BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pilavdan dönmeyenler...

Pilavdan dönmeyenler...

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, “Hür Portreler” ekinde yayınlanmak üzere Hadi Uluengin’den Mao’cu kıyafetiyle bir resim çektirmesini istemiş. Uluengin, bu ideolojiyi yıllar önce bıraktığı için rahatsız olmuş ama patronuna hayır da diyememiş. Sırtında Çin emekçi tulumu, başında Halk Kurtuluş Ordusu kepi, göğsünde orak-çekiçli rozetiyle resim çektirmiş. Bu resim söz konusu ekte yayınlandı.



Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, “Hür Portreler” ekinde yayınlanmak üzere Hadi Uluengin’den Mao’cu kıyafetiyle bir resim çektirmesini istemiş. Uluengin, bu ideolojiyi yıllar önce bıraktığı için rahatsız olmuş ama patronuna hayır da diyememiş. Sırtında Çin emekçi tulumu, başında Halk Kurtuluş Ordusu kepi, göğsünde orak-çekiçli rozetiyle resim çektirmiş. Bu resim söz konusu ekte yayınlandı. Hakim idelojik çekişmeler sebebiyle insanların kamplaşmaya zorlandığı Türkiye’nin o sancılı, cinnet yıllarında Mao’cu grubun içinde yer alan Hadi Uluengin, kısa bir süre sonra yanlış yolda olduğunu anlayıp yön değiştiriyor, bütün ideolojik saplantılardan sıyrılarak özgürlük yolunu seçiyor. Yazar, geçen pazarki yazısında içtenlik ve yüreklilikle gençlik yıllarının bu macerasını şöyle anlatıyor: “Çin, Mao, Uzun Yürüyüş ne kelime, onların fikri ve ruhi kökenini oluşturan Maksizm’i de reddedeli beri öyle zaman geçti ki... Çok sancılı ve çok derinlikli bir hesaplaşma ertesinde, istisnasız bütün ideoloji ve totalitarizmlerle köprüleri atmaya karar verdiğimde yirmidokuz yaşındaydım. Şimdi tam elli yaşındayım. Yani, yirmibir senedir döneğim (!) Ve o dönem, önce çocuk, daha sonra da başında kavak yelleri esen ve kanı kaynayan genç bir insandım. Ne akıl çağı’na ulaşmışlığım vardı, ne de hayatı ve şeyleri kendi tecrübelerimle sınayabilecek bir birikimim. Her halükarda işte hesap meydanda, döneklik(!) yıllarım, cinnet yıllarıma hem rakkam, hem de olgunluk itibariyle haydi haydi fark atıyor.” Türkiye’de fikir, sanat ve edebiyat çevrelerinde yer edinmiş öyle kimseler var ki, hâlâ dünyanın nereye doğru gittiğinin farkında değiller; bunlar, ideolojilerin günümüz insanına dar gelen kalıpları arasında sıkışıp kalan, dönüşüm, değişim, yeniden yapılanma gibi kavramlar üzerinde düşünmeyen, yaşama direncini ancak kendisi gibi düşünmeyen öteki’ne duyduğu öfkeden alan pilavdan dönmeyenler takımı... Birikimi zengin, bakış açısı geniş, insan’ı bütüncül olarak algılamağa yönelmiş bir yazarın özgürlük yolunu seçmesini hazmedemeyişleri, onun dönüşümünü özgürlük adına saygıyla karşılayacakları yerde, aşağılamaya yönelik bir tutum içinde döneklikle suçlamaları üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bağnaz bir tutum. Uluengin yazısında bunlara veryansın ediyor, meydan okuyor. Haklı da. İster istemez girdiğimiz küreselleşme sürecinde pilavdan dönmemekte direnenlerin tutumları, doğal gürlüğüyle akan nehirlerin akışını tahta perdelerle engellemeye çalışanların nafile gayretlerine benziyor. İnsanlar artık “şu”cu veya “bu”cu olarak etiketlenmek, dar açıların oluşturduğu kampların beton duvarları arasında sıkışıp kalmak istemiyorlar. Hele hele tam üyelik için kapısına dayandığımız AB ufkunda bireylerin özgürlük, barış ve birbirlerine yaklaşım istekleri sınırları bile zorlamaktayken... Bir toplum içinde farklı düşünenlere, kendilerini yenileyenlere saygı duymayanlar, kendilerine tanıdıkları özgürlük hakkını onlara tanımayanlar, birbirlerine anlayış ve hoşgörüyle yaklaşamayanlar hâlâ nasıl ilericilikle övünürler, özgürlük ve barış nutukları atarlar, anlamak mümkün değil...
Kapat
KAPAT