BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Enflasyonun faturası: 200 milyar $ borç

Enflasyonun faturası: 200 milyar $ borç

2001 krizini değerlendiren TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “Bizim şimdi tartışmamız gereken Türkiye’nin üretim, istihdam rakamlarıdır” dedi ve ekledi: “Geçtiğimiz 30 yıl içinde yaşanan yüksek enflasyon 200 milyar dolarlık borç getirdi. Sanal zenginleşme, sanal mutluluk bize enflasyonla birlikte bunları getirdi”. İTO Başkanı Yıldırım ise “İzlenen para politikaları ve krizin etkileri nedeniyle hem hükümet hem de diğer kurum ve kuruluşlar enflasyonu unuttular, ikinci plana attılar” diye konuştu. MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu “Yaşadığımız enflasyon değil, stagflasyondur” dedi.



İSTANBUL - İş dünyası, 2001 krizini ve açıklanan enflasyon verilerini değerlendirirken, Türkiye’nin bir an önce üretime geçmesi gerektiğini söylediler. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, açıklanan enflasyon rakamlarının bir sonuç olduğunu herkesin artık görmesi gerektiğini belirterek, “Bizim bundan sonra tartışmamız gereken rakamlar Türkiye’nin üretim, istihdam rakamları, Türkiye’nin rakipleriyle arasındaki maliyet farkları” dedi. Satıcı, Türkiye’nin geçtiğimiz 30 yıl içerisinde bu enflasyonu yaşarken, bunun getirdiği en önemli sonucun 200 milyar dolarlık borç olduğuna dikkat çekti. Satıcı, “Sanal bir zenginleşme, sanal bir mutluluk bize enflasyonla birlikte bunları getirdi” diye konuştu. Satıcı, artık tüm tarafların oturup Türkiye’de dünya pazarlarıyla rekabet edebilecek bir üretim politikası, istihdam politikası, enerji ve buna dayalı bürokrasisini koordine etmesi gerektiğini söyledi. 2. plana attılar İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım da, 2001’de ekonominin inişli çıkışlı bir dönem geçirdiğini belirterek, “İzlenen para politikaları ve krizin etkileri nedeniyle hem hükümet hem de diğer kurum ve kuruluşlar enflasyonu unuttular, ikinci plana attılar” dedi. Bu yıl ekonomik programın ve bütçenin aynen uygulanması, TBMM’den yasaların aksamadan çıkarılması halinde enflasyonun yüzde 25-30’lar seviyesine düşebileceğini vurgulayan Yıldırım, “Aksi takdirde bu rakamlarla 2002 ekonomisini taşıma imkanımız pek yok. Ekonomik imkanların el verdiği ölçüde açıkların kapatılması gerekir” diye konuştu. Ekonomik gidişatta Merkez Bankası’ndan ziyade Türkiye’deki finans yapısının çok önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti: “Öncelikle finans yapımızı güçlendirmemiz lazım. Bunu yaparken de birilerini kayırmamak gerekir. Finans yapısının güçlendirilmesi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun izniyle sermaye artırımıyla olmalıdır. Bankaların güçlendirilmesi için uygulananlar yetersiz kalıyor. Ayrı bir program yapılmalıdır. Sorunun içeriğini değiştirmediğiniz sürece destek vermek pek bir işe yaramaz. El koymak yerine, rehabilite etmek lazım.” Radikal tedbir MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu da “Buna enflasyon demek yanlış, çünkü bu daralmanın içinde bu kadar rakamların çıkmış olması ciddi bir stagflasyon” dedi. Bayramoğlu, özel sektörün daralan piyasadan dolayı maliyetlerini fiyatlarına yansıtamadığını, piyasa hareketliliği normal şartlarda olması durumunda bu rakamın çok daha yüksek çıkacağını savundu. Acil ve radikal tedbirler alınmasını isteyen Bayramoğlu, Türkiye’nin ekonomideki iç meselesinin enflasyon değil iç borçlanma ve faiz ödemeleri olduğunu, buna yönelik tedbir alınmadığı müddetçe enflasyonun aynı rakamlarla çok daha fazla yaşanacağını kaydetti. Önemli ders aldık Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Nejat Koçer, “2001’i mümkün olsaydı da hiç yaşamasaydık. Ancak, yaşanan olumsuzluklar, krizden çok önemli dersler çıkarılmasını sağladı. Toplum olarak bu dersleri değerlendirebilirsek, krizden fırsat çıkarmış oluruz” dedi. “Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesi dalgalı kur sistemi ile çatışıyor. Enflasyonla döviz kuru arasındaki bağlantı nasıl gerçekleşecek” diyen Koçer, şöyle devam etti: “Kamu zamları enflasyon hedeflerine bağlı mı gerçekleşecek yoksa keyfi şekilde mi yapılacak? Sanayinin en büyük girdisi elektrikte zam oranının enflasyon hedefine uygun olup olmayacağı belli değil. Akaryakıt fiyatındaki artış döviz kurlarındaki yükselişin dışına çıkarıldı. Döviz kurları geriliyor, akaryakıt fiyatları artıyor. Sanayici maliyet hesapları yaparken, bu yıl neyi baz alacak? Bankaların reel sektöre kredilerini açmaları sağlanmalı. Kur artışı ile bir oranda ihracatta fırsat yakalayan sanayici, bankalardan göremediği için bu fırsatı kaçırıyor.” Koçer, bu yıl bir erken seçim beklentisine girilmesinin, uygulanan programı ve zor da olsa sağlanan mali dengeleri bozacağına dikkati çekti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT