BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Evsizlerin kar duası

Evsizlerin kar duası

Kar ve soğuk yetkilileri bunalttı ama buna sevinenler de vardı: Sokaktaki kimsesizler... Toplumun dışladığı bu insanlar, şimdi belediyeler ve polis tarafından teker teker toplanıyor. Karla birlikte hatırlanan bu çaresizler sıcak mekanlarda yemeklerini yiyor, pamuk gibi yataklarda yatıyor ve şöyle dua ediyorlar: Kar devam etsin...



İSTANBUL- Günlerdir aralıksız yağan kar koskoca şehri allak bullak etmişti. Buz gibi hava insanın yüzünü jilet gibi kesiyordu. Herkes evlerine kaçmanın derdine düşmüştü ki, okulları tatil etmediği, çocukları yollarda perişan ettiği için eleştirilen İstanbul Valisi Erol Çakır, bir genelge yayınlayarak, sokaklardaki kimsesiz, evsiz, ve barınmaya muhtaç gariplerin toplatılıp koruma altına alınmasını istedi. Hayata dönüş Sokaklarda bir telaş başlamıştı. Gerek zabıta, gerekse polis banklarda, köprüaltlarında, mezbelelik yerlerde ve bankamatiklerde bulduğu garibanı kolundan tuttuğu gibi arabaya bindirip karakollara taşıyordu. Onlar polis ya da zabıta nezaretinde bir yerlere taşınmaya alışmışlardı. Onun için “Nereye gidiyoruz?” diye sormaya bile cesaret edemiyordu. Gerçi görevliler için çok iyi davranıyorlardı ama varsın olsun yine de sormak cesaret isterdi. Sıcak bir ortam O gece gariplerin bir çoğu Alibeyköy-Yeşilpınar’da bulunan Tevfik Aydeniz Spor Tesisi’ne toplandı. Dışarıdan gelen gariban hemen doktor kontrolüne alınıyor, muayenesi yapıldıktan sonra berbere gönderiliyordu. Gariban gardrobundan üzerine bir elbise ve bir çiftte ayakkabı beğendikten sonra doğruca hamamın yolunu tutuyordu. Aklanıp paklandıktan sonra basket potalarının altındaki yataklardan birine yerleştiriliyorlardı. Hüzünlü hayatlar Rahatsız olduğumuzu farkedince gitarını bir kenara bıraktı. “Parmaklarım uyuşmuş açılsın diye çalıyorum” diyerek durumu izah etti. Kendini, “48 yaşında Beşiktaş yöresinden” diyerek tanıttı. “25 yıllık evliliğimi 6 yıl önce noktaladım. Büyük oğlum birkaç sene önce vefat etti. Küçük oğlum Caner ise hem okuyor hemde eczanede kalfa olarak çalışıyor. Ben aslında trafik tescil işleri yapıyordum. Ama o kadına kızdım bütün işleri bıraktım. Şimdi alkol kullanıyorum, banklarda, çayırlarda bankamatiklerde yatıp kalkıyorum.” Kullandığı İstanbul türkçesi onun ne kadar kültürlü biri olduğunu gösteriyordu. Fakat o bu yolu seçmişti. “Dışarıda kar yağıyor...” diyecek oluyoruz, O umursamıyor bile, “Yağıyorsa yerine yurduna yağıyor. Size ne?” anlaşılan sohbetten hoşlanmamıştı. Oradan bir başka yatağa doğru ilerlerken arkadan yine sesler geliyordu, “Karlar düşer....” Kimsesiz ve hastayım Duvar dibindeki yatakta bir adam öyle bir keyifli yatıyordu ki, insanın bir yatakta kendisine beğenesi geliyordu. Yanından geçerken, “Burada bulamazsınız. En iyi kültürlüleri benim” diyerek söze daldı. Yanına oturduk. Bir yandan çay içiyor bir yandan sigara tüttürüyordu. “Çay söyleyeyim isterseniz? Ama biraz geç gelir” dedi. “Ardından siz maltepe içmezsiniz ama yine de buyrun”. Sigarasını da kabul etmemiştik. “Efendim ben Selver Çıtak 39 yaşındayım. Kısacası kimsesiz ve hastayım”. Sohbet keyifle başlamıştı ki, 40-45 yaşlarında uzun boylu sakallı bir adam başımıza dikildi. Bir eliyle bizi işaret ederek sövüp saymaya başladı. Akli dengesi bozuktu. Ama Selver dayanamadı. Yerinden fırladı, aynı tonda karşılık verdi. Sabırtaşı bile çatlardı 120 yataklı salondan üst katlara çıktığımızda hanımlar içinde bir yer ayrıldığını gördük. Bir yataığın üzerine üç çocuğu ile birlikte büzülen kadın dışarıda yağan karları görebiliyordu. O da Silivrikapı’dan getirilmişti. Adı Bediha Sabırtaşı idi. 9 yaşında ilkokul ikiye sınıfa giden oğlu Rıdvan, 7 yaşındaki Perihan ve kucağındaki 8 aylık kızı Kübra ile kış günü ortada kalmışlardı. Eşi yine sokaklardaydı. “2 katlı ahşap evimiz bir gece kendiliğinden yıkıldı. Kar yağıncaya kadar sokaklarda kaldık. Akrabalarımıza yük olmak istemedik. Gerçi onlarda bizi istemediler ya” diyerek burada bulunuşunun sebebini anlattı. Sur diplerinde soğuktan donmak üzereyken muhtarın yardımı ile himaye altına alındıklarını anlatan Bediha da karın hiç kesilmemesi için sürekli dua edenlerden. Niye diye sorduğumuzda ise, “Sokaklarda ya biz ya da çocuklardan biri ölecek. Çünkü ne ekmek ne de aşımız var. Ya burada?” Bediha’nın anlattıklarıda yaşadıklarıda sabırtaşını çatlatacak cinsten. Ama başka çaresi de yok. Hep dua ediyor Kemikdere’de tek gözlü gecekondusundan alınıp getirildikten sonra hiç dışarı çıkmamış. Yatıp kalkıp himaye edildiği için dua ediyor Kader teyze. Bir ara, “Beyazıt’a en son ne zaman gittiniz?” diye soruyor.” Daha dün ordaydık” deyince, “Oradaki kuşlara yem veren var mıydı?” diyor. Nereden çıkmıştı şimdi. Neden sorardı diye düşünmeye başladık. Ama o buna fırsat vermedi. “Ben oradaki kuşlara yem veriyordum. Acaba şimdi kim yemliyor onu merak ettim” diyor. İnsan elinde olmadan duygulanıyor. Kendisi yardıma muhtaç bu kadın şimdi kuşları düşünüyordu. Öyle ya açın halinden ancak aç anlardı...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95953
    % -0.94
  • 5.8268
    % -0.21
  • 6.5545
    % -0.3
  • 7.5597
    % -0.05
  • 238.589
    % -0.11
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT