BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dövizde inişler artıyor

Dövizde inişler artıyor

2001 yılında, devalüasyon ve sonrasında hızlı yükselişi ile birçok ekonomik parametreyi altüst eden, piyasaları korkutan döviz, şimdi de paraşütsüz düşüşü ile ekonomiyi tedirgin etmeye başladı.



2001 yılında, devalüasyon ve sonrasında hızlı yükselişi ile birçok ekonomik parametreyi altüst eden, piyasaları korkutan döviz, şimdi de paraşütsüz düşüşü ile ekonomiyi tedirgin etmeye başladı. Yeni IMF programının kur çıpasından vazgeçip dalgalı kura geçmesi ile döviz fiyatları bazı günler yüzde 10’a varan marjlar ile dalgalanmaya başlamıştı. 1.650.000 TL’nin üzerine çıkan dolar, 11 Eylül ve sonrasında gelen IMF kredisi ile hızla düşmeye başladı. Şimdi ise, bu hızlı düşüşün, ekonomik programa ve programın ana eksenlerinden olan ihracat hedefine sekte vurmasından korkuluyor. Şubat devalüasyonu ve tepetakla olan ekonominin gerekçelerinden birisi de TL’nin fazla değerlenmesi sonucu oluşan cari işlemler açığı idi. 10 milyar doları aşan açık, alınan tedbirler ile yıl sonunda fazlaya dönmüştü. Ekonomi yönetiminin ana hedefi de büyümeyi ihracatı artırmak suretiyle yapmak ve borç sarmalını üretim ve ihracat gelirleri ile kırmak olduğu için, döviz fiyatlarının bir seviyeye kadar artması olumlu olarak algılanmıştı. Ancak, son dört aydır kurun sürekli gerilemesi, TL’nin hızla değerlenmesi, bu hedefi negatif yönde etkilemeye başladı. Nitekim Bakan Derviş de “kurdaki hızlı artış kadar, düşüşün de tehlikeli olduğu” yönünde açıklama yapmak durumunda kaldı. Dövizin neden hızla değer kaybettiğine verilecek birçok cevap var. Öncelikle, IMF kredisinin oluşturduğu olumlu beklenti ve fazla iyimserlik havası bunda temel etken oldu. Ayrıca, sınırlı da olsa, yeni yılla beraber, yabancı yatırımcıların döviz bozdurup, borsa ve bono piyasasında pozisyon almaları da piyasadaki TL’yi bollaştırdı. Merkez Bankası’nın, döviz satarak piyasadan TL çekmesi, yani kura müdahalesi program gereği söz konusu olamadığı için, kur düşmeye devam etti. Sığ piyasada, dalgalı kurun spekülatif etkisi de buna eklenince, banka ve bireysel yatırımcılar da döviz almayı ertelemeye, kısacası herkes birbirini beklemeye başladı. Sonuçta da döviz, “varlığı bir dert, yokluğu yara” bir hal aldı. Son günlerde, Merkez Bankası’nın, her ne kadar programa aykırı da olsa, dövize biraz müdahil olacağı yönünde beklentiler seslendirilmeye başladı. Böyle bir müdahale çok da ihtimal dışı görülmemeli, zira, kurdaki gerileme makroekonomik hedeflere, özellikle faiz ve ihracat hedeflerine sekte vurursa, ekonomi yönetiminin buna göz yumması, programı zedeleyebilir. Merkez Bankası faizde kontrollü ve yavaş bir düşüş hedeflerken, dövizdeki değer kaybı reel faizleri yükseltmeye başladı ve bu da öngörülenden daha önce bir faiz indirimini gündeme getirdi. En azından böyle bir beklenti oluştu. Faizdeki hızlı düşüşün kötü etkilerini 2000 sonunda bir kriz ile yaşayan Türkiye, aynı hatayı tekrar yapmamak için, bu defa daha tedbirli olmak durumunda. Dolayısıyla, döviz borcu olanlar için, mevcut durum sevindirici gibi gözükse de, ekonominin bütünü için kurdaki düşüş ve TL’nin değerlenmesi haklı olarak endişeleri arttırıyor. Yine bir Veto Piyasaları iki haftadır meşgul eden Mali Sektör Yasası’nın Cumhurbaşkanı’ndan kısmi veto yemesi, yine çalkantılara sebep oldu. Her ne kadar kanunun bankalara kaynak aktaran ve kredileri yeniden yapılandıran hükümleri onaylansa da, kamu bankası yöneticileri ile ilgili maddenin veto edilmesi, kredilerin yeniden yapılandırılmasında ciddi sıkıntılar doğuracak. Nitekim, vetodan hemen sonra Kemal Derviş’in “IMF ile ilişkiler olumsuz etkilenecek” şeklindeki tek cümlelik açıklaması, önümüzdeki günlerde, bu konuyu sıcak tutacağa benziyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT