BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yanlışı bir yana, doğrusu bile zararlı!

Yanlışı bir yana, doğrusu bile zararlı!

Tefsîr yazanın onbeş ilimde mâhir olması lâzım geldiğini bildirmiştik. Bunları bilmeyenlerin hadîs ve tefsîr okumağa kalkışması, mide hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yemesine benzer. Hâlbuki, bu hastanın, önce perhîz yapması, sonra, kuvvetli yemeğe başlaması lâzımdır.



Tefsîr yazanın onbeş ilimde mâhir olması lâzım geldiğini bildirmiştik. Bunları bilmeyenlerin hadîs ve tefsîr okumağa kalkışması, mide hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yemesine benzer. Hâlbuki, bu hastanın, önce perhîz yapması, sonra, kuvvetli yemeğe başlaması lâzımdır. Ana ilmleri okumayanlar, din öğrenmek için, Kur’ân tercümesi, tefsîr, hadîs okumağa kalkışırsa, bunları kavrayamaz. Yanlış anlayarak, dînini, îmânını da kaybeder. Ana yuvasından almış olduğu ve senelerce, titizlikle sakladığı kıymetli îmânını gayb eden birkaç ilerici kimse ile karşılaşdım. Bunların dinden çıkmalarına sebep olan, zihnlerindeki şüphenin nasıl meydâna geldiğini sordum. Tefsîr okuyunca, Kur’an-ı kerim hakkında şüphelerim hasıl oldu. Kur’an-ı kerime olan saygımı kaybettim, dedi. Bunun için hiçbir tefsiri tavsiye etmeyiz. Uydurma, anlamadan yazılan tefsîrleri ve tercümeleri bir yana bırakalım, meşhûr tefsîrler bile, ehlinden başkasına zararlı oluyor. Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini anlıyabilmek için, temel bilgileri iyi öğrenmek lâzımdır. Bu ilmleri bilmeden tefsîr, hadîs okumağa kalkışan, îmânını kaybeder. (Berîka) kitâbının binikiyüzdoksanyedinci sahîfesinde, “Tefsîr kitâblarına tâbi’ olmamız emr olunmadı. Fıkh âlimlerine tâbi’ olmamız emr olundu” buyurmakdadır. (Birgivî vasiyetnâmesi) şerhinde diyor ki, “Kelâm ve fıkh âlimlerimiz, tefsîrden, hadîsden anladıklarını, bizim gibi din câhillerine, açık, kolay öğretmek için, binlerce (Fıkh) ve (İlm-i hâl) kitâbı yazmışlardır. İslâmiyyeti doğru öğrenmek için, o fıkh ve ilm-i hâl kitâblarını okumakdan başka çare yoktur”. Hâce Muhammed Pârisâ hazretleri, (Tuhfet-üs-sâlikîn) kitâbında, İmâm-ı Gazâlî’den alarak buyuruyor ki, “Üç kimse, Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını anlıyamaz: Birincisi, Arabîyi iyi bilmiyen ve tefsîr okumamış olan câhil. İkincisi, büyük bir günâha devâm eden fâsık. Üçüncüsü, i’tikâd bilgilerinden birini yanlış anlayıp, anladığına uymadığı için, hak sözü kabûl etmiyen bid’at sâhibi. Ehl-i sünnet i’tikâdından ayrılmak büyük günâhtır. Bunun için bid’at sâhibi olan Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını anlıyamaz. Çünkü bid’atin zulmeti kalbi karartır. Görülüyor ki, Ehl-i sünnet mezhebinde olmıyan, Arabîyi çok iyi bilse de, Kur’ân-ı kerîmi doğru anlıyamaz. Yanlış anladıklarını yazarak, herkesi felâkete sürükler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT