BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Düdüklerin efendisi

Düdüklerin efendisi

Elde var bir... Geriye kaldı 364 gün... 2002 yılınızı ikibiniki kere kutlar, 2001’i bir daha yaşamamayı en azından kendi adıma temenni ederim...



Elde var bir... Geriye kaldı 364 gün... 2002 yılınızı ikibiniki kere kutlar, 2001’i bir daha yaşamamayı en azından kendi adıma temenni ederim... Gönül, dostlara iyi haberler vermek ister, ama aksi gibi, ortada ne dost var, ne de güzel bir haber... Yangınlar, ekonomik krizler, zelzeleler, seller, hakemler... Fecaatlarla dolu bir yılı geride bıraktık... Başımıza gelmeyen kalmadı. Devalüasyon, enflasyon, manüplasyon, hakeme isyan... Terim oradan, Denizli buradan... Medya her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa taammüden teknik direktör öldürüyor, futbolcu öldürüyor, hakem öldürüyor... Medya reyting uğruna şov yapıyor. Bir adamı işinden kovdurtmak konusunda nasıl bu denli utanmazca bir gayret içinde olabiliyor? Reyting denilen haydudu nallayacak kahraman şerifi umutla bekliyoruz. Şöyle bir ağız tadıyla spor programı izleyemez olduk. Yok mu şu yıldızı göğsüne takacak bir vatan kovboyu? Ortada her zaman yazılmış hazır mizansenleri vardır; G.Saray, federasyonu ve dolayısıyla da hakemleri arkasına alır... F.Bahçe medyadaki kilit isimleri sayesinde hiçbir zaman haksızlığa uğramaz... Beşiktaş mafya tarafından yönetilir ve korunur... Trabzon’un eli silahlıdır, stadda adamı rehin alır... Hiç taraftarı olmayan yalnızca hakemlerdir... Çayıra karşı yatır beni, tırmala beni kaşı beni... Hakemler, yağmurda, karda, çamurda her zaman ve her ortamda i...’dirler... Hele içlerinden adam gibi adam çıkmaya görsün, medyadaki abileri kodu mu oturtur... Şimdi yeni bir kurban daha düdüğünü çala oynaya geliyor... Aha, alın size Ali Aydın... Düdüklerin efendisi... Gıcır gıcır bir hakem... Yalnız hakem değil hakim... Gözünüz aydın derlerdi, şimdi diliniz “Aydın” olacak... Tabii ki; onun da ilk fırsatta hem düdüğü, hem ayağı kayacak... Adam iyi çalıyor ama siz de iyi çırpınıyorsunuz... Hakemleri torbaya değil, ortaya atıyorsunuz... Vurun abalıya diyorsunuz... Konumunuz, kaleminiz ve cebiniz itibarıyla böylesiniz... Peki, ya o insanların itibarı?.. RASTGELE ALTAYLI!.. İçimde iki tane Fatih Altaylı yaşıyor. Biri beynimi kemiriyor, diğeri gönlümü seyiriyor... Bir tarafım adama hak veriyor, öbür tarafı tad vermiyor... Kim bu adam? Birden nasıl girdi hayatımıza... G.Saray benim için bir yaşam biçimi... İşim gereği onunla yatıyor onunla kalkıyorum. Ne çoluk, ne çocuk... Dolayısıyla bugünlerde Altaylı’yla meşguluz... Gitti Fatih geldi Fatih? Terim’den sonra Altaylı... Kim bu adam?.. G.Saray İkinci Başkanlığı’nı bedavadan bulan birisi olarak gazel atıyor... O koskoca makama yakışmıyor... İyi bir gazeteci belki ama iyi bir ikinci başkan asla değil... Haklı olduğu konuda haksız duruma düşmeyi çok iyi becerebilen bir yönetici... Peki ya öbür yüzü?.. Sözünü esirgemeyen cesur yürek... Terim gibisinin bile yanlışını yüzüne çarpan babayiğit...Kaba saba ama dobra... Ve mert bir delikanlı... Bakalım hangi Altaylı ağır basacak? Beyin kemiren mi, gönül seyiren mi?..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT