BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sporcu!..

Sporcu!..

2001 biterken, bir çok gazete ve TV “yılın adamı... yılın sporcusu... yılın siyasetçisi... yılın iş adamı... yılın bürokratı..” gibi anketler yaptı, “birilerini seçti!.”



2001 biterken, bir çok gazete ve TV “yılın adamı... yılın sporcusu... yılın siyasetçisi... yılın iş adamı... yılın bürokratı..” gibi anketler yaptı, “birilerini seçti!.” Genellikle, yayın organları “bu seçimleri yaparken”, hangi sebeplerin ve ölçülerin “ön plana çıktığını” açıklar. Ama “bu gerekçeler” çoğunlukla “insanı tatmin edecek ölçülerde olmaz.” Aslında, ben bildim bileli, bütün dünyada “yıl sonlarında yapılan bu anketler ve seçimler” tartışmalara sebep olur!. Time’ın kapağından, Muş Postası’na kadar!.. Ben bugün, Time’ı, Bild’i, Corriera Della Sport’u bir tarafa bırakıp, “bizim spor medyamızda ne - nasıl yapılıyor” onun üzerinde duracağım!. İster “yılın sporcusunu” seçin, ister “haftanın sporcusunu!..” “Öncelikle” seçeceğiniz kişinin “sporcu olması gerekmiyor mu?” Adı üzerinde; “sporcu!” İyi de, acaba “sporcu” deyince akla “sadece” sahalara çıkıp “koşan, atlayan, oynayan, döven, yenen, rekor kıran” insan mı gelecektir? Sporcunun “sadece yaptığı spor branşındaki performansına bakarak”, onu “haftanın, ayın, yılın sporcusu seçmek” ne derece doğrudur? Önümüzde “yalın” bir örnek var: Mesela, “Daum’u yılın teknik direktörü seçmek” doğru olur mu? O “takımını başarıdan başarıya koşturan” bir hoca olabilir!. Ama, “bir hoca olarak hiç ama hiç yapmaması gereken birkaç şeyi art arda yapan”, yani “uyuşturucu kullanan”, “yalan söyleyen” ve de “halkını, spor kamuoyunu aldatan” bir hocanın “sahadaki başarısı ne olursa olsun” acaba “yılın teknik adamı seçilmesi”, hem etik ve hem de sportif değerler itibarıyla ne kadar doğrudur? Bütün bunları neden yazıyorum? Mesela bir TV’de, “koca bir spor programını nerede ise bir futbolcuya ayıran ve onun attığı bir tekme ile jenosit suçu işlediğine seyircilerini inandırmaya çalışanların”, sonra da “aynı futbolcuyu şu veya bu gerekçelerle” hem de aynı programda “haftanın futbolcusu” adayı göstermelerine ne demek lâzım, bilemediğimden, yazıyorum!.. “Haftanın futbolcusu olmak için” acaba “sadece” güzel goller atmak ya da kurtarmak yeterli mi? “Futbolcu, yani sporcu olmanın asgari şartlarına uyarak hareket etmeyenler”, sahada ne yaparlarsa yapsınlar, mesela “hakeme tükürdülerse, rakiplerini tekme atarak sakatladılarsa ya da seyircilere küfrettilerse”, nasıl olur da “haftanın futbolcusu ya da sporcusu unvanı için” aday seçilirler ve hatta “adaylıktan da öteye o unvana layık görülürler?” “Fair play” konusunda “attıkları zaman mangalda kül bırakmayanların”, bu kadarcık bir “nüansa bile dikkat etmemelerinin” sebebi nedir? “Acaba”, çok yorumcunun ve yayın organının “yılın sporcusu seçtikleri” bazı sporcuların “olaya bu yönüyle baktığımızda”, hem de çok açık olarak “yılın sporcusu” unvanına “ne kadar ters düştükleri” de ortada değil mi? “Ben sporcunun ahlâklısını severim” diyen büyük Atatürk, “neyin ne olduğunu ve olması gerektiğini” taa 1930’larda bizlere göstermedi mi? Yoksa birileri, “çağın gereği (!)” olarak., “sporcunun özellikleri arasından” hem de nerede ise altını da çizerek “ahlâklı olmayı çıkardı” da haberimiz mi olmadı?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT