BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Annemi geri getirir misiniz?”

“Annemi geri getirir misiniz?”

Orhan yeniden kendini toparlamak istedi. Ağlamasına yeniden gem vurup duygularını söylemek istedi. Ama sesi titriyordu. Ağabeyine bakan Menekşe onun ağlamasını görünce, sanki kendisinin de yeniden ağlaması gerekiyormuş gibi koroya katıldı...



Murat, sekreter Burcu’ya, iki çaya ilave iki çay daha getirmesini söyledikten sonra çocuklara döndü: -Geçin çocuklar oturun bakalım şöyle. Çocuklar bir ilkokul öğrencisi usluluğunda geçip, ikili meşin koltuğa yan yana oturdular. Kızkardeşi ağabeyine sokulurcasına yanaşmıştı. Ağabeyi de onun o halinden hiç rahatsız olmadı. Murat ve Mahir bey çocukları sözüyorlar, sanki tanışmadan önce tanımaya çalışıyorlardı. Oğlan biraz mahçup, biraz tedirgindi. Kız kardeşi ise belki bütün yükü ağabeyinin omuzlarına bırakmış ve çocukluğun rahatlığıyla gözlerini az sonra konuşacakları ve yardım isteyecekleri amcalara dikmişti. Belki bu meraktan olsa gerek ağlamasını kesmiş, boncuk boncuk gözlerle bir Murat’a bir Mahir beye bakıyordu. Murat, ilk başta insanın canının kaynadığı bu iki çocukla konuşmaya başladı: -Çocuklar hoşgeldiniz. Oğlan belli belirsiz “Hoşbulduk” derken, kız konuşmamış ya da konuşamamıştı. Murat tekrar sordu: -Adınız ne sizin? -Benim adım Orhan, kardeşiminki ise Menekşe. -Menekşe ne güzel isim böyle? -Evet çocuğum sizi dinliyorum. -Biz şey için geldik. Orhan geliş sebebini nasıl anlatacağını, söze nereden başlayacağını bilemezken, Menekşe pat diye söyleyiverdi: -Annemiz yok. Bunun üzerine Orhan da kendini tutamamış, gözlerinden süzülen damlalara izin vermişti. Ağabeyinin sessiz ağlamasından haberi olmasa gerek Menekşe ayaklarını sallaya sallaya devam etti konuşmasına: -Anneannemlere gitti. Onu geri getirir misiniz amca? -Ben mi? Orhan yeniden kendini toparlamak istedi. Ağlamasına yeniden gem vurup duygularını söylemek istedi. Ama sesi titriyordu. Ağabeyine bakan Menekşe onun ağlamasını görünce, sanki kendisinin de yeniden ağlaması gerekiyormuş gibi koroya katıldı. -Efendim aslında annem bizi bırakmadı. Babam kovdu. Şimdi boşanacaklar. Avukat tutmaya gitti babam. Annemse ne yapacağını bilemiyor. Murat bey karşısına gelmiş bu iki çocuğun duygusal konuşmaları karşısında gerçekten bir tuhaf olup etkilenirken, meslek hayatında nice böyle çocuklarla karşılaşmış ve yüreği nasır tutmasa da artık çaresizliklere alışmış bir insan olan Mahir amca sanki hiç etkilenmemişti. Burcu’nun getirdiği çayı karıştırıp yudumluyordu. Hatta çocukların ağlamasından rahatsız olur tarzda olaya müdahil oldu: -Ağlamadan konuşun oğlum ağlamadan. Hem bak çaylarınızdan alın bakalım bir yudum. İyi gelir. Bu söz her iki çocuğun ağlamasını da bıçak gibi kesmişti. Bir emir değildi. Bir azarlama da değildi. Ama iki çocuk için hayatlarında başkasıyla kendi başlarına ilk diyaloglarıydı bu. Üstelik kaybetmemeleri gereken bir diyalog. Orhan rol yapan değme artistlere taş çıkartırcasına çabuk bir hareketle gözlerinin yaşını kurulayıp, çaydan bir yudum aldıktan sonra sanki az önce ağlayan çocuk o değilmiş gibi Mahir amcasının yüzüne baktı. “Tamam mı, şimdi oldu mu?” gibiydi bu bakış. Sonra kaldığı yerden devam etti Avukat Murat’a dönerek: -Sizden birşey istemeye geldik efendim. -Dinliyorum oğlum. -Babamın avukatına karşılık annemin avukatı olur musunuz? -Benim mesleğim avukatlık. Ama bu konuya karar verecek olan ne sizlersiniz ne de benim. Mahir amca: -Eğer istiyorsa annenizin vekalet vermesi lazım, annenizin. -Annemin buraya geldiğimizden haberi yok. Babamın da. Biz sadece annesiz babasız kalmak istemiyoruz. Menekşe: -Bizim annemizi babamdan boşandırmaz mısınız? -Yani annenizin boşanmasına engel olmamı demek istiyorsunuz. Orhan: -Evet efendim. Ama bizim hiç paramız yok. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT