BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Kemal, zıvanadan çıkmış haldeydi. Ne konuştuğunun farkında değildi. Berrin’in ne yaptığı da umurunda değildi o anda. Kemal, sanki hayatının en büyük yanlışını yapıp yapmadığını sorguluyordu. Burun delikleri inip inip kalkıyor, sigara tutan eli tir tir titriyordu...



Kemal, karışık duygular içerisinde Berrin’in öfkeden tir tir titreyen çehresine çivilenmiş olarak beyninde kopan fırtınanın uğultusunu dinliyorken, eşinin sorusu bir kez daha şakladı şaşkın suratında: -Evet senden cevap bekliyorum Kemal? -Yahu ne cevabı bekliyorsun benden? -Bu evliliğin yürümesini istiyor musun? -Berrin, gel etme! Ben bu evliliğin yürümesini istemesem evlenir miydim? Hiç seninle bir hayat geçirmeyi ister miydim? Demek ki seninle evliliği kabul ettiğime göre yürümesini istiyorum. Ama sen, bu evliliği yürütme konusunda bana destek olacağın yerde köstek oluyorsun. -Neden ben köstek oluyorum? Senin önüne gelenle çıkıp, önüne gelenle hayatını istediğin gibi yaşamana izin vermek istemediğim için öyle mi? -Yahu sen ne demek istiyorsun? Kısa kes! Benim dışarıda acil işim var. -Kesmiyorum. Nedir o acil işin? Hem sen, işlerini hep o pis karakterli serseri kadınla mı yapıyorsun? Yazıklar olsun. -Evet onunla yapıyorum var mı diyeceğin. Yetti be!.. İş bilmez toplum bilmez. Düşük bir çene, vır vır vır... Evde kafamı yedin sokakta yedin, yetmedi işte yedin. Yetti be... -Vay vay vay... Efendimiz ne kadar da öfkelenebiliyormuş. Düne kadar, canımlı cicimli konuşan Kemal bey bugün “yetti be” bile diyormuş. Seni sünepe seni... Seni mahkemelere verip sürüm sürüm süründüreceğim. -İstediğin yere kadar. -Senden ayrılacağım. -Dilediğin zaman. Hemen hiç durma en kestirme yoldan hemen. -Terbiyesiz utanmaz rezil adam... Berrin sinirden kıpkırmızı olmuş halde, Kemal beyin masasında ne var ne yok hepsini, çantasıyla yere indirirken bir yandan da aynı sözleri tekrarlayıp duruyordu: -Terbiyesiz, utanmaz, rezil adam... Kemal de zıvanadan çıkmış haldeydi. O bile ne konuştuğunun farkında değildi. Berrin’in ne yaptığı da umurunda değildi o anda. Kemal, sanki hayatının en büyük yanlışını yapıp yapmadığını sorguluyordu. Burun delikleri inip inip kalkıyor, sigara tutan eli tir tir titriyor, ciğerlerine çektiği nefes ona zevk vermiyor adeta boğuyor boğuyordu... Bir anda elektriklenmiş ortamda diyalog yapılamamış, karı-koca geleceğiyle ilgili karar vermek için girdikleri odada birbirlerine belki hayat boyu hiç yapmamaları gereken en ağır hakaretleri yapmış, bir daha her ikisi de birbirinin yüzüne bakamaz hale gelmişlerdi. Bu acaip elektriklenmeden her ikisi de fena olmuştu. Birbirlerinden haberleri yoktu. Ama her ikisi de aynı duygu içersindeydi. “Ne olurdu böylesine hakaret dolu bir konuşma olmasaydı. Nasıl da öfke doluymuş meğer” diyorlardı. Ne var ki, bedenlerini her zerresine kadar sarmış bulunan öfkeden kurtulup da, tekrar diyaloğa, hoşgörüye doğru bir adım atamıyorlardı. Berrin en son, Kemal’in kendini zor zapt eden haliyle başını yan çevirmiş, karısının defolup gitmesini bekleyen adam profiline doğru “Tuh senin kalıbına. Boyun devrilsin. Muradına ermeyesin!” dedikten sonra, kapıya yöneldi. O an odada Berrin’in ayak seslerinden başka çıt çıkmıyordu. Kapı açıldı, kapı kapandı. Bu kapı son kez mi kapanacaktı? Berrin ile Kemal’in evliliğinde son kez mi örtülüyordu? Bunu ne Berrin ne Kemal ne de bir başkası bilemeyecekti. Berrin kapıyı çarpıp, bütün beklentilerini bir kalemde silen pervasız silahşörler gibi omuzunda mini çantası kapıya doğru yöneldiğinde sekreterya bölümünde neler değişmişti. Az önce kendisine para karşılığı kur yapan, Arzu’yu gördüğünde ise ciddileşen Sedef, Berrin’in gurur ve azametle kaplanmış bir öfkeden oluşan adımları karşısında tir tir titremiş, esas duruşa geçivermişti. Sedef’i o halden bu hale getiren neydi? Berrin’i elinden kaybedecek olması mı? Hayır. Sedef Kemal ile Berrin’in içeride yaptığı dehşet konuşmanın yeryüzündeki tek şahidiydi. Ve genç kız o yılların anlı şanlı Kemal Beyine karşı hanımı değil ya kim olursa olsun bir kadının böylesine bağırabileceğini ilk defa duyuyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT