BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kayıp seneler

Kayıp seneler

Düşmanlarımızın çokluğundan ya da politikadaki beceriksizliğimizden midir nedir; milletlerarası arenada, masa başında kaybetmeyi itiyat haline getirmişiz! Her nedense, gücümüzü kullanmayı bir türlü beceremiyoruz!



Düşmanlarımızın çokluğundan ya da politikadaki beceriksizliğimizden midir nedir; milletlerarası arenada, masa başında kaybetmeyi itiyat haline getirmişiz! Her nedense, gücümüzü kullanmayı bir türlü beceremiyoruz! Oysa; güç konusunda bizim yanımızda esamisi okunmayacak zayıf milletler; mesela bir Yunanistan, bir Ermenistan ve bir Bulgaristan -ki bunlar, bizim dünkü eyaletlerimizdi- tuttuğunu koparıyor ve oturdukları masalardan hep kârlı kalkıyorlar. İşte, buna diplomasi diyorlar ve maalesef biz, bu diplomasi denilen nesneyi dışarıya karşı değil de içerideki kendi insanımıza karşı kullandığımızdan; başarılarımız yalnızca kendimizi kandırmakla kalıyor! Son on sene içerisinde Türkiye’nin kaçırdığı tarihi fırsatlar, binlerce senelik bir milletin tarihinde kolay kolay ele geçmeyecek cinstendi. Mesela; bir Sovyet İmparatorluğu yıkılmış, biz sadece seyirci kalmışız. En yetkili ağızlardan müteaddit kereler dinlemişizdir; Rusya’nın Çeçenistan’a karşı giriştiği kanlı soykırıma gerekli tepkiyi gösteremeyişimizin sebebi, Rusların elinde tutukları PKK kartı idi! Biz, bir PKK belasıyla 15 sene uğraştık. Onca insan, maddi ve manevi kayıplarımız oldu. İsrail, bizim yerimizde olsa idi; acaba aynı PKK belasıyla 15 sene uğraşır ve aynı kayıpları sineye çeker mi idi? Daha işin başında; 24 saat içerisinde Suriye’nin bir ucundan girip, öbür ucundan çıkar ve PKK belasının kendi ininde yok etmez mi idi! Nitekim, 15 sene sonra da olsa, onca kayıpların ardından; bir Paşamız (Org. Atilla Ateş) Hatay’da gürledi ve Suriye, Abdullah Öcalan’ı sınır dışı etmek zorunda kaldı! Bu daha evvel yapılamaz mı idi? Nerede bizim siyaset ve devlet adamlarımız? Neden ellerindeki askeri gücü, masada kullanamıyorlar? Düşünebiliyor musunuz; askerin Hatay’daki gürlemesi olmasa idi, biz hâlâ PKK belasıyla boğuşur olacaktık! ABD, ikiz kulelerine saldırıldı diye, Okyanus ötesi ülkeye savaş açtı; dünyanın sesi mi çıkabildi? Bizim kayıplarımız, ABD’nin ikiz kulelerindeki kayıplardan daha az mıydı? Suriye’nin neyinden çekindik? Elindeki demode olmuş Rus silahlarından mı? Ülkesini açık hapishaneye çeviren ve kendi insanının nefretini taşıyan Esad’a neden haddini bildirmedik? Hükümet yetkililerimiz Şam’a gittiklerinde, Öcalan’ın kaldığı yeri, telefon numarasına varıncaya kadar, Suriye’li yetkililere verirken; neden bu halin harp sebebi olacağı vurgulanmadı ve devamlı olarak havanda su dövülüp gelindi? Bu bölgede bizden daha güçlü bir ülke var mı? Biz, neden gücümüzün farkında değiliz? Elinizdeki gücü, dışarıya karşı değil de içeride kullanma sevdasında olursanız; varacağınız nokta budur! Ve, bununla ancak dışarısının ekmeğine yağ sürersiniz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT