BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl bir edebiyat?

Nasıl bir edebiyat?

Geçen haftanın gündemini meşgul eden edebiyat eğitiminde değişiklik kararı, başka tartışmaları da beraberinde getirdi. Bilim adamları, tartışmaları “nasıl bir edebiyat eğitimi” noktasında değerlendiriyor.



Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun, “Türkiye’nin miladı Cumhuriyet’tir. Dolayısıyla edebiyat tasnifi de Cumhuriyet öncesi ve sonrası şeklinde yeniden ele alınacaktır” sözleriyle başlayan tartışma farklı bir noktaya doğru gidiyor. Bu zamana kadar yapılan edebiyat eğitiminin eksikliği, yetersizliği ve ezbere dayalı oluşunu öteden beri eleştiren bilim adamları, yapılacak değişikliklerin, eğitimin en önemli dallarından olan edebiyat konusuna köklü bir çözüm getirmesini istiyorlar. Kültürün ana göstergesi olan edebiyatın, gerçekte insanı esas aldığını belirten Prof.Dr. Kazım Yetiş, Bu bakımdan, geçmişten günümüze insanoğlunun güzelliklerini biz, edebiyat metinlerinde buluruz. Edebiyat yolu ile geçmiş devirlerin insanları ile günümüzün insanları kucaklaşır, sınırlar kaltarak bütün insanlığın zekası bir noktada iyi, doğru ve güzellik noktasında buluşur” diye konuşuyor. Prof.Dr. Yetiş kadar, görüşlerine müracaat ettiğimiz Prof.Dr. Mustafa Erkal ve Prof.Dr. Necat Birinci de edebiyat eğitiminden vazgeçilemeyeceğini, aksine milli bir mesele olarak ele alınması gerektiğinin altını çiziyorlar. İdeolojik yaklaşım İktidarlar kendi ideoloji veya anlayışlarını edebiyat yolu ile çocuklarımıza aşılama gayretinden vazgeçmelidirler. Edebiyat, bir milletin duygu, düşünce ve hayallerinin, dil ve yaşayış şekillerinin, hassasiyetlerinin yansıdığı, yer bulduğu bir güzel sanat dalıdır. Edebiyat tarihi çok yaygın bir anlayışla medeniyet tarihinin çok önemli bir koludur. Edebiyat, insan zihninin, anlayış ve idrakinin gelişmesini sağlayan en önemli eğitim aracıdır. İnsanı esas alır ve insana hitap eder. Bu bakımdan geçmişten günümüze insanoğlunun güzelliklerini biz, edebiyat metinlerinde buluruz. Herkes Fuzulî, Shakespeare, Goethe olamaz ama insanlığın yüz akı olan o zekâlardan herkes faydalanabilir. Bizde edebiyat öğretimi başlangıçta güzel yazmaya ve yazılan eserlerdeki güzellikleri anlamaya yardımcı idi. Sonraları edebiyat tarihi çerçevesinde geçmişten günümüze güzelliklerin yaşatılması şeklinde algılandı. Fakat uzun zamandır, 40-50 seneden fazla bir zamandır, konuya ya ideolojik yaklaşıldı yahut da tarihî bilgilerin kuruluğu içerisinde kalındı. Çünkü geçmişten kalan eserlerdeki güzellikleri artık kavrayamıyorduk. O zaman en kolay yolu, ezberciliği seçtik. Alaylı eğitim sistemi Bu konuda hazırlanan ders kitaplarında Türk Dili ve Edebiyatı genel sınıflar içinde dilin gelişimini gösteren herhangi bir amaca göre değil, devirlerin genel özelliklerini göstermek endişesi ile seçilmiştir. Bu özellikler genel sanat anlayışı olabileceği gibi devrin siyaseti ve fikri yönelişlerini belirleme şeklinde de olmuştur. Oysa Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde daha baştan neyi amaçlanmak isteniyorsa o yönde programlanmalı. Kanımca amaç şu olmalı; ilk öğretim ve lise bir bütün olarak düşünüldüğünde 11 yıllık bir süreç sonunda öğrencinin Türkçe’yi kaç kelime ile konuşup yazdığı, kaç kelime ile fikir ürettiği, kendini, çevresini ve topluma ifade ettiği ölçüsü esas alınmalıdır. Bunu bilebilmek için öğrencinin ilkokul 1. sınıfına dağarcığında kaç kelime geldiğinin bilinmesi gerekir. Ne yazık ki, bu Türkiye’de bilinmiyor. Çünkü hiç bir dönemde Talim Terbiye Kurulu böyle bir çalışma içine girmedi. Biz bunu 400-600 kelime olarak düşünüyoruz. Bu taban üzerine her Türkçe ders saati 3 veya 6 kelime bu dağarcığa eklendiğinde 11 yıl sonunda öğrenci 4 bin ila 6 bin kelimeye ulaşmış olacaktır. Bu rakamlar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Yahya Kemal’in, Peyami Safa’nın ve Nazım Hikmet’in dilidir. Eskilerden gelen, 1900’lü yılların alaylı eğitim sistemi devam ettiriliyor. Türk Dili ve Edebiyatı ders kitaplarında yapılacak değişiklik belli edebiyat devrelerini eğitim içinden çıkarmak şeklinde değil, bütün edebiyat devirlerinin metinlerini Türkçe’yi 4 bin ila 5 bin kelimeyi Türk çocuklarına kazandıracak şekilde metinler seçilerek planlanması olmalıdır. Tarih bir bütündür! ‘Eğer Milli kültürümüzün önemli bir göstergesi olan Milli edebiyatımız konusunda iyi bir eğitim yapmak istiyorsak özellikle üniversite sınavlarında edebiyata gerekli soru ağırlığını vermeliyiz. Ne yazık ki, liselerde edebiyat dersleri boş geçiyor. Türkiye Cumhuriyeti bir gecekondu devleti değildir. O halde Türk tarihini bir bütün olarak görmeliyiz ki, bunu son yıllarda yakaladık, böylesi önemli bir meselenin devamını getirmeliyiz. Eserler ve dönemler sadece yazarlarla bağımlı değil şüphesiz, bunun bir sosyal boyutu da var. Büyük önem taşıdığına inandığım edebiyat dersleri, edebiyat sosyolojisi ile birlikte düşünülmeli ve aynı çerçeve içinde algılanmalı. Edebiyat bir sonuçtur, sadece yazarın imzasını taşımaz, o dönemin damgasını taşır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT