BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Berrin’in hıçkırıkları duyuldu... Şebnem’in öfkesi bir kez daha şaşkınlığa dönmüştü ama bu kez arkadaşıyla ilk geldiği andaki kadar ilgilenmiyordu. Berrin “Allahım nedir bu başıma gelenler?” diye hıçkırıyor, kendini toparlayıp da konuşamıyordu...



“Bana bunu nasıl yaparsın?!.” Şebnem’le Berrin göz göze, bakışıyorlar ama sonuca ulaşıncaya kadar konuşamıyorlardı. Neden sonra ikinci bir bayan sesiyle karşılaştı Şebnem: -Buyurun? -Ben Kemal beyle görüşecektim? -Ben Arzu. Kim aramıştı? -Şey ben Kemal beyin eşinin arkadaşıyım. Eşi şu anda yanımda. Bir olay duyduk da meraktan arıyoruz. “Yaa” dedi karşıdaki alaycı ses. “Demek eşinin arkadaşısınız?” -Evet. -Oysa ben Kemal beyin eşinden ayrıldığını biliyordum! Yoksa arkadaşıyım bahanesiyle arayan Kemal beyden yüz bulamayan eski eşi misiniz? Şebnem ne cevap vereceğini bilememişti. Berrin’in gözlerine baktı anlamlı anlamlı. Yıllarca en ufak sırrını paylaştığı Berrin, eşinden ayrıldığını kendisine söylemek yerine böyle numaralar mı çekmeye kalkmıştı? Acıyla yutkunarak konuşmasına devam etti: -Bana bakın Arzu hanım mısınız nesiniz, sizin doğru mu yanlış mı konuştuğunuzu bilemem ama ben doğru konuşuyorum. Ben Kemal beyin eşi falan değilim. Eşinin arkadaşıyım. Az önce telefonda bir olay duyduk. O bakımdan Kemal beyi merak ettiğimiz için aradık! -Yaa, ay ne komik. Her olay duyduğunuzda Kemal beyi merak eder arar mısınız? -Sen bela mısın be kadın! Bize adam gibi cevap veremez misin? -Kemal bey, şu anda duşunu almakta. Size daha fazla zaman ayıracak vaktim yok. Haberlerde merak ettiğiniz konuyu yine haberlerden öğrenirsiniz şekerim. Çat diye telefon suratına kapanmıştı. Berrin, merak sebebiyle biraz canını dişine takmış, canlanır gibi olmuştu. Şebnem’in ağzından ise cevap çıkmıyordu. Sadece anlamlı ve acabalı gözlerle kendine baktığını görmüş ve endişesi şaşkınlığa dönmüştü: -Ne olmuş Şebnem? -Birşey yok. Ardından mutfağa yönelen Şebnem’in hali, Berrin’i ikinci bir şaşkınlığa itmişti. Yerinden doğruldu. O da mutfağa yöneldi. Şebnem yere düşüp paramparça olmuş fincan kırıklarını toplamakla meşguldü. Bir an kapı eşiğinde arkadaşına baktı. Ne olduğunu çözmek istiyordu ama çözemiyordu. Kocasının ölüp ölmediğini de bir yana bırakmış, arkadaşındaki değişimi merak etmişti. -Şebnem ne oldu anlatır mısın? Ani bir hareketle arkadaşına döndü Şebnem: -Lüften Berrin!. Önce sen ne olduğunu bana anlatır mısın? -Kuzum sen ne demek istiyorsun? Sadece şunu demek istiyorum. Lütfen beni aptal yerine koyma. Boşandığın kocan ve uzatmalı sevgilisinin banyo sefasını öğrenmek için böyle dolambaçlı yollara başvurmana hiç gerek yoktu. Benim evim arkadaşıma ardına kadar açık ama böyle bir arkadaşa değil... Şebnem öfkeden tir tir titriyordu. Berrin ise mosmor olmuş, kulaklarına kadar kızarmıştı. Elini ağzına götürürken, şaşkın bir haldeydi: -Şebnem, sen ne konuştuğunun farkında mısın? -Ben ne konuştuğumun farkındayım Berrin. Ama şu an utanmasam oturup ağlayacağım. Bana bunu nasıl yaparsın? Berrin’in gözlerinden aşağı süzülen sessiz damlalar, aslında herşeyi anlatmak ister gibiydi ama ıslak yanaklarına bakan yoktu bile. Çünkü Şebnem elleri böğründe suratındaki asıklığı daha fazla göstermemek ya da, bu kendini aldatan arkadaşının yüzünü görmemek için pencereden dışarıya bakıyordu. Berrin’in hıçkırıkları duyuldu. Geri dönüp bakan Şebnem’in öfkesi bir kez daha şaşkınlığa dönmüştü ama bu kez arkadaşıyla ilk geldiği andaki kadar ilgilenmiyordu. Berrin “Allahım nedir bu başıma gelenler?” diye hıçkırıyor, ama kendini toparlayıp da konuşamıyordu... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100783
    % 0.64
  • 5.2871
    % -0.06
  • 6.0126
    % -0.22
  • 6.9057
    % 0.05
  • 217.72
    % -0.04
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT