BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amerika’da edebiyat dersi

Amerika’da edebiyat dersi

Amerika’da lise öğrenimi 4 yıldır. Bu 4 yıl boyunca öğrenciler sadece iki dersi her yıl almak zorundadır: İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Jimnastik. Bunların dışındaki dersleri öğrenciler arzularına, kaabiliyetlerine, seçmeyi düşündükleri mesleğe göre birer ikişer yıl alırlar, fakat bu ikisini 4 yıl boyunca almazlarsa liseden mezun olamazlar.



Amerika’da lise öğrenimi 4 yıldır. Bu 4 yıl boyunca öğrenciler sadece iki dersi her yıl almak zorundadır: İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Jimnastik. Bunların dışındaki dersleri öğrenciler arzularına, kaabiliyetlerine, seçmeyi düşündükleri mesleğe göre birer ikişer yıl alırlar, fakat bu ikisini 4 yıl boyunca almazlarsa liseden mezun olamazlar. Size bir fikir vermesi için Amerikan liselerinde okutulan edebiyat kitaplarının muhtevalarını yazacağım. Mesela, lise birinci sınıf edebiyat kitabının “içindekiler” sayfasında şunlar vardır: Birinci ünite: Hikâye. Birinci konu: Hikâyenin unsurları. Alt başlıklar: Plân, olay, karakterler, tema, fikir... İkinci konu: Hikâyeci ve hikâye (Üç yazar ve eseri tanıtılıyor) İkinci ünite: Şiir. Birinci konu: Şiire giriş. Alt başlıklar: Şiirde hikâye, şiirde müzik, şiirde resim.... İkinci konu: Beş şaire yakın bakış (Beş şair ve eserlerinden örnekler veriliyor) Üçüncü ünite: Deneme... Dördüncü ünite: Biyografi... Beşinci ünite: Tiyatro... Altıncı ünite: W. Shakespeare... Yedinci ünite: Odysseia-Destan... Sekizinci ünite: Roman. Gördüğünüz gibi türlere göre hazırlanmış bir muhtevadır bu. “Divan şiiri okutmaktan günümüz edebiyatçılarına sıra gelmiyor” diye yakınanlar için bir örnek olabilir. Shakespeare ise başlı başına bir ünitedir. Onaltıncı asır İngilizce’sinin bütün ağırlığı ile Shakespeare... Divan edebiyatını ağır bularak gözden düşürmeye çalışanlara duyuruyorum. Lise ikinci sınıfın edebiyat kitabı kronolojik sırada hazırlanmıştır. Amerikan tarihi ile paralel ele alınmaktadır. Kısaca söylersek, ilk ünite kızılderililerden kalan hikâyeler, destanlar... Sonra Koloniler Dönemi, sonra ABD’nin kuruluş yılları, sonra İç Savaş yılları (en çok yer verilen bu iki dönem), derken yirminci asır... Lise üçüncü ve dördüncü sınıfta kronolojik olarak yirminci asır edebiyatçıları devam eder, lise dörtte ayrıca Shakespeare’e ve Homeros’a daha geniş olarak bir kere daha yer verilir. Bu başlıklar altında işlenen yazar ve şairlerin tamamı ölmüş edebiyatçılar. Halen hayatta olan edebiyatçılardan tek bir isim yok. Bu konuyu mesleklerinde yaşlanmış, üç ayrı edebiyat öğretmenine sordum. “Öyledir...” dediler. Birbirlerinden habersiz olarak söylediklerini bir araya getirirsem şu düşünceler ortaya çıkar: “Yaşayan bazı edebiyatçıların eserlerine, ders kitabında yer almamasına rağmen, zaman zaman yer versek, öğrencilere tavsiye etsek de müfredatta en büyük yer ölmüş edebiyatçılara aittir. Çünkü onlar eserlerini tamamlamıştır, söyleyecekleri son sözleri söylemiştir, kemal noktasını bulmuşlardır. Gerçekten edebî değeri olan eserler, yazarları öldükten sonra da yaşayan eserlerdir. Zamanın imtihanından geçen eserlerin edebî değeri vardır, zamana karşı koyan yazarlar büyük yazardır. Sınıfa girmeye lâyık olanlar da onlardır. Meselâ, Viktorya Çağı’nda yazılmış, yazıldıkları zaman şöhret bulmuş binlerce roman vardır, bugün hiçbirisini okumuyoruz, okutmuyoruz, hatta adlarını bile bilmiyoruz. Halbuki, öğrenciler, meselâ, Romeo Juliet’i okumadan liseden mezun olurlarsa eğitimleri eksik kalmış sayılır. Çağdaş yazarların çalışmalarında Romeo Juliet’e ya da diğer klasik eserlere pekçok atıflar vardır, onlardan alınmış deyimler, iktibaslar, ilhamlar vardır. Öğrenci orijinal olanı bilmezse çağdaş olanı da anlayamaz. Tarihî bakış modern olanı anlamak için daima bize iyi bir temel teşkil eder. Edebiyatta ve tarihte bugünü anlamak için geçmiş üzerinde çalışmanız gerekir.”
Kapat
KAPAT