BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uçurumdaki cep telefonları

Uçurumdaki cep telefonları

Bir zamanlar evlerimizde telefon bulunmazdı. Başka şehirdeki yakınımıza telefon etmek için postahaneye gider, konuşacağımız numarayı yazdırıp sıraya girerdik. Bazen akşama kadar sıra gelmez, ancak ertesi gün telefon açabiliyorduk; ama yine de nasıl sevinirdik...



Bir zamanlar evlerimizde telefon bulunmazdı. Başka şehirdeki yakınımıza telefon etmek için postahaneye gider, konuşacağımız numarayı yazdırıp sıraya girerdik. Bazen akşama kadar sıra gelmez, ancak ertesi gün telefon açabiliyorduk; ama yine de nasıl sevinirdik... O derece sabırlı idik. 1960’lı yıllarda Ankara’da evlere telefon alabilmek için en az 10 yıl beklemek gerekirdi. Şimdi ilkokul talebesinin bile elinde cep telefonu. Teknik imkanlardan yararlanmak güzel şey; ama teknolojiye layık olmak, hatta teknik buluşlarda pay sahibi olmak en güzel şey... Bazı otobüslerde cep telefonunun açık bulundurulmasının tehlikeli olduğu yazılı. Buna rağmen yanımızdaki kişinin telefonla konuştuğunu görüp ikaz ettiğimizde; “sana ne” diye çıkışıp, dövecek gibi ters ters bakar, saygısızca, edepsizce, milletimizi uçuruma yuvarlayan karakteriyle... Bayramda memlekete giderken birisi cep telefonu ile konuşuyormuş, otobüsümüz takla atmaktan (devrilmekten) kılpayı kurtulduğunda şoför anlattı: Niğde’den Adana’ya giden otobüs bu yüzden uçuruma yuvarlanmış, onbir talebe ölmüş. Ne büyük gaflettir ki; otobüste onüç yolcunun cep telefonunun bu esnada açık bulunduğu, uçurumdaki otobüste tespit edilmiş... Bu olaylar cemiyetimizin ne büyük gaflet, dalalet ve laçkalık içerisine yuvarlanmış olduğunun en açık delilidir. Acil tedbirler gerekir. Sadece maddi imkanlara sahip olmanın şımarıklığından kurtulup; maddeye mana ile birlikte hakim olmanın olgunluğuna, güzelliğine, zenginliğine erişmeliyiz. Bu doğrultuda, eğitimimizi yeniden şekillendirmeliyiz. İlk eğitimden başlayarak, edep, hayâ ve diğer güzellikleri esas almalıyız. > Opr. Dr. Ethem İlhan Olgay - ANKARA Yerel yönetimler bizden faydalansın Devlet büyüklerime; Ben bir öğretmenim. Mesleklerin en güzeli, en zoru, en tatlısı, en kutsalı olan mesleğin sahibiyim. Öyle zor ki; bu fabrikadan hatalı bir ürün çıkarma gibi bir lüksüm yok. Bir hata bazen otuz milyon insan, trilyonlarca para kaybı verebilecek bir meslek. Bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakanın yaptığı işten (madden olmasa da) manen artısı olup eksisi olmayan değerde bir iş. Bu zor görevi bize veren devlet büyüklerimiz, niçin bu beyin gücünü yerel yönetimlere kullanmaz, bu imkanı bize sunmaz? Bir bakın belediye başkanlarının yanındaki meclis üyelerine; her türlü meslekten olanı var, cahili var, işsizi var, vasıfsız olanı var. Siyasete bulaşmamızı istemiyor olsalar da, niçin bağımsız olarak biz devlet memurları bu görevleri yapmayalım, bu önemli mevkilerde bizler de yerimizi almayalım? Bize bu görevi millet layık görecek de, onun vekilleri mi görmeyecek? Problemi bol, çözümü zor memleketimde bu sorunun da çözüme kavuşturulması ümidiyle... > İsmi mahfuz Öğretmen -Gediz/KÜTAHYA TEDAŞ yanlışını düzeltsin Ekim 2001’de, 10. yılını doldurmuş olan elektrik sayaçlarımızı değiştirdiler. 05527782 olan numaranın yerine, 5599344 tesisat numarası verildi. Şimdi ise, bu sayede 571. 390.000 liralık parayı 14 Ocak 2002 tarihine kadar yatırmamızı istediler.. TEDAŞ yetkililerinin biran önce gelip, bu yanlışı düzeltmelerini bekliyorum. Zaten benim gibi emekli birinin bu parayı ödemesi de mümkün değildir. > Sadık Ermiş Halkalı /İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT