BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vurun edebiyata!

Vurun edebiyata!

Şeyh Galip, bundan böyle sadece bir minyatür mü, yoksa Divan şiirinin en önemli temsilcisi olarak mı hatırlanacak dersiniz?



“Bugüne kadarki tüm edebiyat kitaplarında ‘İslam öncesi Türk edebiyatı’ ve ‘İslam sonrası Türk edebiyatı’ diye bir ayrım var. Oysa ki Türk milletinin miladı, Cumhuriyet’tir. O nedenle ‘Cumhuriyet’ten önce Türk Edebiyatı’ ve ‘Cumhuriyet’ten sonra Türk edebiyatı’ diye bir başlangıç yapacağız ve elbette Divan edebiyatını da öğreteceğiz. Ama edebiyat eğitimi ve öğretimine Cumhuriyet ile başlayacağız. Edebiyat ve edebiyat türleri üzerinde çalışacağız.” Bu sözler, Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’na ait. Bir milletin, kadîm kültürünü yok etmek ve tarihin belli bir döneminden sonra yeni bir kültür inşasına başlamak, gecekondu mantığının tâ kendisi değil midir? Çağdaşlık kelimesinin dar anlamından bakarak ve sadece kelimeler oyunuyla belli bir mantığa hizmet etmek de öyle... Bütün dersler kalksın! Metin Bostancıoğlu’nun, yüzyıllar süren bir geleneğin ismini değiştirmeye veya ruhunu köreltmeye yönelik olarak söylediği/söylemediği tam olarak anlaşılmayan bu sözlerinin altında birkaç soru işareti bulunduğunu belirtmeliyim. Birincisi: Edebiyat, çağdaş veya çağdışı gibi iki ayrı kategoride ele alınamayacak kadar köklü ve süreğen bir kavramdır. İkincisi: Divan edebiyatı, bugünkü edebiyatı da besleyen bir ana kaynaktır. Günümüzdeki herhangi bir şair veya eğitimcinin yüreğinde mutlaka bir Divan esintisi bulunduğu iddiayla sabittir. Üçüncüsü: Sadece “İslam” kelimesi kullanıldığı için böyle bir reforma ihtiyaç duyan bakanlığın Shakespeare veya Molliere’den ve hatta Mevlana’dan, Yunus’tan da vazgeçmesi gerekebilir. Çünkü Fransa Molliere’i bağrından çıkaran bir millet olduğu için hâlâ Fransa’dır; Türk milleti de Mevlâna veya diğerlerini çıkarıp dünya kültürüne armağan ettiğinden... Dördüncüsü: Eğer iddia edildiği gibi “failatün failün” gereksiz ise, matematik derslerinden de havuz problemlerini, basit toplama ve çıkarma işlemlerini veya üç bilinmeyenli denklemi kaldırmak gerekiyor; çünkü bunların da pratik hayatta hiç kimseye bir yararı dokunmuyor. Beşincisi: En iyisi, Cumhuriyet’ten önceki bütün kavram ve gelenekleri ders kitaplarından çıkaralım ve sorunu kökten halledelim... Takıntılı kavramlar Edebiyat, teknik bir mesele olarak ele alındığında, herkesin dudak büktüğü, yüz çevirdiği “failatün, failün” kalıplarının ne kadar önemli olduğunu sadece MEB değil, karmaşık müfredat içinde boğulan öğretmenlerin de anlaması gerekiyor. Birtakım kavramlara takıntılı olmak, bir milleti ayakta tutan ana omurgalardan birini veya birkaçını kırmayı gerektirmiyor. Ben fazla söze gerek bile görmüyorum. Orhan Pamuk’un, “Cumhuriyet döneminden beri edebiyat derslerinde yapılan en büyük hata, öğrencilere okuma zevki aşılanmamasıydı. Milyonlarca öğrenci edebiyatı ezbere dayalı Divan edebiyatıyla tanıdı. Üstelik tüm bunlar kafalara vura vura öğretildi” sözleriyle bir durumu özetlediği; Hilmi Yavuz’un “Kasıtlı bir karar. Tarih geçmişten bugüne doğrudur! Kasıtlı çünkü; alınan bu karar Türk edebiyatı ve kültürü ile olan bağların kopartılması demektir” diye taşı gediğine koyduğu sözleri her şeyi anlatıyor. Anahtar Bak ben sana bir caddeyim Üzerimden geçtiğin her sabah Bir ağacım ben sana, bir akasya Gölgemde otobüs beklediğin Adın nedir adını söyle Sokak başlarına yazayım Yitirdim kendimi senin kentinde Adındır benim sokağım Evin nerde evini söyle İkindileri mi seversin akşamları mı? Gelip kapını çalayım Aç bana, gizli bahçeni göster bana Gözlerinin kilidini ver bana. Gözlerinin kilidini ver bana Kapayayım dünyayı üzerimize Bak, sana bir anahtarım Aç kendini, aşktır, gelen, gizleme. ¥ Ceyhun Atuf Kansu Büyük olmak büyük bir şeydir. Fakat insan olmak ondan da büyüktür. Will Rogers ... Paylaşılan bir sevinç iki kat olur, paylaşılan bir acı ise yarıya iner. Alman Atasözü Tanpınar’a gidelim... İstanbul’un kültür sanat haritasına çok önemli katkılar sağlayan ve neredeyse birkaç yıldır bu haritayı zenginleştiren Kültür İşleri Daire Başkanlığı, alkışlanacak bir etkinliğe daha imza atıyor. Başkanlığın, geçen cumartesi günü sergi ve konferanslarla başlattığı “Ahmet Hamdi Tanpınar Günleri” renkli programlarla devam ediyor. “İstanbul Bir Terkiptir” ana başlığı altında, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Cemal Reşit Rey ve Yerebatan Sarnıcı’nda gerçekleşen etkinlikleri takip etmek, sadece Tanpınar’ın gizemli dünyasını yeniden keşfetmek ve bu dünyaya doğru yolculuk yapmak değil, Türk edebiyatına mührünü vurmuş bir dönem aydınını, tarihteki gerçek yerine oturtmak amacını taşıyor. Geç sayılmaz! İlk iki günün programlarını kaçırmış olabilirsiniz ancak 29 Aralık’a kadar sürecek olan Doğumunun 100. Yılında Tanpınar etkinlikleri TZT’de hergün saat 18.00’de başlayan konferanslar, 29 Aralık saat 19.00’da CRR’deki Tanpınar anısına gerçekleşecek Mahur Faslı ve yine aynı gün saat 19.00’da Yerebatan Sarnıcı’nda Ayla Algan, Ali Çalışır, Hüseyin Köroğlu, Şenay Saçbüker ve Özgür Kemertaç’ın katılımıyla gerçekleşecek Tanpınar şiirleri dinletisi ile devam edecek. Kendi insanını, “güzelle iyinin, şuurla hülyanın elele vereceği çalışkan ve mesut bir dünyaya” götürmek için üreten Ahmet Hamdi Tanpınar’ı yeniden keşfetmek isteyenler, bu etkinlikleri mutlaka görmeli...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94119
    % 1.02
  • 5.3728
    % -1.23
  • 6.1201
    % -1.24
  • 6.9149
    % -1.26
  • 222.945
    % -1.04
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT