BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sezer’den seçmenin mesajına katkı

Sezer’den seçmenin mesajına katkı

Cumhurbaşkanı Demirel bugün Amerika’daki temaslarını ve sağlık kontrollerini tamamlayarak Ankara’ya dönüyor.



Cumhurbaşkanı Demirel bugün Amerika’daki temaslarını ve sağlık kontrollerini tamamlayarak Ankara’ya dönüyor. Türk heyetinin Washington’daki başarılı girişimlerinin daha yansıması gerektiği biçimde değerlendirilmeden Başkent’te hareketlenme başladı. YSK kesin seçim sonuçlarını açıkladı. 550 milletvekili pazar günü Meclis’te yemin edecek. Ama hemen tatile girecek 10 gün. Buna rağmen Başkent Ankara’daki sirkülasyon çok hızlı. Parlamentoya giren partilerin yetkili kurulları birbiri ardından toplantılar yapıyor, stratejiler belirliyor. Demirel, liderleri Çankaya’ya çağırıp görüşürken neler aktarılmalı Köşk’e? Yahut görev kime verilirse yeni hükümet kurulurken, nasıl bir tavır geliştirilmeli? Duyarlılık kavgasız bir gelişmeye, gerilimi artırmayan bir neticeye endekslenmiş. Erken öten horozlar ne kadar etkili olacak bakalım? DSP Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, TBMM Başkanlığını geçen dönemde bir geleneğin yıkılmasına karşılık, yine de istediklerini açıkladı. Hikmet Çetin ile. Hatırlarsanız Meclis’in 5. partisine verilmişti TBMM Başkanlığı. Buna göre, DYP “neden olmasın” diye tartışma açanlar da yok değil. İnan şaka değil bu söylemler. Madem öyle, işte böyle, tasarruf ölçüsüz olunca. ANAP MKYK Üyesi Süleyman Yağcıoğlu Mesut Yılmaz’ın istifasını istiyor. CHP karmakarışık. Ertuğrul Günay gibi topluma daha sıcak mesajlar verecek politikacılar da arenada. Mehmet Ağar, “milli merkez” için başta DYP, öteki merkez sağ’a yani % 78’e selâm gönderiyor. Melih Gökçek’in “bozkurt” işareti yapmasını mahut medya hedef alıyor. Öyle ki “sözümden çıkarsanız ağzınıza kırmızı biber sürerim” demekten de öte ciddi ciddi “aba altından sopa” gösteriyor. Tek kelime ile “mahut medya” bir siyasi parti gibi çalışıyor. Hükümeti kimlerin kuracağını, nasıl oluşacağını yazmakla kalmıyor, daha görev verilmeden bir de bakmışsınız bakanlar kurulu listesini de yayınlamış ve kimin bakan olacağının ipuçlarını göstermiş! Ankara’da seçim sonuçlarıyla görülen panik kalktı. Sürprize alışıldı. Dayatmalardan da ders alınmışa benziyor. Dolayısıyla bütün partiler 10’u aşkın hükümet kurma alternatifleri için strateji belirliyor, protokol hazırlıyor. Hiç kimse, hiç kimseyi reddetmeyecek. Ancak protokol hazırlığında kıran kırana pazarlık yapılarak, hükümet dışına itilecek. “Falan parti dinlensin” açıklamaları yahut “en iyi şununla yapılan ittifak” görüşlerine partilerin faksları kilitleniyor. Bir de “başörtüsü” konusunda çıkarılmak istenen fırtınayla, krizle ilgili. Bütün partiler seçmenin beklentilerine cevap vermeyince çözüleceğinin, ödünç oyların taşınacağının şuurunda. İşte bütün bunlar Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’in 37. kuruluş yıldönümünde yaptığı açıklamayla Başkent Ankara’da bir ikinci deprem husule getirdi. Parlamentoya ilk mesaj verilmiş oldu. Üstelik bütün kamuoyundan genel kabul görmüş olarak. Düşünceye özgürlük istedi Sayın Sezer, Anayasa’nın değişmesinin gerektiği üzerinde durdu. Nasıl Ecevit’in memur alımlarındaki imtihanı ÖSYM’ye aktararak partizanlığın önüne önemli ölçüde geçti ve ivmesini yükselttiyse, yasama, yürütme ve yargının sesi, Sezer’in hür düşünceyle tespit ve çağrısı da başta parlamento; hepimize görevimizi, yapmamız gerekeni hatırlattı. Ve efkarı umumiyede sıcak karşılandı. Çünkü öz eleştirisi de vardı Sayın Sezer’in. Nitekim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş (bugüne kadar hiçbir kurumdan Anayasa ve yasalara aykırı herhangi bir istemde bulunmadığını açıklamak durumunda kaldı. Oysa brifinglerde ayaktaki alkışlar hâlâ hafızalarda. Parlamento açılırken bütün partilerimiz ister muhalefet, ister iktidar olsun hayata geçireceği ilk husus evrensel normlar ve suçun tanımı. 21. Yüzyıla girerken Türkiye’ye yakışmayan antidemokratik mevzuatın hayatımızdan çıkarılması. Sezer’in deyişiyle düşünceyi açıklama özgürlüğü ile bağdaşmayan yasalar değişmeli. Eyleme yönelmemiş düşünce açıklamaları suç sayılmamalı. Düşünce açıklaması eylemden ayrılmalı. Tam seçim sath-ı mailinde tartışma konusu olan 312, Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu’ndan tutun, Dernekler, YÖK, Sendikalar, DGM, Sıkıyönetim, Basın, Terörle Mücadele, Toplu Sözleşme, Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun tümünün değişmesi ihtiyacını artık itiraf etmek durumunda kaldık. Bunlara ilave edilecek birkaç hatırlatmam olacak. Birincisi yeni hükümet oluşumlarında, daire başkanına kadar bütün üst kamu yöneticileri müstafi sayılmalı. Yeni iktidar kendi bürokratlarıyla çalışmalı. Bir süre ülke “kıyım” falan ile meşgul edilmemeli. Bürokratlar da göreve gelirken kendilerini buna hazırlamalı. İkincisi, sayın parlamenterler lojmanlarını özelleştirsinler ama danışman, müşavir olarak kendilerine verilen bir kamu görevlisi sayısını İngiltere’deki gibi en azından TBMM’deki komisyon sayısı kadar artırsınlar. Ah bir de bakanlar ya dışardan olsa, ya da bakan olan milletvekilliğinden müstafi sayılsa, kıran kırana mücadelede bir de bakmışsınız bitivermiş! Parti programlarını dikkatle izleyenler, bu hususların kimilerinde açık, kimilerinde örtülü biçimde olduğunu farkedeceklerdir. Dolayısıyla yeni Meclis iktidarı ve muhalefetiyle önce bu kanunları çıkarsa, seçmen onlara daha vakur bakacak. Onurla “benim milletvekilim, benim meclisim” diyecek. Yoksa siyasi istikrarı sağlamak için, bir de bakmışsınız Yunanistan’daki gibi bir dönemde üç erken genel seçim ihtiyacı hissetmişiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT