BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kar

Kar

Orhan Pamuk’un bu ülkede en çok satan ama en az okunan yazar olduğu doğru değil. Böyle saçma sapan lafları çıkartanlar hiç şüphesiz Pamuk kadar çok yazamayan, satamayan ve okunmayan tipler. Zaten halkımın takdire şayan pek çok özelliği bulunmasına karşın dedikoduya olan eğilimi tartışılmaz. Bir yerlerde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda ya da toplumun arasından çatlak bir ses çıktığında bütün dikkatler toplanıveriyor.



Orhan Pamuk’un bu ülkede en çok satan ama en az okunan yazar olduğu doğru değil. Böyle saçma sapan lafları çıkartanlar hiç şüphesiz Pamuk kadar çok yazamayan, satamayan ve okunmayan tipler. Zaten halkımın takdire şayan pek çok özelliği bulunmasına karşın dedikoduya olan eğilimi tartışılmaz. Bir yerlerde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda ya da toplumun arasından çatlak bir ses çıktığında bütün dikkatler toplanıveriyor. Zeki Müren’in ‘Reklamın iyisi kötüsü olmaz ama kötüsü daha çok akılda kalır’ sözünü söylerken kastettiği buydu herhalde. Türkiye’de ilk kez bir romanın ilk baskısı yüz bin adet yapılıyor. Satacağı garanti olmayan yazarların kitapları genellikle üç bin tane basılır. Düşünün yüz bin nerede, üç bin nerede? Kitabın kalitesi satışından mı anlaşılır peki? Elbette hayır. Fakat bazı yazarların hem mükemmel yazmak hem de çok satmak gibi Allah vergisi bir kabiliyetleri varsa bunu görmezden gelmek niye? Kar, son yıllarda okuduğum en başarılı romanlardan birisi. Satışa sunulduğu gün sabahın dokuzunda koşturdum kitapçıya. Daha raflara bile dizmemişlerdi. İlk kitabı bana sattılar. Elimde kitabımla sokağa çıktığımda keyfim yerindeydi. Eve vardığımda hemen kitabı poşetin hapsinden kurtarıp salondaki sehpanın üzerine koydum. İki gün orada durdu. O bana baktı, ben ona. Elime alıp ilk sayfayı okumaktan korkuyordum. Ya bu seferki öncekiler kadar iyi değilse diye tuhaf bir duyguya kapılmıştım. Sanki ben yazmışım ya da Pamuk şahsen tanıdığım birisiymiş gibi. Sonra Pazar gecesi, kendimi bilumum dedikodu programlarından koruyup yatağıma doğru yol alırken yanımda götürdüm Kar’ı. Bu bir hataydı! Çünkü Pazar gecesi erken uyumak adetimdir. Halbuki elinizde o roman varsa kapatıp uyumanız söz konusu bile olamaz. Her bölümün sonunda dönüp saate bakıp dehşete kapıldım. Kendimle pazarlıklar yaptım. Bir bölüm daha okumamın Pazartesi sabahını alt üst etmeyeceğine ikna etmeye çalıştım beynimi. Her defasında okumaya devam ettim. Sabahın ilk ışıkları pencereme vurduğunda hâlâ okuyordum. İnanılmaz! İnsanın kalkıp Kars’a gidesi geliyor. Şair Ka ile tanışıp teselli edesi, ülkesinin gerçeklerini bir daha anlamaya çalışası, herkesin içinde iyilik, kötülük, zayıflık, hırs gibi duyguların karışımının bulunduğunu hatırlayası geliyor. İnsan olmanın, bu coğrafyada yaşamanın ne demek olduğunu bir kez daha düşünüyorsunuz. Orhan Pamuk’un bu ülkede en çok satan ama en az okunan yazar olduğu doğru değil. Kar mı? Mükemmel.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT