BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Buket Gül

Bir Buket Gül

Vahdet’le evlenmişti, gerçekten nazik ve kibardı çünkü güzelliğine vurgun bir erkekti. Ama zamanla tesiri geçiyordu. Balayları, ilk mutlu günleri filan derken Amerika hayatı, çocuklarının olmayışı ve şimdi!.. Ya şimdi?.. Kendisini ihmal ediyordu, oysa ona Fikret’e göstermediği kadar cana yakın, şuh olmuştu. Yine de yaranamamıştı...



Gözyaşlarına mani olamadı Vahdet’le evlenmişti, gerçekten nazik ve kibardı çünkü güzelliğine vurgun bir erkekti. Ama zamanla tesiri geçiyordu. Balayları, ilk mutlu günleri filan derken Amerika hayatı, çocuklarının olmayışı ve şimdi!.. Ya şimdi?.. Kendisini ihmal ediyordu, oysa ona Fikret’e göstermediği kadar cana yakın, şuh olmuştu. Yine de yaranamamıştı... Birden hislendi ve gözyaşlarına mani olamadı Gamze. Sessiz sessiz içini çekiyordu. Fikret’i hâlâ seviyor muydu?.. Evet!.. Keşke ayrılmasaydı ondan, keşke ona uyabilseydi. Onun aslında takdir etmesi gereken ahlâklı yapısına neden tahammül edememişti sanki? Evine bağlı ol, kocana ve çocuğuna ilgi göster demesi kötü bir şey miydi?.. Ama korkmuştu, etrafın dedikodularından: “Gamze’nin kocası da pek tutucu canım...” gibi lâflardan çekinmişti. Bu damgayı yemek istemiyordu. Ama bunları söyleyecek olanlar kimlerdi? Çoğu rezillik içinde yaşayan, gününü gün eden, eşini, dostunu aldatan, ticaretlerinde dürüst olmayan kişiyerdi... Yine de kendisini hakarete uğramış hissetmişti, ne de olsa kafasının dikine giden özgür bir kızdı ya, kocası da olsa kimse kendisine bir şey söyleyemezdi, iyi bile söylemiş olsa. Şimdi bin pişmandı ya, faydası yoktu. Keşke ne olursa olsun Fikret’i kaybetmeseydi. Dedikleri de çıkmıştı işte... Üstelik hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacak bir erkeğe düşmüştü... Cahit’i bir çiçek gibi yetiştirmişti Fikret. Ne kadar masum, ne kadar güzel, efendi, zeki ve sevimli bir çocuktu. Tam babasının oğluydu. Vahdet’ten bir çocukları olsaydı, böyle yetiştiremezlerdi. Ama Cahit tertemizdi, masumdu, babası onu annesiz yetiştirmişti. Ah, keşke tekrar eski günlere dönebilseydi şimdi. Mümkün değildi, geçmişte kalmıştı her şey. Bir rüya, bir hayaldi sadece. Parmaklarıyla gözyaşlarını sildi. Başını kaldırıp odanın içine bakındı. Cahit yatağına yatmaya hazırlanıyordu. -Cahit!.. diye seslendi. Çocuk başını merakla kaldırdı. -Biraz gelir misin yavrum?.. Onun yanına geldi. Gamze saçlarını okşamaya başladı. -Sevgili oğlum çok üzülüyorsun değil mi?.. Cahit annesine anlamsız gözlerle bakıyordu. Böylesine değiştiğini görmemişti onun. -Evet... dedi. -Babanı çok seviyorsun değil mi oğlum?.. Cahit, birden kendisini annesine yakın hissetti. -Çok anne, pek çok... siz bunu bilemezsiniz. Gamze, dudaklarını ısırdı, kendisine hâkim olmaya çalıştı. -Biliyorum Cahit, dedi. Çünkü onu ben de çok seviyorum. -Hâlâ mı?.. -Evet!.. Cahit sevinir gibi oldu, ama sonra birden ciddileşti. Kaşları çatılarak: -Ama sen babama lâyık değilsin, dedi. Hele şu halinle hiç anne, çok çirkinsin, şu aynaya bak hele... Gamze afalladı, şimdiye kadar çirkin diyen olmamıştı, herkes güzel olduğunu söylerdi. -Çirkin mi?.. diye kekeledi. -Evet aynaya bak inanmıyorsan. Sanki birden yaşlanıvermiş gibi bir his duydu. Hemen aynanın karşısına oturdu. Zayıf ışığın altında yüzüne baktı. Gözleri şiş gibiydi, mavi sürmeli gözleri garip bir ateşle yanıyor, dudaklarındaki boyalar çenesine doğru eriyip akıyordu. Yüzünde bir yorgunluk, bir ter kokusu vardı, yanakları ıpıslak olmuştu. Oğluna döndü. -Haklısın Cahit, dedi. Ben zaten babana lâyık değildim, hiçbir zaman da lâyık olamam. Gamze yüzünü ve boyalarını kâğıt bir mendille sildi. Şimdi yüzü daha sade olmuştu. Cahit uzun uzun annesine baktı. -Biliyor musun şimdi daha güzel oldun. -Sahi mi diyorsun?.. -Evet anne, şimdi daha sade oldun. -Pekâlâ yatalım artık... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT