BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biri bizi gözetliyor (1)

Biri bizi gözetliyor (1)

Medya ve telekomünikasyon konularında büyük bir bilgi birikimi olan Steven ziyaretime geldiğinde, beni pek şaşırttı. Önce yine bir başka tatsız Amerikan şakası yapıyor zannettim. Zira nükteyi ve takılmayı seven bir arkadaştır.



Medya ve telekomünikasyon konularında büyük bir bilgi birikimi olan Steven ziyaretime geldiğinde, beni pek şaşırttı. Önce yine bir başka tatsız Amerikan şakası yapıyor zannettim. Zira nükteyi ve takılmayı seven bir arkadaştır. Ama kendisine kapıyı açtığımda, işaret parmağını hemşireler gibi dudaklarına götürmüş vaziyette sürekli ‘sus, sakın konuşma!’ işareti yapıyordu. Sessizce büroya girdi. Masaya yaklaştı. Kalemini çıkarıp iki satır yazdığı kağıdı burnuma doğru uzattı. Kağıtta, ‘Hiç konuşma, gel aşağıya inip sigara içerken sana çok mühim bir şey anlatacağım.’ yazılıydı. -Yahu, bu ne demek? falan şeklinde tam söze başlayacakken, bu sefer eliyle benim ağzımı kapattı ve tekrardan ‘gel aşağıya iniyoruz’ işaretini yaptı. Ciddi halini görünce bunun bir şaka olmadığını anladım ve bayağı meraklandım. Aşağıya doğru peşine takıldım. Utanarak sigara içenler Gazetemizin ve İhlas Basın Grubu’nun Washington Bürosu, hemen Beyaz Saray’ın yanındadır. Ünlü NPC Basın Kulübü’nün de yeraldığı, tam 4 caddeye oturan dev bir binadır. İçinde Amerikalı ve dünyanın her tarafından 5 binin üzerinde gazeteci çalışır. Zaten bu yüzden buraya, ‘Dünya Basın Merkezi’ diyenler bile vardır. Ama biliyorsunuz, son 7 yıldır Amerika’da sigaraya karşı büyük bir kampanya yürütülüyor. Amerikan halkı, sigaranın kökünü kazımaya son derece niyetli olduğunu, anti sigara kampanyalarına geniş bir biçimde katılarak gösteriyor. İşte bu kampanyalardan dolayı bizim büronun da yeraldığı bu dev binada, 7 yıldır sigara içmek yasak! Kendi ofisinizde bile sigara içmenin yasaklanması sonucunda, sayıları artık neredeyse kelaynak kuşları kadar azalan tiryakiler, ihtiyaçlarını arada bir aşağıya inerek caddede, duvar kenarlarına büzüşerek gidermeye çalışıyorlar. Birkaç duman üflerken, gelen geçenlerin kendilerini aşağılayıcı bakışlarını da mecburen sineye çekiyor ve tiryakilik uğruna bu duruma katlanıyorlar. Neyse konumuz bu değil. Tekrar mevzuya dönelim. Ben de, aynı zamanda felaket bir sigara tiryakisi olan Steven’ın ara sıra peşine takılır, aşağıya inerim. O cigarasını içerken, ona bodyguard’lık yapar, hem de öteden beriden laflarız. İşte geçtiğimiz Perşembe de öyle oldu. Ama bu sefer hiç konuşmadan, işaretleşerek peşine takıldım ve aşağıya indik. Daha sigarasını bile yakmadan hemen heyecanla anlatmaya başladı. Büroyu gözetleyen böcek mi? -’Gördün mü?’ dedi. Senin büro kapısının tam karşısındaki koridor köşesinde ahşap çerçeveye raptedilmiş ‘böceği’ farketmedin mi? Yo, hayır dedim, iyice meraklanarak. Ama büronun gözetlenmesi ve dinlenmesini sağlayan bir ‘böcek’ ihtimali karşısında, bayağı canım sıkıldı. Yüzüm buruştu. Ben açık toplum yapısına ve şeffaflığa yürekten inananlardanım. Gizli kapaklı işlerden ve kişilerden hiç hoşlanmam. Zaten öyle bir zamanda yaşıyoruz ki teknoloji, herkesin her şeyden haberdar olmasını, felaket kolaylaştırmış durumda. Kimden, neyi, gizleyeceksin ki?.. Ama, mahremiyet ve kişilik hakları var. Buna saygı duymak lazım. Her önüne gelenin, kendi kafasıyla başkalarının mahremiyetine tecavüz etmesi, gerekçesi ne kadar doğru olursa olsun, yanlış! Bu işler, hukuk çerçevesinde ve usulü dairesinde yapılmalıdır! Fakat geçen yılki 11 Eylül teröründen sonra, Amerika’da tuhaf tuhaf işler olmaya başladı. Bir zamanlar, konuşmanın, yazışmanın, fikri ve düşünceyi açıklamanın önünde hiçbir engel ve kısıtlamanın bulunmadığı bir ülkeydi Amerika... Bu kişilik hakları ve mahremiyet, bırakın engellemeyi ve 200 küsur yıldır değişmeyen anayasa ile titizlikle korunmaya alınmayı, Amerikan toplumu için yaşamak konusunda ‘olmazsa, olmaz!’ derecede hayati önemde değerlerdi. ‘Amerika’yı Amerika yapan, bunlar!’ denilir ve Amerikalılar bu özgür toplum yapılarıyla, haklı olarak pek övünürlerdi. Terörle mücadele başlayınca, insan hakları ve mahremiyetler de, hukuk ve demokratik gelenekler de rafa kalkıyormuş... Üçüncü dünya ülkelerinde ve zalim diktatörlüklerle sözde demokrasilerde sıkça başvurulan yöntemleri, 2000’lerin Amerikası’nda görmeye başlamak, gerçekten utanç verici iğrenç bir gelişme.. Neyse bu böcek hikayesinin nasıl geliştiğini aktarmaya ve biri bizi gözetliyora, nasipse devam ederiz. Yeni yılda hepinize ve tüm insanlığa böceksiz ve mahremiyetine tecavüzsüz özgür günler dileği ile, bu haftalık bu kadar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT