BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Arbaş klâsiği

Bir Arbaş klâsiği

“Geleceğin veya geçmişin değil, kendi resmimin peşindeyim ben” diyen Avni Arbaş, resimle geçen 60 yılının özetini bir retrospektif sergiyle sanatseverlere sunuyor.



Avni Arbaş’ın, 10 özel koleksiyondan seçilen ve aralarında “Manzaralar”, “Nature-Mortlar”, “Portreler”, “İnsan Manzaraları”, “Atlar/Atlılar” gibi temaları konu alan 110’u aşkın eserinin yanısıra, sanatçının hayatından önemli kesit fotoğraflarının yer aldığı retrospektif sergisi Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Dev sergi kapsamında, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan, Ferit Edgü’nün kaleme aldığı Avni Arbaş kitabı da sanatseverlere sunuldu. Kendi sesi Resme başladığı yıllardaki çizgisini geliştirerek bugüne kadar getiren ve bu süreçte moda olan akımlara kendini kaptırmayan Avni Arbaş, kitapta şöyle anlatılıyor: “O, kendinden önce varolan resmin dilini kullanarak, o resim dili içinde kendi sesini, dilini ve kişiliğini aramıştır. Bu nedenle Avni’nin yaklaşık yarım yüzyıllık sanatında iniş çıkışlarla karşılaşmıyoruz. Nerede olursa olsun hep aynı resmi yapıyor. Avni gibi sanatçılar, kendinde bir geçmiş ve o geçmiş içindeki sanatçılardan bazılarını seçer yol gösterici olarak. Onlara öykünmek için değil, onlarla bir göbek bağı olduğunu sezdiği için böyledir bu..” Modern resmin ustaları arasında Avni Arbaş’a en yakın sanatçının Picasso olduğunu belirten Edgü, “resim, benden daha güçlü, ne isterse yaptırıyor bana” diyen Picasso’nun tam tersine, Arbaş’ın “resme söz geçirmeye çalıştığını” söylüyor. Sanatçının, öğrencilik döneminden yıllar sonra gerçekleştirdiği gerek desenlerinde, gerek yağlıboyalarında belli bir ustalığın izlerini taşıdığını ilave eden Edgü, Arbaş’ın sanat çizgisini ise şöyle değerlendiriyor: “Bu resimlerde gördüğüm bir şey var ki, o, pek o kadar olağan değil. Avni’nin Türkiye’de, daha sonra Fransa’da, daha sonra yine Türkiye’de geçen, uzun sanat hayatı boyunca, Akademi’deki gençlik yıllarında tuttuğu yoldan ayrılmamış olması. Kuşkusuz, aradan geçen yıllar boyunca hep aynı resmi yaptı demiyorum. Ama, her zaman, aynı anlayışta resimler yaptı, diyorum”. Resim bir itiraftır Arbaş ise, “Resim bir itiraftır” diyor ve ekliyor “Hayatın gayesi kendisi olmaktır insanın. Kalkıp başkası olmaya kalksam ne ifade eder bu... sanatçı kendini ifade eder resimlerinde.” Eleştirmenler, Avni Arbaş’ı doğanın bir kopyacısı olmaktan kurtaranın, modeli yani tabiatı kendi tuvalinde yeniden biçimlendirmesi olarak yorumluyor. (0 212 316 15 73) İhanet etmedi! 1919’da İstanbul’da doğan Avni Arbaş’ın resimle ilişkisi çocukluk günlerine, babası, Kuvâyi Milliye subaylarından süvari albayı Mehmet Nuri Bey’in çalışma odasında gördüğü suluboyalara ve yine babasıyla başladığı ilk resim alıştırmalarına kadar uzanıyor. 1946 yılında Galatasaray’dan mezun olup, kazandığı bursla Fransa’ya giden sanatçı, aynı dönemde hayatını Paris’te sürdüren ressamlarımız Fikret Mualla, Abidin Dino, Nejad Devrim, Mübin Orhon ile birlikte “L’Ecole de Paris” sanatçıları arasında anıldı. 1951’den bu yana İstanbul, New York, Paris, Ohio gibi sanat merkezlerinde kişisel sergiler açan Avni Arbaş, hayatının 30 yılını Paris’te geçirdi ve 1977’de Türkiye’ye döndü. 1970 ve 80’lerde ağırlıklı olarak “Mustafa Kemal” portrelerinin yanısıra, “İstanbul” ve “Boğaz” konulu eserler üreten Arbaş, Foça’da yaşıyor. Sanatçının eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Musee de Picasso (Antibes), Amman Güzel Sanatlar Müzesi gibi kurumların yanısıra, Türkiye, Fransa, İtalya, İsviçre ve ABD’deki özel koleksiyonlarda bulunuyor. Sanatçı, 60 yılı aşkın sanat hayatını bir cümle ile özetliyor: “Kendime hiç ihanet etmedim!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT