BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Belgesel bitti!

Belgesel bitti!

Ülkemiz, belgeselciler için geniş bir malzeme havzası görünümünde... Ancak son yıllarda belgesel programlara ilgisizliği yüzünden neredeyse durma noktasına geldi.



Gelişmiş ülke televizyonları incelendiğinde belgesel yapımların ciddi bir yer tuttuğu mukakkak. Ancak ülkemiz bu konuda hayli geride. Yayın akışı incelendiğinde paparazziler, eğlence ve talk show programları büyük bir yoğunlukta; hatta izlenme saatleri içindeki oranları yüzde 70’lerin üzerinde. Belgesel programlar ise -ki eğer varsa- genellikle gece geç saatlerde yayınlanıyor. Malzeme çok, ama... Belgeseller hiç şüphesiz toplumun değişimini belgeleyen, bir yandan da değişimin ve gelişimin gerçekleşmesinde önemli bir araç. Ülkemiz bu anlamda derya; zira büyük bir tarihi bünyesinde barındıran ülkemiz hem doğası, hem de sosyolojik yapısının çeşitliliği itibariyle belgeselciler için geniş bir arşiv ve bilgi kaynağı özelliğini taşıyor. Ancak yapımcılar bu konuda da hayli güçlük çekiyor. Belgeselin ana materyali olan bilgiye ulaşmanın çok zor olduğunu ifade ediyorlar. Sıradan bir belgeye ulaşmak için onlarca bürokratik işlemden geçtiklerini, bu süreçte yeterli bilgiye haiz bir muhatabın bulunamamasının yanında tasnif edilmemiş ve kullanılamaz arşiv bilgilerinin de işlerini çok zorladığını söylüyorlar. Tüm zorluklara rağmen yapılan belgeseller için sponsor vaya bu belgeseli yayınlayacak televizyon kanalı bulmanında ayrı bir dert olduğunun söyleyen yapımcılar, televizyon kanallarının bu belgeselleri gece geç saatlerde yayınlamasının da ayrı bir handikap olduğunu ifade ediyorlar. İlki 1914’te çekildi Türkiye’de belgeseller, propaganda amacıyla yapılan bir filmle başladı. “Ayastefanos Abidesinin Yıkılışı”, 1914’te Fuat Uzkınay tarafından gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra sinemanın propaganda gücü dikkate alınarak,1915’te Enver Paşa’nın emriyle “Merkez Ordu Sinema Dairesi” kuruldu. Burada Uzkınay ve Semavi belgeselleri çekildi. “Enver Paşa’nın Atları”, “ Enver Paşa’nın Eşi Naciye Sultan’ın Yeni Doğan Çocuğu” filmleri bunlardan birkaçıdır. “Müdafaayı Milliye Cemiyeti”, daha sonra “Malul Gaziler Cemiyeti” savaş belgeselleri de çekmişlerdir. Belgesel filmler hareketli resimlerden oluşan, gerçek materyallerle şekillendirilen ve yorumlanan, başlangıçta propaganda amaçlı ortaya çıkmış olsa da günümüzde eğitim, tanıtım, bilgilendirme ve tarihin karanlık sayfalarına ışık tutma amaçlarına yönelmiş eserlerdir. TRT belgeselleri TRT belgeselciliği çoğu zaman Osmanlı ve İslam eserleri, Osmanlı tarihi, ülkenin tabii zenginlikleri ve güzelliklerini konu alan programlardı. İdeolojik sonuçlar barındırabilecek toplumsal belgesellerden özellikle uzak durulmuştu. Bu yüzden de belgeseller gerçekçi, açıklayıcı, aydınlatıcı, özellikle sorgulayıcı niteliklerini yitirdi. Bunun üzerine Türkiye’de belgesel sinemacılar, 1997 yılında bir araya gelerek, bu türü geliştirmek, çalışmalarında birbirlerine destek olmak, sahip oldukları bilgi birikimini ve bakış açılarını birbirlerine aktarmak, Türk belgesel filmlerinin dışarıya açılabilmesi için gerekli bilgi birikimini ve teknik birikimi sağlamak amacıyla BSB (Belgesel Sinemacılar Birliği )’ni kurdular. İşimiz zor Belgesel Sinemacılar Birliği Başkanı Enis Rıza, televizyon kanallarının belgesellere olan ilgisizliğinden bahsederken, “Belgeseller ne yazık ki, televizyon kanallarında ya hiç gösterilmiyor, ya da çok geç saatlere atılıyor. Belgesellerin ülkemizde mutlaka insanlara ulaşması ve gösterimlerin yaygınlaşması, yeni gösterim alanlarının oluşturulması gerekiyor. Zaten kanallardaki mevcut belgesellerin etik açıdan belgesel olup olmadıkları bile tartışmalı. Televizyon yayıncıları topluma karşı sorumlu davranmalı, bu yasalar ile belirlenmez, bunu kuruluşlar kendileri değerlendirmeli, çok reytingten ziyade toplumu nasıl etkiledikleri tahlil etmeliler” diyor. Belgesel film çekmenin zorluklarına da değinen Rıza, şunları söylüyor: “Türkiye’de sponsor şirket veya kurum bulmak hayli zor. Dolayısıyla Türkiye’de belgesel film üretmek için bir çok engeli aşmanız gerekiyor. Ancak Batı’da durum çok farklı, özel kurumlar ve fonlar bu tür belgeselleri destekliyor. Batıda belgeseller bir reyting unsuru olarak değil, toplumsal bir misyon gibi algılanıyor. Ülkemizde bu zorluklara rağmen ciddi olarak belgesel filmlerin üretiliyor ve neredeyse uluslararası düzeyde, uluslararası standartlarda işler yapılıyor.”
Kapat
KAPAT