BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > C VITAMINI

C VITAMINI

Türkiye son günlerde kar ve soğuk kâbusunu yaşıyor. Özellikle dışarda bulunmak zorunda olanlar, üşümemek şöyle dursun donmamak için çaba harcıyor. Böyle günlerde sağlıklı kalabilmek için beslenme büyük önem kazanıyor. Evet... Kış aylarında, vücudun bilhassa C vitaminine duyduğu ihtiyaç daha da artıyor.



Bağışıklık sistemimizi güçlendiren ve böylece pek çok hastalığa karşı dirençli olmamızı sağlayan C vitamini, soğuk kış günlerinde vücudumuz için bir zırh vazifesi görüyor. Beslenme uzmanları da, havaların soğumasıyla birlikte solunum yolu hastalıklarından korunmak için, bol bol C vitamini alınmasını tavsiye ediyorlar. Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Türkan Merdol, enfeksiyonların sıklaştığı kış aylarında, vücudun C vitaminine olan ihtiyacının arttığını söylüyor. C vitamininin vücutta pek çok fonksiyonu bulunan önemli bir vitamin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Merdol, “C vitamini vücutta üretilmiyor ve depo edilmiyor. Bu sebeple mutlaka besinlerle dışarıdan alınmak zorunda. Depo edilmediği için de hergün düzenli olarak alınmalı” diyor. Günde 70-100 miligram Bu sebeple C vitamininin her gün taze sebze ve meyvelerden yeterince alınması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Merdol, bu vitamin konusunda en zengin kaynakların turunçgiller olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Merdol, günlük C vitamini ihtiyacının 70-100 miligram olduğunu, bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunduğunu söyledi. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacının yaklaşık 2 katına çıktığını ifade eden Prof. Dr. Merdol, sigara kullananların ve sık enfeksiyon geçirenlerin, daha fazla C vitamini almalarını önerdi. Prof. Dr. Merdol, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonların vücuttaki C vitamini oranını önemli ölçüde düşürdüğünü, bu nedenle kış aylarında, özellikle enfeksiyon sırasında portakal, mandalina, limon, greyfurt gibi turunçgillerden her gün, mümkünse her öğün tüketmek gerektiğini belirtti. Öğünler arasında en önemlisinin sabah kahvaltısı olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Merdol, kahvaltıda içilecek bir bardak portakal suyunun, güne dinamik ve sağlıklı başlamak için atılması gereken adımların başında geldiğini kaydetti. Kalp krizine ve kansere de... Vitaminlerin, bilhassa C vitaminin soğuk algınlığına karşı iyi geldiği çoğunluk tarafından bilinen bir gerçek. C vitamininin sadece bununla sınırlı kalmadığı, daha bir dizi koruyucu etkisi olduğu ortaya çıktı. Yapılan son araştırmalara göre, C vitamini, vücudu gribin yanısıra kalp krizi ve kansere karşı da koruyor. Ancak uzmanlar bunun için günlük 1000 miligram alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Safra kesesi hastalıklarına yakalanma riskini azaltmak için de C vitamini içeren sebze ve meyveleri bol bol yememiz gerektiği de belirtiliyor. Hangi sebze ve meyvelerde var C vitamininin bol bulunduğu sebze ve meyveler ise şunlar: Mandalina, limon, portakal, greyfurt, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, kırmızı lahana, karnabahar, kereviz, yeşil pancar yaprağı, kuşkonmaz, fasulye, bakla, bamya, balkabağı, turp, tereotu, taze soğan, börülce, kestane, bezelye, sarımsak, pırasa, pazı, yer elması, karpuz, çilek, ayva, elma, muz ve kivi... Soğuk algınlığına şifa receteleri Soğuk hava dalgasıyla birlikte soğuk algınlığı rahatsızlıkları da arttı. Birçok işyeri ve ev revire döndü. Soğuk algınlığı daha çok dengesiz hava şartları sebebiyle üşütmekten kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Aniden başlayan soğuk algınlığında ateş, dalgalı bir seyir gösterir. Hastada; titreme nöbetleri, nezle, öksürük, baş ve sırt ağrıları, iştahsızlık ve baş dönmesi görülebilir. İyi tedavi edilmezse, başka hastalıklara yol açabilir. Soğuk algınlığının tedavisine yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki tabii reçetelerden yararlanabilirsiniz: * Bir çay bardağı limon suyu ile aynı miktarda portakal suyu karıştırılıp, sabahleyin aç karnına içilir. * 3 bardak suya 2 çorba kaşığı kuru nane ile 1-2 limonun kabukları konur. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere bir çay bardağı içilir. * Bir avuç (20-25 gram) defne yaprağı ile büyük bir portakalın kabukları 4 bardak suda 15-20 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra günde 3 defa birer su bardağı içilir. * Salgın zamanlarında; koruyucu tedbir olarak hergün 3-4 diş sarımsak yenir. Yemeklerden sonra da yarım veya bir çay bardağı limonsuyu, içine bir çay kaşığı bal karıştırılarak içilir. * Bir su bardağı kaynar suyun içine bir tatlı kaşığı adaçayı, bir tatlı kaşığı nane ve bir çay kaşığı papatya koyarak 10 dakika demlenmesi için bekletilir. Süzüldükten sonra içine çay kaşığı bal eklenerek içilir. * İçebilenler bir bardak çaya bir kahve kaşığı toz karabiber konup içilir. * Günde 3-4 su bardağı ıhlamur, içine bolca limon sıkılarak içilir. * Yarım litre beyaz ispirtoya bir çorba kaşığı ufalanmış kâfuru konur. Eridikten sonra, vücudun her tarafına sürülüp yatılır. Bir botanik harikası GREYFURT Yağ sökücü özelliğiyle diyetlerin, içerdiği bol C vitamini sebebiyle de kış günlerinin gözde meyvesi olan greyfurt, özellikle kış günleri için tam bir şifa kaynağı... Greyfurtun ana yurdu Jamaika’dır. Asya’da yetişen “citrus grandis” adını taşıyan türden bir meyve ile limonun karışımı bir botanik harikası olan greyfurt, önceleri sadece ilaç olarak kullanılıyordu. 18. yüzyılın sonuna doğru Jamaika’ya giden şövalyeler Fransa’ya, beraberlerinde Jamaika greyfurtu adı verilen, dış kısmı turuncuyla kırmızı karışımı, iç kısmı ise pembe olan greyfurt türüyle döndüler. Bugün hâlâ, dünyanın en çok greyfurt üreten ve tüketilen ülkesi, yılda 400 bin tonla Fransa’dır. Renge göre lezzet Çeşitle botanik denemelerin sonucunda yenilebilir hale gelen greyfurtun, sarı, pembe ve kanlı gibi çeşitli cinsleri var. Bir portakalın 1.5-2 katı büyüklüğünde olan sarı greyfurt kabuğu kalın, etli kısmı sert, sulu ve az çekirdekli oluyor. Pembe greyfurt ise sarı greyfurta oranla daha şekerli ve kokulu oluyor. Meyvenin etli kısmı sert ve sulu, rengi ise pembedir. Kanlı greyfurt da pembe greyfurtla aşağı yukarı aynı özelliklere sahip. Meyvenin kırmızı rengi koyulaştıkça şeker oranı da artıyor. Greyfurt, dünyanın çeşitli ülkelerinde, sabah kahvaltılarında, ortadan kesilerek, pudra şekeri veya balla tatlandırılıp yeniyor. Portakaldan daha fazla C vitaminine sahip olan ve içerdiği şeker miktarı daha az olan greyfurtun yağ çözücü, antiseptik (mikrop kırıcı), sindirimi kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, kolit spazmlarını önleyici, yorgunluk ve stres gibi durumlarda organizmayı canlandırıcı ve kanı temizleyici özellikleri var. Greyfurtun diğer faydaları da şunlar: İştah açar. Karaciğer’in normal çalışmasını sağlar. Safra ifrazatını artırır. Vücudda biriken suyu ve zehirli artıkları atar. Kanı temizler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Felç ve kanamaları önler. Akciğer ve Göğüs hastalıklarında faydalıdır. Satın alırken dikkat Greyfurt satın alırken, ağır ama yumuşak olmasına dikkat etmek gerekiyor. Meyvenin renginin olgunluğu hakkında yanıltıcı olabiliyor. Üzerindeki pembe lekeler meyvenin daha sulu ve doğal kokusunun daha yoğun olduğunu gösteriyor. Kalın kabuğu sayesinde, buzdolabında veya açık havada uzun süre tazeliğini koruyabiliyor. Bir başka C vitamini deposu Son yıllarda manav ve market tezgahlarında sık sık karşımıza çıkan ve ülkemizde de yetiştirilmeye başlanan kivinin C vitamini deposu harika bir meyve olduğunu biliyor muydunuz? Ana yurdu Çin olan kivinin bir tanesinin sahip olduğu C vitamini, bir insanın alması gereken günlük C vitamini ihtiyacından bile fazladır. Yani günde bir kivi yiyen insanın başka C vitamini almasına gerek kalmamaktadır. Amerika’da bu harika meyve üzerinde yapılan araştırmalar, kivinin birçok derdin devası olduğunu ortaya çıkardı. İşte bunlardan bazıları: 3 Kolesterol seviyesini düşürüyor. 3 Kan basıncını ve tansiyonu ayarlıyor. 3 Kadınlarda göğüs kanserini önlüyor. 3 Akciğer ve göğüs hastalıklarının tedavisinde çok faydalı. 3 Vücudun direncini artırıyor, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. 3 Kanı temizliyor. 3 Grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağlıyor. 3 Karaciğeri çalıştırıyor, safra ifrazatını çoğaltıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT