BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocuklarımız emin ellerde (İnci Ertuğrul Ve RENKLER)

Çocuklarımız emin ellerde (İnci Ertuğrul Ve RENKLER)

Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu başkanlığında İstanbul Üniversitesi bünyesinde 1980 yılında kurulan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı, bu hastalığa yakalanan çocuklar için bir umut merkezi... 114 kişinin çalıştığı merkezde tedavi gören çocukların kendilerini psikolojik olarak da iyi hissetmeleri için her şey düşünülmüş.



“Burada hastane, ilaç kokusu yoktur. Burada hemşire, doktor korkusu yoktur. Burada çocuklar kendi evinde gibi hareket eder. Çikolatanın, oyuncağın yerini bilir...” Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu böyle anlatıyor, lösemili çocukların tedavilerinin sürdüğü merkezi... Biz gittiğimizde 8 çocuk vardı merkezde. Yaşları 5’le 15 arasında değişen, kimi ameliyat olmuş, kimi kemik iliği nakli yapılmasını bekleyen bütün umutlarını Gedikoğlu ve ekibine bağlamış çocuklar ve anneleri... İstanbul Üniversitesi bünyesinde 1980’de kurulan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı o günden bu yana bir umut merkezi olmuş... Küçücük bedenlere yerleşen hastalığa karşı verilen mücadele ve kazanılan yüzlerce hayat... Günden güne artan bu sayı hedefi de büyütmüş. Küçücük bir mekanda evladının başında; yüzü yırtılmış, çivileri çıkmış bir sandalyede sabahlayan annelerden, anne ve çocuğun bir arada kalabileceği (Buna kanguru sistemi diyorlar ve Gündüz hocanın buluşu) tek kişilik steril kemoterapi ünitelerine gelmiş merkez. Teknolojik gelişmelere ayak uydurulması sayesinde, dışarıda birkaç gün sürecek tetkikler vakıfta 1-2 saatte yapılabiliyor... Tedavileri süresince çocukların kendilerini ev ortamında hissetmeleri için her şey düşünülmüş. Bir danışmanın gözetimindeki oyun odasında bir anaokulu ortamında oyunlar oynarken, okul çağındakiler odalarında öğretmenleriyle derslerine devam edebiliyorlar. Zorlu ve uzun süreli tedavileri boyunca sağlık ekibinin sevgi dolu yaklaşımları hem onların hem de ailelerin yükünü biraz olsun hafifletiyor. “Anne babanın inanması, güvenmesi çok önemlidir. Öyle aileler vardır ki gelir teslim olur. Onlardan daha rahat netice alırsınız” diyor Prof. Gedikoğlu. Burası yetmiyor... Bütün yüreğiyle kendini sağlığa, “Ben çok umutluyum” dediği gençlerin yetişmesine adayan Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu, “Benim için en büyük mutluluk, sağlık hizmetlerindeki başarımızın, konuyu bilenlerce önce Türkiye’de, sonra dünyada kabul edilmesidir” diyor haklı bir gurur ve iç huzuruyla... Prof. Dr. Gedikoğlu bundan sonraki hedeflerini şöyle anlatıyor; “Buradaki 20 yatak yetmiyor. Referans merkezi burası. Gelen hastaların bütün acil hizmetlerini veriyoruz, yer varsa yatırıyoruz. Kısa süreli bir tedavi değil, üç yıl kalır hasta... İlk tedaviyi yapıyoruz, sonra nasıl yatırırız diye düşünüyoruz. Biz burada 144 kişiye bile çıktık. Bu yatak kapasitesiyle yetişemiyoruz. Tıp Fakültesi açmak için müracaatımızı yaptık, önce üniversite kurmamız gerektiğini söylediler. Tıp Fakültesi için de önce Fen Edebiyat Fakültesi var dediler. 2.5 sene uğraştım. Bir şeye heveslenince giden zaman ve paraya bakmayacaksın. Vakıf bütün gücüyle bir üniversite kurdu... Eğitimle tıbbın yanyana gelmesi benim en büyük zevkimdi. Bunu yapabildiğim için mutluyum.. Haliç Üniversitesi’nde ilk açıldığında 49 öğrenci vardı, bugün bin küsür. 136 hocamız var. Özel üniversiteler, vakıf üniversiteleri arasında beşinci sıradayız”... İşte Prof. Gündüz Gedikoğlu’nun anlattığı Haliç Üniversitesi bünyesinde Şişli’de hastane ve Tıp Fakültesi kampüsünün inşaatına başlanmış. Orada 205 oda olacak... Dolayısıyla daha çok çocuk için, daha çok umut... Rakamlarla vakıf  Gündüz Gedikoğlu Amerika’da çocuk sağlığı ve hematoloji üzerine ihtisasını bitirip Türkiye’ye döndükten sonra 1964 yılında ilk hematoloji departmanını kurdu. Bu da bir anlamda 1980’de kurulan vakfa giden yolun başlangıcı oldu...  Türkiye’de ilk kemik iliği nakli Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı bünyesinde gerçekleştirildi. Bugüne kadar gerçekleştirilen nakil sayısı ise 184...  Kemik iliği naklindeki başarı oranı yüzde 70-72 civarında. Bu tedavinin Avrupa’da yapılması halindeki maliyeti 300 bin doları bulurken, vakıf bünyesindeki hastanede bu miktar 50 bin doları aşmıyor. Bu para da Avrupa ve Amerika’dan gelen ilaçlar için ödeniyor.  Bugüne kadar 600 lösemi hastası tedavi edilmiş. Vakıf çocukluk çağı lösemilerinde yüzde 89.4 gibi bir başarı oranını yakalamış. Çocukların sadece tıbbi tedavileri gerçekleştirilmiyor, psikolojik ve sosyal olarak hayattan kopmamaları için hizmet veriliyor. Bağışçılar, ünlüler... Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı tamamen bağışlarla, desteklerle ayakta duruyor... “Ne bir kira gelirimiz, ne arkamızda bir holding ve ne de döner sermaye var” diyen Gedikoğlu vakıflarının; sporcu, sanatçı, işadamı ve öğrenci bağışçıların desteğiyle yoluna devam ettiğini söylüyor, “Onlardan büyük bir elektrik alıyoruz... Buraya gelmeleri bizi heyecanlandırıyor” diyor... Sezen Aksu’dan Hakan Şükür’e pek çok isim vakfın bağışçıları arasında. Bağışların ötesinde ünlü isimlerin çocukları ziyaret etmesi onlar için en büyük mutluluk. Biz gittiğimiz gün çocukların misafiri Galatasaraylı Hakan Ünsal’dı. Hakan sık sık arkadaşlarıyla sıraya koyarak merkeze geldiklerini, çocukları yalnız bırakmamaya çalıştıklarını anlattı: “Çocukları görünce insan bir daha gelmeden edemiyor. Hele istekleri olunca hiç hayır diyemiyoruz.” Anlamlı hediye: İmzalı forma... Ahmet Akaryıldız Galatasaray forması istemişti... Hakan, Hagi’li kadronun imzaladığı formayı verirken, Ahmet’in mutluluğu görülmeye değerdi... Hakan tek tek çocukları ziyaret edip hediyelerini verirken, çocukların yüzündeki mutluluk ve gözlerindeki ışıltıyla teşekkürlerin en büyüğünü alıyordu... Esma Yılmaz’ın odasına gittiğimizde öğretmeniyle matematik dersindeydiler. Esma Erzurumlu bir ailenin (Dadaşız diyor annesi) 8 çocuğundan biri. Dokuz yaşında ve bir yıldır tedavisi devam ediyor. Bu hafta içinde Esma’ya kardeşinden ilik nakli yapılacağını anlatırken; annesinin sesi, hem sevinçle, hem korkuyla titriyor. Bir süredir walkman isteyen Esma, o gün diğer çocuklar gibi istediği şeye kavuşmaktan mutluydu. Vakıftaki herkes çocukların moralini yüksek tutmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Uzun ve zorlu tedavi süresinde hasta-doktor ilişkisinden çok öteye geçmiş aralarındaki bağ. Sağlık ekibi, “Tedavileri bitenler buradan ayrılamaz hatta sık sık gelip ziyaret eder” diye anlatıyorlar... Onların en büyük ödülü ise çocukların sağlığına kavuşması... Çocuklar emin ellerde Birazcık ateşleri çıksa dünya başımıza yıkılır adeta... Başuçlarında sabahlar, nefeslerini dinleriz... Hiçbir hastalığı konduramayız bedenlerine... Ama kafamızın bir köşesinde, büyük bir korkuyu istemeden de olsa yaşatırız; “Ya çocuğum hastalanırsa, Ya amansız bir illete yakalanırsa !...” ..... İşte küçük bedenlerine böylesi hastalıklar yamanan ama bulundukları merkezdekilere olan güvenleriyle geleceğe umutla bakan çocukları ve kendini onlara adayanlar var bugün sayfamızda... “İnsanoğlu dünyaya gelirken ailesine büyük mutluluklar verir. Eğer ona eğitim ve sağlık imkanlarını sağlarsanız, bu mutluluk kendisi için de çevresi için de gerçek mutluluklara döner” diyen ve kendini buna adayan, Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu’nu ve başkanı olduğu Lösemili Çocuklar Vakfı’nı... Bağışçılar sayesinde ayakta duran vakıf, lösemili çocuklar ve aileleri için umudun adresi oldu. Yıllarını bu vakıf için harcayan Gedikoğlu, “Bu bir öğretim üyesinin kendi sevgi ve sancılarıyla gerçekleştirdiği bir düş” diye anlatıyor. Prof. Dr. Gedikoğlu’nun kaleme aldığı şiir, vakfın hangi sancılarla kurulduğunu çok güzel özetliyor aslında: ... oğul; 40 hafta karnımda taşıdım, kanımı verdim... 2 yıl göğsümde sakladım, sütümü verdim... 20 yıl peşinde koştum, gönlümü verdim... oğul gittin, gidersin ama geriye dönmezsin... ..... Gedikoğlu ağlayarak okuduğu bu şiirin artık böyle bitmediğini söylüyor ve ekliyor: “Oğul gittin gidersin, Ama bilir misin, emin ellerdesin...”
Kapat
KAPAT