BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Yeni bir yıla girmemize rağmen nedense etrafımdakiler “mutlu yıllar” demeden kutlayamadım onların yeni yıllarını. Gerçekten inanamaz oldum sadece “mutlu yıllar” demekle mutlu olunmadığına!!! Aslında açık söylemek gerekirse yılbaşı kutlamalarını kendimce geçerli sebepler yüzünden doğru bulmuyorum.



‘Mutlu yıllar’ Yeni bir yıla girmemize rağmen nedense etrafımdakiler “mutlu yıllar” demeden kutlayamadım onların yeni yıllarını. Gerçekten inanamaz oldum sadece “mutlu yıllar” demekle mutlu olunmadığına!!! Aslında açık söylemek gerekirse yılbaşı kutlamalarını kendimce geçerli sebepler yüzünden doğru bulmuyorum. Onca şaşalı süsleme ve gösterilere harcanan paralarla, birçok fakir ülke ve şehirlerdeki çocukların ve resimdeki hayat mücadelesine son vermiş olana çocuğun hayatına, hayat suyu katabilirdi bir nebze. Ve bizim bayramlarımız vardı. Vardı diyorum çünkü yok gibi artık! Çocuklar artık utanır oldu tanımadıkları evin kapısını çalıp el öpüp bayram şekeri almaya. Ne kadar acı bir durum bu böyle kendi öz değerlerimizi kaybetmenin sızısını duymak bir yana yeni yılı özel bir yerde kutlamayanlara aydan inmiş gibi bakmaya başlar olduk. Huzurlu günler Kendimize acıyıp Avrupa’ya bravo demekten başka birşey gelmiyor elimden. Adamlar batıl davalarında bile bizden öndeler. Bayram sabahları kırmızı pabuçlarını görme hayaliyle uyuyamayan çocuklar yerine noel babanın yılbaşı ağacının altına hediye bırakacağına inanmış durumda tüm çocuklar... Ayrıca yılların mutlu geçmesi kalıpsallaşmış bi şekilde “mutlu yıllar” dileğiyle gerçekleşmiyor. Huzur, sağlık ve barış içinde geçmesi de bunları samimiyetle gerçekleştirme isteği ve tabi icraatı gerektirir. Huzur diyoruz böyle tek gecelerin ve günlerin dışında birbirimize saldırıyor. Sağlık diyoruz. Bir kesimimiz gecelik sadece giriş fiyatı 200 milyondan olan konserlere ya da eğlence yerlerine giderken bir kesimimiz gerçekten yarına çocuklarımın en acil ihtiyacını nasıl karşılarımla geçiriyor. En iyi temenniler Ve gecenin bir yarısı 10, 9....0’la biten geri sayımla birlikte havai fişekler, ertesi sabah yerlerden iğrenilerek toplanan ancak özene bezene hazırlanan süsler, elbette huzur ve sağlık getirmiyor insanlara. Tıpkı dilden (açık)ça sarfettiğimiz güzel temennileri, (kapalı) olan cüzdanlarımız ve gönüllerimizin getirmediği gibi. Doğum günleri ve yılbaşı gibi günlerin insanların beraberliği ya da sevdiklerimizin doğumlarını tek bir günde kutlamak yerine her gün onları bir nebze hatırlamak daha güzel olsa gerek diye düşünüyorum. Ben sizlerin sadece yılın son gününü bir sonraki yıla bağlayan gecenin ya da hepinizin tıbbi doğum günlerini değil bunun dışında kalan çoğunluğu kapsayan günlerini kutlar ve ve onları iyi, mutlu ve en önemlisi insanî geçirmenizi, bunlar zannediyorum ki huzuruda beraberinde getirecektir temennisiyle... > Ebru Sara IŞIK Gazi Baba “bir garip ölmüş diyeler, üç günden sonra duyalar” Yine misafir oluyor ciğerlerine, Soğuğuyla bir akşam. Öyle dondurucu, öyle amansız, Kaçırıyor aylakları. Onunsa Kaskatı kesiliyor ayakları. Çiçekler açarken odanın camı, Dayanamıyor artık Bu şubat soğuğuna. Bir kuru ekmeğe bile muhtaç... Kalmamış başka dostu, Bir o, Bir de duvardaki İstiklâl Madalyası. Üç çocuk, Torunsa bir o kadar. Viran evde yapayalnız, Komşuların Gazi Babası. Kesik kesik öksürüğü, Arkadaş oluyor soluğuna. Çığlıklar dolduruyor sokağı, İnsanlar Çıldırıyor bu gece. Dışarda bayram var, Ve Loş odanın ortasında, Kımıldamadan yatıyor öylece, Çıkmış ebedi yolculuğuna... ¥ Hüseyin ÖZKAYNAKÇI / SİVAS Sonsuz sevda Yıldızları bağışlasam sana. Topraklar hiç almasa seni, Hep dizinde uyusam. İlk günün sıcaklığında Okşasa ellerin, Ufak bedenimi. Titrek sesimle “seni seviyorum” desem. Bedenini sarsam, Kucaklasam seni doyasıya. Anacığım deyip, Gözyaşlarımla okşasam seni. Hiç eylül gelmesin, Elem çökmesin gönlüne. Dayanamam, Yok olurum, kahrolurum, Anacığım derim ölürüm. Sana sevdan bir gün değil, Bin gün geçmez. Sana sevdam Denizler dağlar bilmez. Mübarek elini öpeyim. Ayaklarının altına al beni, Cenneti göreyim. Sonsuz sevdanın ne olduğunu Bileyim. ¥ Yaşar Kemal KİBAROĞLU /RİZE Feryâd Duyun, fezâyı dolduracak şu enînimi Duyun, gözyaşımda boğulan sessizliğimi Susun ve dinleyin ey ruhsuz yığınlar! Uhrevî bir sükûn ile inleyen kederimi Zulmet dolu geceler beklerken sabâhı Ufukları karartmış insanlığın günâhı Binbir elemle mağrûr yüreğimin Duyulmaz mı sineleri yırtan bu âhı Bakın! Gözlerimde ıstırâbı göreceksiniz Gecelerimde misafir mehtâbı göreceksiniz Benliğimin dev aynasında beni okuyun Asrın ruhunu boğan girdâbı göreceksiniz Görün ki ruhumda mâverâları, ürperin Kırılsın azîz varlığıma uzanan ellerin Çekin kanlı ellerinizi pâk iffetimden Boğulun âhında, içimdeki makberin ¥ Şerife Şeyda ÜNAL Sevgili Gecenin alnına konarken ıslak bir bûse, Yürüyorum, Zamanın metrûk, gölgeli Ve sağır sokaklarında. Yürüyorum, Peşimde titreyen bir sükut... Gecenin rahminde ansızın, Hayâli beliriyor sevgilinin. Aramızda yalnızlık kadar fersah Ve sonsuzluk kadar buût... Gözlerinin âteşi düşüyor önce gözlerime Ve sonra... Saçlarından yükselen, Bahârı yudumluyorum. Yürüyorum, Ellerimde siyâh bir gül... İdamlık gölgeler asılıyor duvarlarda, Her adımda dağılıyor bir hüzzâm. Duânın büyüsü şavkıyor yüreğimden, Ona dâir, aşka dâir. Bir melâl sokağında ansızın, Kuruyan ellerimden Simsiyâh bir umut düşüyor. Gecenin çığlığına inat ben, İhânetler sokağında lâl, Bilinmeyen saatleri düşlüyorum. Geceye yalnızlığımı sunuyorum. ¥ Ömer ÜNER
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT