evliliğimi kurtarmak için 8 yıl savaş verdim. Ben hep bu kilodaydım ama biz 8 yıl boyunca kilo kavgası yaptık. Ben eşimin yanında doğru dürüst bir tabak yemek yiyemedim. İE: Buna müdahale mi ediyordu? HB: Biz 200 gramın kavgasını çok yaptık. Sürekli zayıflamamı isterdi. Zaten 36 bedenim daha zayıflayamam ki? İkinci hamileliğimi eşime saygımdan doktor kontrolünde geçirdim kilo kalmasın diye. Doktorum artık bebek için yemelisin derdi. Çocuklarım için 8 yıl sabrettim İE: Tüm bu olaylar... Siz sanki bunları kanıksamışsınız. Çünkü 8 yıl az bir süre değil. Peki size boşanma kararını aldıran ‘artık yeter’ dedirten neydi? HB: Çok sabırlıyımdır. Şimdi keşke o kadar dayanmasaydım diyorum. Çünkü ben beklemekle bir insanı değil iki çocuğumun hayatını yıktım. Hep onlar için sabrettim. Bana ‘bizi babamızdan neden ayırdın’ demesinler diye. Ama basına da yansıyan kardeşimle ilgili korkunç olay son damlaydı. Ben boşansam da bu konuda onu affetmeyeceğim. Söyledim evden ayrıldı. 1.5 ay ayrı kaldık. Sonra çok yalvardı. Çiçekler, özürler, yeminler. Bir de çocuklarım yarın ‘anne bir şans versen belki babam düzelirdi’ demesinler diye tekrar biraraya geldik. Olayı hatırlatmaması için pek çok eşyamızı değiştirdik. 3 aydan sonra beni çocuklarımla birlikte evden attı. Çocuklarla kardeşimin evine geldim. Bu kez de bir şey istemeyeceksin diye tehditler başladı. Bayramda bile gelmedi İE: Şu anda çalışmıyorsunuz. İki çocuğunuz kız kardeşiniz yanınızda nasıl geçiniyorsunuz? Vazgeçtiğiniz alışkanlıklarınız oldu mu? HB: Ailem destek oluyor. Çocukların okul masraflarını mahkeme kararıyla eşim ödüyor. Lükse giren şeyleri bıraktım. Ama çocuklarımın standardını düşürmemeye çalışıyorum. Aileme daha fazla yük olmak istemiyorum. İE: Çocuklar babalarıyla görüşüyorlar mı? HB: Mahkeme kararıyla cumartesi sabah 10’dan akşam 19’a kadar birlikte olabiliyorlar. Bayramın ikinci günü de görme hakkı var ama üç bayram geçti hiç bu izni kullanmadı. Bu bayram çocuklara sabah saat 10’da bayramlıklarını giydirdik. 12’ye kadar beklediler ve sonra ikisi de babam bizi unuttu mu diye ağlamaya başladı. Artık onur savaşı veriyorum İE: Evliliğiniz süresince bir çok ortak dostunuz vardı. Onların tavrı ne oldu bu süreçte? HB: Hiç sormayın.Tamamen bir çıkar ilişkisiymiş onlar. Ve birçok kıskançlık varmış boşandıktan sonra anladım. İE: Hep boşandıktan sonra diyorsunuz ama daha boşanmadınız.. HB: Benim kafamda bu evlilik davayı açtığım gün bitti. Ve bu dava da artık benim için bir onur savaşıdır. İE: Hamira Baran boşandıktan sonra ne istiyor? HB: Hayatta her zaman yeni bir sayfa açmak güzeldir. Evliliğim kötü gitmiş olabilir. Dünya güzeli iki yavrum var. Onlar için her şeye değer. Kafamdaki çerçevede ben ve çocuklarım var. Ve o çerçevede şu anda bir eşe yer yok. Kötü bir evlilikten sonra duygusal bir ilişkiye kolay kolay giremiyorsunuz. İE: Boşandıktan sonra hayatınızı Türkiye’de sürdürmeye kararlı mısınız? HB: Tabii ki. Her ne kadar şivem bozuk da olsa, insanlar ‘İranlı gelin’ de dese ben burayı çok seviyorum. Basına yansıyan fotoğraf ve Aktuna İE: Yıldırım Aktuna ve Hamira Baran ismi son günlerde hep bir arada anılır oldu. Yıldırım Bey’in evinden çıkarken çekilen görüntüleriniz hakkında ne diyorsunuz? HB: Eşim bize nafaka vermemek için direniyor. Ben bir şekilde bu çocukları beslemek zorundayım. Televizyonlardan gelen teklifler vardı. Bunlardan biri de ortak bir dostumuz olan Hüseyin Yusuf Bey’in yapım şirketinin hazırladığı projeydi. Hüseyin Yusuf Bey, Yıldırım Bey ile dostlar ve bitişik villalarda oturuyorlar. Bayram arefesiydi Yıldırım Bey seyahate çıkacaktı hepimiz için uygun zaman akşam üzeriydi. Ayrıldığım saat de öyle 4 falan değildi. İE: Sunuculuk mu teklif edildi? HB: Evet. Yıldırım bey de psikolojik danışman olacaktı. Zaten bu olaylardan sonra ayda bir görüştüğüm adamla günde 10 kez konuşur oldum. Bizim tanışıklığımız çocuklarımın okulundan. O fotoğraf da yaklaşık iki bin kişinin katıldığı ve benim çocuklarım ve kız kardeşimle gittiğim Ağaoğlu Mycity’deki bir açılıştan. O gece hepimizin çok fotoğrafı çekilmişti. Yıldırım Bey’le de ayrı ayrı davet edilmiştik.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT