BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Berrin, arkadaşı Şebnem’in yaşadığı acı dolu hayatı dinlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamamış, geç saatte uyumaya geçtikleri için de sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmişti.



Berrin, arkadaşı Şebnem’in yaşadığı acı dolu hayatı dinlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamamış, geç saatte uyumaya geçtikleri için de sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmişti. Sabah kahvaltısı o bakımdan bir hayli geç kalmış, nerdeyse öğle yemeğine yakın olmuştu. Şebnem kahvaltı için arkadaşına ikramda kusur etmemeye çalışırken, Berrin de gece boyunca gördüğü kâbusun etkisinden kurtulmak için verdiği mücadeleden olacak hayli bitkindi. Kahvaltı sonrası Berrin, dünden planladıkları gibi yola çıktı. Bir taksiye bindiği gibi kocasının işyerine hareket etti. Yol boyu kendi kendine muhasebe yapıyor, sadece arada bir şoföre yol tarifinde bulunuyordu. Büyük iş merkezinden içeri girdi. Asansöre bindi ve şirketin zilini çaldı. Vakit öğle tatilinden yarım saat kadar önceydi ki, Kemal’in kesinlikle işte olması gerekirdi. Kapı açıldı ve içeri girdi. Kendisini gören sekreter kızın rengi hemen değişivermişti. Acaba dün telefonda ukala bir davranışta bulunduğu için kendisini cezalandırmaya mı gelmişti. Bu duyguyla toparlanan genç kız, ilk önce konuşmanın avantajını elde etmek istedi: -Berrin hanım çok özür dilerim. Amacım sadece size yardımcı olmak. Yoksa hiçbir şekilde sizinle ukalaca konuşmam mümkün olamaz. Sekreter kızın bu tavrı Berrin’in çok hoşuna gitti. İşte şimdi Şebnem’le dün geceden beri yaptıkları planı uygulamaya koyabilirdi. Hiç konuşmadan ama anlamlı bakışlarını genç kızın gözlerinden kaçırmadan masanın önündeki koltuğa oturdu. Kıza da masasına oturmasını işaret etti: Bir an sessizlik oldu. Sonra teklif yapacağını belli eden mimikle seslendi Berrin: -Gerçekten bana yardımcı olmak ister misin Sedef? -Memnuniyetle hanımefendi. -Bu yardımın karşılıksız olmayacak. Sekreter kızın gözlerinin içi parladı. Eğer bu kadın kendisinden para karşılığı bilgi almak isteyecekse, onun vereceği para hayatının kurtulmasına yetip de artacaktı. Sadece kafayı kullanmak kalıyordu geriye.  -Bildiğim bazı özel şeyleri size aktarmamı mı istiyorsunuz? Berrin bir tuhaf oldu. Demek sekreter Sedef çok şeyden haberdardı. “Tahmin ettiğim gibi” dedi içinden. Başını salladı: -Evet. Şimdi masada pazarlık başlıyordu yavaştan yavaştan: -Ama konuştuklarımızı Arzu ya da Kemal bey duyarsa? O zaman ben ne olurum? -Sana hiçbir şey olmayacak. -Bunun garantisi nedir Berrin hanım? Genç kadın çantasını açtı. İçinden bir miktar yeşil renkli banknot çıkardı. Pervasız ve umarsızca Sedef’e uzattı: -Bunlardan her zaman ve bol miktarda alabileceksin. Sonra unutma ki ben bu işyerinin sahibi Kemal’in hanımıyım. -O zaman elinizi çabuk tutmalısınız Berrin hanım. -Nasıl yani? -Şirketiniz de kocanız da tehlikede diyebilirim. Berrin heyecandan yerinde duramıyordu. Üstelik sekreter kıza karşı tavrını belli etmemesi gerekiyordu. “Allahım sen bana sabır ver” diye dua ederek karşılık verdi: -Konuyu biraz açar mısın? -Şu anda asla konuşamam. Çünkü Kemal bey de Arzu hanım da içerideler. -Yine toplantı falan demeyesin. -Maalasef evet. Yine toplantıdalar. O esnada çalmaya başlayan telefona cevap verdi Sedef. Karşıdaki sesin isteğine göre konuşuyordu: -Bir dakika Rasim bey, bağlıyorum. Telefonun tuşlarına bastı ve içerideki kişiyle ön görüşmeyi yaptı: -Arzu hanım, Rasim bey telefondalar, görüşün efendim. >DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT