BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vakıf yoluyla tuzak

Vakıf yoluyla tuzak

Soygun düzeni dolu dizgin. Vatandaşın hangi devlet dairesine hangi sebeple işi düşse rızasına muhalif olarak kendisinden para alınmakta.



Soygun düzeni dolu dizgin. Vatandaşın hangi devlet dairesine hangi sebeple işi düşse rızasına muhalif olarak kendisinden para alınmakta. Muamelenin icrası için vezneye para yatırmak gerekiyor. Sanıyorsunuz ki o muameleden dolayı verilmesi gereken harç-pul vs. bedeli. Para yattıktan sonra makbuza bakıldığında ‘bağış’ yazdığı görülüyor. Mesela 10 milyon ÖDENİYOR, bunun iki milyonu resmi bedelse kalanı bağış. Vicdana bakınız... Herkes bağış yapmaya muktedir mi? Üstelik sormadan, izin almadan hediye, sadaka, teberru vs. olur mu? Adı, adliye, tapu... her ne olursa olsun resmi dairelerde iş yapmak isteyenin ilk karşılaştığı bu vakıf şebekesi. Daha doğrusu şebekeyi bulması imkânsız. Onlar adına ortada bir vezne, bir de makbuzlarla onu kesen kimseler bulunuyor. İşte rakkamlar açıklanmakta. Devlet, kendi resmi dairelerinde ve kendi memurları vasıtasıyla kurulmuş bu ne idüğü belirsiz, kime hizmet ettiği meçhul sözde vakıfları kontrol edemez olmuş. Ticaret erbabını kafaya takarak ikide bir ‘kayıt dışı ekonomi’ diyenler görsünler. Bundan âlâ kayıt dışı ekonomi olur mu? Ortada dönen rant yarım katrilyona yaklaşmış vaziyette. Bu trilyonlar kime gitmektedir, nerelere harcanıyor? Vakıfla zererce münasebeti bulunmayan menfaat ocaklarının kapatılması lazım. Hem de tez zamanda. Vakıf... Dile kolay. O sadece Allah için olur. Harcı, haraca çeviren mekanizmaya ‘vakıf’ denemez. Menkıbe... Hazreti Süleyman’ın -aleyhisselam- mucizelerinden biri de kuşlarla konuşmaktı. Bir gün hüthüt kuşuyla konuşurlarken kuş O’na dedi ki ‘istersem şu sarayı başına geçiririm.’ Peygamber irkildi. Şaşırmıştı ‘nasıl olur, şu ufacık cirminle ne mümkün?” diye karşılık verdi. Hüthüt, “bir vakıf malından bir çırnak çamur getirir sarayının çatısına sürerim, tâcın tahtın yer ile yeksân olur” dedi. Bu zulüm, sayısız vakıf eser bırakmış ecdadın ahından küçük bir numune. İstanbul’un yüzde 65’i vakıfmış. Ne oldu? Çalındı-çırpıldı, talan edildi, kapanın elinde kaldı. Ne vakfın satılmazlığı dikkate alındı ne vakıf şartnamesi. Her şey yenilip yok edildi. Ruhlara azap çektirildi. Halbuki onları vakfedenler, dünya durdukça kalsın istemişlerdi. Bir ânda bütün kuyumculardan altınları kaldırırsanız ertesi günü onların yerini aynı vitrinlerde sarı tenekeler alır. Üstlerinde yine altın yazacaktır. Ortada sadece kelime benzerliği vardır. Kamu alanındaki hiçbir vakıf vakıf değil. Özel alandaki vakıflaraysa devletten rahat yok. Bu kadar tezatı anlamak için Türkiye’de yaşamak lazım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100081
    % 0.41
  • 5.307
    % -0.47
  • 6.0307
    % -0.42
  • 6.9272
    % 0.13
  • 218.411
    % -0.97
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT