BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SEN ONU KÜLAHIMA ANLAT

SEN ONU KÜLAHIMA ANLAT

Bir TIR, gariban bir Türk’ün otomobiline arkadan çarpmış. Trafik ekibi gelmiş.. Şefleri kazaya bakmış, “Herşey gün gibi ortada.. Evraklarınızı verin, gidin” demiş. Raporu bir gün sonra gelip almalarını söylemiş.



Bir TIR, gariban bir Türk’ün otomobiline arkadan çarpmış. Trafik ekibi gelmiş.. Şefleri kazaya bakmış, “Herşey gün gibi ortada.. Evraklarınızı verin, gidin” demiş. Raporu bir gün sonra gelip almalarını söylemiş. Kazanın mağduru bir gün sonra raporunu almaya gitmiş.. Aaa bir de bakmış ki kaza zannettiği gibi değil. TIR duruyormuş da, bizimki geri geri gidip TIR’a çarpmış da.. Yüzde yüz kusurlu imiş de.. Memura, “Bu ne iş” demiş, “Dün sen de orada idin.” Memuru komiserine göndermiş. Komiseri, “Bu iş böyle, istersen git şikayet et” demiş. Bizim Türk, akıl danışmak için bir savcıya gitmiş. Savcı prosedürü anlatmış: “Şimdi sen itiraz etsen keşif kararı verirler.. Ama bu karar bir seneden önce çıkmaz. Bir sene arabanı bu halde tutabilir misin.. O TIR’cıyı arasan bulamazsın.. Adresi sahtedir, telefon sahtedir.. Bulsan da karar olmadan birşey yapamazsın. Bana kalırsa bu işi sineye çek.” ..... Bir bakanımız, “Ben kriter mriter anlamam” demişti. Kriter mriter dediği Kopenhag kriterleri.. AB bizden işlerimize çeki düzen vermemizi istiyormuş ama aslında bu istek vatanın bölünmez bütünlüğüne kasıtmış. Vatanını seven siyasetçiler devlet zırhını deldirmezlermiş. Vatanın bölünmez bütünlüğü tehdit altında iken polisin zarfı ile, kaza raporu tutan adamla ilgilenmek hakikaten biraz ayıp olur. ..... Bir Türk bir Türk’e demiş ki: “Önce vatan, sonra rapor, sonra zarf, sonra millet...” Öbür Türk de, “Irak’ın toprak bütünlüğü de bizden sorulur” demiş. YORMAYIN KENDİNİZİ Halide Edip, Mor Salkımlı Ev kitabında meşrutiyet günlerini anlatırken, “Devrin iki yakışıklı konuşmacısı Rıza Tevfik ve Selim Sırrı halka her yerde uzun nutuklar çekiyorlardı” diye yazıyor. Rıza Tevfik’in hamallara meşrutiyeti anlatmasından örnekler veriyor: Hamallar -Söyle bize meşrutiyet ne demektir? Rıza Tevfik -Meşrutiyet öyle birşeydir ki onu bilmeyen eşektir. Hamallar -Biz hep eşeğiz Rıza Tevfik -Babanız da bilmiyordu. Siz eşşeoğlueşek olduğunuzu söyleyin bakalım. Hamallar hep bir ağızdan -Hepimiz eşeoğlueşeğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT