BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ANTİKRİZ

ANTİKRİZ

Cem Yılmaz ve Mehmet Ali Erbil, aynı semtin çocuklarıydı... Çok ciddi bir yapıya sahip olan Cem’in küçükken konuşma ritmi, Mesut Yılmaz’ın büyükken konuştuğu gibiydi... Efekt hayatına, “Eneee” diyerek başlayan Mehmet Ali Erbil için de “Gol atmış Ahmet Dursun” denebilirdi...



Onlar da çocuktu... Cem Yılmaz-M.Ali Erbil Cem Yılmaz ve Mehmet Ali Erbil, aynı semtin çocuklarıydı... Çok ciddi bir yapıya sahip olan Cem’in küçükken konuşma ritmi, Mesut Yılmaz’ın büyükken konuştuğu gibiydi... Efekt hayatına, “Eneee” diyerek başlayan Mehmet Ali Erbil için de “Gol atmış Ahmet Dursun” denebilirdi... Cem Yılmaz bir yaz tatilinde marangoza çırak olarak verildi ve bir iş kazasında dilini mengeneye sıkıştırdı... Küçük dilini yutan küçük Cem’e, mahalle arkadaşı küçük Mehmet Ali’nin küçük dili nakledildi... O günden sonra Cem Yılmaz’ı kimse susturamadı, Zayıf Halka sunucularına döndü... Olay o kadar ciddi boyutlara geldi ki, babası diğer mahalle arkadaşı Beyaz’ın küçük dilini nakletmeyi düşündü... Fakat bilinen nedenden dolayı bundan vazgeçti... Bir müddet sonra da Cem Yılmaz’ın dili para edince Mehmet Ali Erbil ile araları açıldı. Erbil dilinin telif hakkını isterken Cem, “Ben esprileri küçük dilimle değil, büyüğü ile yapıyorum” diyerek bunu reddetti. Bir ara karikatür de çizen Cem Yılmaz’ın parmaklarının da nakil olduğu iddia ediliyor ama bu konuda kesin bir bilgi yok. Azer Bülbül-Elektrik Kurumu Çok yaramazdı... Eli dursa ayağı durmazdı... Kundaktan çıktığının ilk gününde prize elini sokmuş ve uzun yıllar etkisinden kurtulamamıştı... Bu yüzden emekleme devresini pas geçmiş, okula gitmesine iki ay kala direk yürümeye başlamıştı... İlkokuldayken tek ayak üstünde duramaz, ortaokulda deney yapamaz, meslek lisesinde iğneden iplik geçiremezdi... Askerdeyken hiçbir “nokta nöbeti”ni aynı noktada tamamlayamadı. Santçı olmadan önceki mesleği “kaşık içinde ağızla yumurta taşıma” işinden de atılmıştı... Banu Alkan-Ajda Pekkan Banu Alkan, İzmir yakınlarında Manisa Tarzanı ve Sivaslı Tina Turner tarafından bulunup, yetiştirildi... Çocukluğu herkese güzel olduğunu ispatlamaya çalışarak geçti, ama kimseyi inandıramadı... İntikam için sinemaya başladı... 20 kişinin katıldığı güzellik yarışmasında 25’inci olunca çıldırdı... (Onun yerine izlemeye gelen beş kişiyi seçmişlerdi) Yine intikam yemini ederek kaset çıkardı... Bin dokuzyüz bilmem kaç yılında en iyi arkadaşı Ajda Pekkan doğdu... Ama doğar doğmaz yaşını küçülttü... Aynı yıl Banu Alkan, “Ben henüz doğmadım” diyerek Ajda’dan küçük olduğunu iddia etti. Daha sonra televizyon dizisi çekerek herkesten intikam aldı... Ardından Ajda Pekkan reklam dünyasına girerek Banu Alkan’dan intikam aldı... Ümit Karan-Fevzi Tuncay Ümit Karan da bütün çocuklar gibi futbol hastasıydı... Futbola, sıraların üstünde demir para ile gol atarak başladı. İlk başladığı yıllarda, daha çok savunma ağırlıklı oynuyordu. Çünkü tahsil hayatı boyunca, üç demirliği birbirinin arasından geçirip de orta sahadan ileri gidemedi. İlk golünü Lunapark’taki kaleciye attı, dolayısıyla ilk kupası bir sigara olmuştu... Mahalle maçlarında da attığı bütün goller belden yukarıdan gitmişti. İlk resmi golünü ise bilgisayar oyunu FİFA-78’de Arjantin’e karşı atmış, ancak bu maçta 14-1 yenilmişti. Ancak sonraki yıllarda mahalleye yeni taşınan “Fevzi” isimli kaleci sayesinde iyi bir golcü oldu. Reha Muhtar-Mustafa Topaloğlu Reha Muhtar çok başarılı bir çocukluk dönemi geçirdi... İlkokula başladığı ilk gün, öğretmeni sıraya oturtup kendisi masaya geçti. Aynı ders sırasında birçok kez “Kısa bir reklam arası veriyoruz” diyerek teneffüs zili çaldırdı... Sınıftaki en iyi arkadaşları Mustafa Topaloğlu’ydu... Okulu kırdıkları zaman sinemaya giderlerdi... Hangi filme gidecekleri konusu hep kavga ile biterdi... Daha sonra küçük Reha Hababam Sınıfı’na, Mustafa Topaloğlu E.T.’e girerdi... OSCAR Kemal Derviş “Yılın Bakanı” seçilmiş... Ecevit de “Yılın Yere Bakanı” olur herhalde... Bizimkiler...  Hafta içinde sistem gidince sinirler gerildi... İşte o konuşmalar; “Abi kafayı monitörün içine sokacağım şimdi yaa. Bu da çalışmıyor...” (Fatih Selek) “Sistem geldi mi arkadaşlar?...” (Muharrem Acartürk) “Daktilonun gözünü seveyim abi... Bilgisayar gibi nazlanmıyordu hiç...” (Emin Batırel) “Ben yolunu buldum... Buradan haberleri mail atalım, aşağıdan alalım. Olmazsa tersini yaparız...” (Fatih Bilgi) “İnternet de yavaş çalışıyor, demek ki bütün dünyada aynı problem var...” (Necmettin Öksüz) “Sistem geldi mi arkadaşlar?...” (Muharrem Acartürk) “Ben camdan atlıyorum abi, arşiv de çalışmıyor. (Talip Karakaş) “Abi acele etmeyin, gazete muhakkak döner. Gazete çıkmaz diye bir şey olmaz...” (İsmail Topal) “Hep Mustafa Şişman’ın işleri...” (Tuncay Şenyürek) “Çekilin çekilin, ben hallederim... Şu gececiler olmasa ne yapacaksınız bilmiyorum?...” (Fatih Tepebaşı) “Sistem geldi mi arkadaşlar?...” (Muharrem Acartürk) TEMEL’İN YERİ Temel bakkala girmiş ve 3 paket sigara istemiş... Bakkalın gözü önünde üçünü de açmış ve hepsinden birer tane yakmış. Adam merak etmkiş tabii; -Afedersiniz dikkatimi çekti, neden üç sigara birden?... “-Uzun zamandır kardeşlerimi göremiyorum. Onların yerine de içerek, özlemimi atıyorum...” Temel birkaç gün sonra aynı bakkala girmiş ve iki paket sigara isteyince bakkal; -Kardeşlerinizden birini kaybetmenize çok üzüldüm... “-Yok yok... Çok şükür kardeşlerim yaşıyor... Sadece ben sigarayı bıraktım...” Oradayken neredeydin? Orjinali Amerikalı avukatların mahkemede sorduğu, bizimkilerin Reha Muhtar’a uyarladığı sorular vardı ya... Amerikalılar, onların ikinci bölümünü yapmış, modaya uyalım; “-Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz değil mi doktor?...” “-Lütfen sözümü kesmeden soruma cevap verin; resminiz çekilirken siz de orda mıydınız?...” “-Demek orada olduğunuza eminsiniz... Peki yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mı?...” “-Orada olduğunuza eminsiniz demek... Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?...” “-Üst üste birkaç kez denediğinize göre, bugüne kadar hiç intihar etmeyi başardınız mı?...” “-Demek şüpheli şahıs orta boylu ve sakallıydı... Erkek miydi yoksa kadın mıydı?...” Bizim buluşlar... * Kardan adama tekme atmak, veya bozmaya çalışmak... * Yeni atılmış betona basmak ve isim yazmak... * Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapmak... * Kar topunun içine taş veya buz koymak... * Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökmek... * Kumsalda ve denizde deve güreşi yapmak... * Şahin marka arabayı, Doğan görünümlü yapmak... * Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim kazımak... * Derslerine çalışıp sınıfını geçenleri inek sanmak... * Tiki olan insanların tikleriyle uğraşmak... * Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtmak... * Kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basmak... ÖMER SÖZTUTAN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT