BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Fikret’le Gamze konuşurken diğerlerinin hepsi susmuştu. Sadece müzik sesi duyuluyordu. Fikret: -Yuvamızı yıkamazsın, tekrar dönmeni istiyorum.



Fikret’le Gamze konuşurken diğerlerinin hepsi susmuştu. Sadece müzik sesi duyuluyordu. Fikret: -Yuvamızı yıkamazsın, tekrar dönmeni istiyorum. Gamze alaycı bir gülümsemeyle baktı: -Olur görürsem söylerim. -İkimiz de hatalıydık, birbirimizi anlayamadık. Ben seni seviyorum. -Lütfen Fikret bu mevzuları burada konuşmayalım. Konuklarımın neşesini kaçırdığının farkında mısın?.. Ya bizim eğlencemize katıl, bizimle eğlen, gül, oyna; hem buradakiler senin fizîkî yapına bayılıyorlar, bizi memnun edersin, ya da git başka bir zaman konuşalım olmaz mı?.. Sana mektup yazacağım hiç merak etme. Fikret yumruklarını sıktı. -Sen bilirsin, dedi. Koskoca bahçede çıt yoktu. Sadece şarkı sesi duyuluyordu. Fikret geri dönüp, bahçeden çıkıp gitti. Gamze de arkadaşlarına dönmüş, konuşmasına devam ediyordu... Gamze bir mektup yazdı... “Fikret, sana bu mektupta uzun uzun bazı şeyler anlatacaktım ama vazgeçtim. Biz uygar insanlarız, konuşarak anlaşmalıyız. Seninle konuşarak daha iyi bir sonuca varırız sanıyorum. Yarın seni eski buluşma yerinde bekliyorum. Gamze” Fikret koruluğa geldiğinde Gamze’yi sırtı dönük nehri seyrederken gördü. Bembeyaz elbisesinin üstüne mavi bir şal almıştı. Sarı uzun saçları pırıl pırıl omuzlarına dökülüyordu. Nehir çağlayarak akıyor, dökülmüş sarı yaprakları, birkaç dalı sürüklüyordu. Bir iki kaz ve ördek nehrin bir köşesinde yüzerken kendi aralarında oyuna dalmışlardı. Ağaçların arasından hışırdayarak esen bir rüzgâr yapraklarda ve genç kadının saçlarında oynaşıyordu. Fikret yanına gelince Gamze tebessüm etti. -Hoşgeldin, dedi. Gel şu ilerideki tahta masada oturalım... İkisi karşılıklı tahta masada oturdular. Gamze biraz tereddüt ettikten sonra: -Bak Fikret, dedi. Bana kızgın olduğunu biliyorum. Senden önceki hareketlerim için özür dilerim. Biz seninle birbirimizi gerçekten sevmiştik halen de seviyorum seni. İlk günlerimizde mutluyduk. Ama biz hayaller âleminde yüzüyorduk, romantik bir dünya bizim bazı gerçekleri görmemizi engelledi. İkimiz de genciz, ikimiz de güzeliz, birbirimizi sevdik ama davulun bile dengi dengine vurduğunu anlayamadık. İlk başta yetişme tarzımız ayrıydı. Ben çok zengin bir ailenin tek kızıyım, biraz şımarık olabilirim ama yetişme tarzım, kültürüm seninkiyle çok ayrı şeylerdi. Sen daha değişik bir çevreden gelmiştin. Önceleri fark etmez sandığımız bu durum, sonradan temel mesele olup çıktı. Seninle anlaşarak evlendik ama hatalı olduğumuzu ben şimdi anladım. Sonra sen çok değişik bir havaya büründün, her şeyime karışır oldun. Bu benim yapıma öyle bir ters ki, bir düşün; ben serbest bir hayata alışkınım ve sen pek çok şeyime karşı çıkıyorsun. Yememe içmeme, giyinmeme, gezip tozmama. Buna tahammül edemem, vazgeç desem vazgeçmezsin de. Ayrılmamız hem senin için, hem benim için daha iyi olur kanısındayım... Bilmiyorum sen ne dersin ama benim görüşüm bu. Beni anlıyorsun değil mi Fikret?.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT