BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Söğüt’te köylü ve özel kesim

Söğüt’te köylü ve özel kesim

”Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Başkanı, sayın Dr. Metin Eriş’in daveti ile 23 Nisan günü kuş ve çocuk cıvıltıları arasında Söğüt’te idik.



”Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Başkanı, sayın Dr. Metin Eriş’in daveti ile 23 Nisan günü kuş ve çocuk cıvıltıları arasında Söğüt’te idik. Eski Kocaeli Valisi Dedeoğlu, Türk Edebiyatı Vakfı Müdürü Gazi Altun ve yazar Ayla Ağabegüm’ün de katılmaları ile gittiğimiz Bilecik ve Söğüt’te, yaptığımız açık oturumu dün anlatmıştım. Ayrıntılarını 26 Nisan’da anlattığım, açık oturumun konusu, Osmanlı’nın, İslâm ve Türk büyüklüğünü, 700 yıl ayakta tutan hoşgörü (müsamaha, tolerans) anlayışı idi. Ancak ben, bu tarihi gerçeğe bir de şerh koyarak dedim ki: Hoşgörünün dünyaya, Kur’ân buyruğu, peygamber mektupları ve sonra Hz. Ömer adaleti ve Fatih Sultan Mehmed dirayetiyle (devlet felsefesi olarak) yayıldığı şüphesizdir. Osmanlı devleti ise o hoşgörünün en üstün tatbikatçısıdır. Fakat biz bugünkü kafamızla müsamahayı “teslimiyet” hatta onursuzluk haline getirmişiz. “Yurtta sulh cihanda sulh” sözünü de, anlamından çıkararak maskaraya çevirmişiz. Bugünkü baş hünerimiz: Yurtta, halkımızı ezecek düşmanlıklar türetmek, dışarda da düşmanlarımızın her yaptıklarına boyun eğmektir. Meselâ: Yunanlı’nın, düşmanımız olduğunu herkes bilir, ama biz o düşmanın kötülüklerini, çocuklarımıza anlatmayız. Oysa bütün milletlerin çocukları, hoşgörü ve barışı bizden iyi biliyorlar ama, tarihî ve mevcut düşmanlarını da hiç unutmayıp bize karşı hazırlanıyorlar. Eski düşmanlarına değil, ilerde kötülük yapması muhtemel olanlara karşı da uyanıklar. Osmanlı’nın çok güçlü devirlerinde, kuvvetine göre dozunu çok güzel ayarladığımız tolerans (hoşgörü) zamanla bizi onlara mahkûm hale getirmiştir. Yüz verdiklerimizden yemediğimiz tokat kalmamıştır. Onun için inşaallah yeniden yükseleceğimiz Kanunî Süleyman devri gibi zamanlarda dostu düşmanı ayırt edecek bir dış siyasetimiz, devletimiz ve milli eğitimimiz olacaktır. Özel kesimimizin, (bütün Türkiye ve hattâ dünyada olduğu gibi) Osmanlı Devleti’nin gözesi (kaynağı) Söğüt’te de neler başardığını bu kısa gezimizde elle dokunurcasına hissettik ve ilçe yönetimi adına, otuz kişilik bilgin ve yazar kafilemizi Sörmaş ve Termal Seramik ağırladılar. Söğüt’teki Mermer ve Seramik varlıklarını onlar değerlendiriyorlar. Daha pek çok küçük büyük fabrika ve imalâthaneler Söğüt’te işsizlik âfatını gidermeye çalışıyorlar. Bundan ibaret değil, çevrelerini, yüzbinlerce ağaç ile yeşillendiriyor, tarım arazilerini onarıyorlar. Termal Purup’un genel müdürü, Seramik Yüksek Mühendisi Özcan Ünaydın, Hammadde Müdürü Yük. Mühendis Hayrullah Kaşıkçı, Satış Müdürü Kimya Mühendisi Ruhittin Sönmez beylerle ayaküstü güzel sohbetlerimiz oldu. Söğüt’te bir de dikili ağacımız var şimdi. Merak edenler, Termal’in dikim alanına baksınlar. Söğüt bahçe ziraati, mermer sanayii, küçük işletmeler ve hele Ertuğrul Gazi çevresinin açılarak yeniden yapılması üzerine faydalı konuşmalarımız, dostlarca benimsendi. Söğüt’te hayvancılık ve Sakarya’nın kolları üzerinde yapılan verimli domates ve diğer sebze seracılığı üzerinde görüp öğrendiklerimi, daha sonraki ziyaretlerimde, inşaallah yazacağım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT