BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Babasını ne kadar özlemişti Cahit... O korulukta beraber gezmeleri, balık tutmaları, tartışmaları, alt alta üst üste boğuşmaları hep gözünün önündeydi. Zorla koparıp almışlardı onu babasından. Bu yeni hayata alışamıyordu.



Babasını ne kadar özlemişti Cahit... O korulukta beraber gezmeleri, balık tutmaları, tartışmaları, alt alta üst üste boğuşmaları hep gözünün önündeydi. Zorla koparıp almışlardı onu babasından. Bu yeni hayata alışamıyordu. Onu getirir getirmez herşeyini değiştirmişlerdi. Cahit ise sürekli ağlıyor, babasının yanına gitmek istediğini söylüyordu. Ama onlar onu avutuyorlar, parlak sözler söylüyorlardı. Daha o gün dört-beş takım elbise, ipek kravatlar, gömlekler almışlardı. “İstemem” diyordu, “İstemem... Ben babamı istiyorum...” Günlerce onlara küs durmuştu, yemeklere inmiyor, kendine söylenen sözlere hiçbir cevap vermiyordu. Gözü hiçbir şey görmüyordu. Ah şuradan bir kaçabilse, bir kerecik olsun babasını görebilse, ne olurdu sanki? Beyaz gömleğinin üzerine kırmızı kravat ve gri bir takım elbise giymişti. Saçları çok güzel taranmış, güneşin ışıklarıyla parlıyordu. Bu haliyle her zamankinden daha güzeldi. Ama bu güzel yüz hiç gülmüyor, daima hüzünlü ifade taşıyordu. *** Evelsi gün akşam evde kalabalık bir misafir grubu vardı. Hepsi de genç kızlar, genç delikanlılardı onların. Arada yaşını başını almış olanlar da vardı, bu gençlerle birlikte onlar da oynamışlardı. Şaşkınlıkla bakmıştı onlara bir köşeden gözlerine inanamıyarak. Gençler neyse ya, bu ihtiyarlara da ne oluyordu? Gençlerden daha aşırı ve beter hareketleri vardı kimisinin. Göbek atıyorlar, şıkır şıkır oynuyorlar, gençlerle birlikte ardı ardına kadehleri dikiyorlardı... İşte onların her anı böyle oluyordu... *** -Cahit... diye bir ses duydu. Başını çevirip baktı. -Cahit sen niye buradasın yavrum?.. Annesini görünce başını hızla geriye çevirdi. Ona küskündü. Gamze, onun yanına geldi. Gözleri pırıl pırıl parlıyordu. Sarı saçları, siyah elbisesinin üzerine düşmüştü. -Canım sıkılıyor, dedi. Gamze elini ona uzattı, saçlarını okşadı. -Artık kendini üzme Cahit, dedi. Beni de üzüyorsun bak. Önünde güzel günler var, neşelenip eğlenme çağın senin. Haydi gel, birisi seninle tanışmak istiyor? Cahit, Gamze’ye baktı. -Kim?.. dedi. Gamze güldü. -Sana hayran birisi. Hani geçenlerde seni çok seven bir kadın vardı ya, Meloş diyorlardı ona, onun küçük kızı Nesrin. Cahit başını yine çevirdi. -Tanışmak istemiyorum, dedi. -Geleceksin çocuğum, yoksa darılırım. Gamze onu zorla bahçeye çıkardı. Herkes çay bahçesi gibi bir masaya oturmuştu. Kimisi de ayakta oynuyordu. Müzik değişmişti. Gamze davetlilere gülerek: -İşte geldi bizim Cahit, dedi. Cahit başını yere eğmişti. Ama kadınların saldırısından kendini kurtaramadı. -Ay ne tatlı çocuk. -Çok yakışıklı olacak bu çocuk. -Şeker gibi şeker... -Kime benziyor bu?.. Annesine mi, babasına mı?.. -Gamze’ye daha çok benziyor ama gözleri ve kaşları tıpkı babası... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93173
    % 1.22
  • 5.4376
    % -0.81
  • 6.2181
    % -1.18
  • 6.9703
    % -0.61
  • 225.882
    % -0.2
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT