BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Buket Gül

Bir Buket Gül

Cahit’in gülen yüzü birden asıldı. Bir şey mi vardı, doktor niçin kendisinin yanında konuşmuyordu. Onlar içeriye girince, o da kapıya endişeyle yanaştı.



“Hiç kurtuluş ümidi yok mu?” Cahit’in gülen yüzü birden asıldı. Bir şey mi vardı, doktor niçin kendisinin yanında konuşmuyordu. Onlar içeriye girince, o da kapıya endişeyle yanaştı. Doktor içeriye girince birden ciddileşti. Mahir ustaya: -Allah kahretmesin sizi!.. diye bağırdı. Fena bir hastalığa tutulmuş çocuk. Beynini bir ur sürekli kemiriyor. Şu röntgen filmine bir bakın. Daha önce niçin getirmediniz?.. -Hiç bilmiyorduk, diyebildi Mahir usta şaşkınlıkla. Haberimiz yoktu... -Bu çocuğun tıbben ancak üç aylık ömrü var, dedi doktor başını eğerek. O da varsa tabiî... -Ne diyorsun doktor!.. diye kısık sesle bağırdı Mahir usta. Hiç kurtuluş ümidi yok mu?.. Doktor başı yerde düşünceli tavırla, yere sert sert basarak dolaştı. -Türkiye’de olursa yok, diyerek başını kaldırdı. Onu ancak Amerika’daki bu hastalıkla ilgili enstitü kurtarabilir belki. Bu hastalığın ilâcı da çok pahalıdır sonra. Mahir usta tutunacak yer arıyordu. -Siz çocuğa durumu bildirmeyeceksiniz, hiçbir şeyi yokmuş gibi davranmaya devam edin. Onu en kısa zamanda, en geç bir ay içinde Amerika’ya göndermek zorundasınız. Yoksa bu süre içinde ölür çocuk. Cahit kapının ardında söylenenlerin hepsini işitmişti. Hemen koridora fırladı. Derin bir düşünce kapladı benliğini, duyduklarına inanamıyordu hâlâ. Kapı açılmıştı, Mahir amcası düşünceli bir haldeydi. Yanına gelince zoraki güldü. -Haydi evlât boşuna endişelenmişiz, dedi. Bir şeyin yokmuş senin, basit bir baş dönmesiymiş. Gidelim biz... Hastahaneden çıktılar. Mahir usta içi kan ağlayarak, neşeli bir şeyler anlatıyordu. -Balıklar bugün bizden kurtuldular Cahit, ama zararı yok, yarın yakalarız. Cahit hiç konuşamıyordu, bir kelime olsun ağzını açmamıştı. -Niye suskunsun evlât, konuşsana. Bak hava ne güzel, sense yüzünde kara bulutlar taşıyorsun. Cahit amcasına yaşlı gözlerle baktı. -Kendini zorlama amca, dedi. Doktorla konuştuklarınızı ben duydum. -Yaaa?.. dedi adamcağız. Yıkılmış bir halde konuştu. Demek işittin?.. -Evet ama fazla üzülme. Ölüm nasıl olsa Allah’ın emri, bugün olmazsa yarın, ya da başka bir gün elbette öleceğiz. Ölüm bir hiçlik değil, bir yok oluş değil demez miydiniz?.. Bir parkta kanapeye oturdular. -Keşke duymasaydın Cahit. Ama ne olursa olsun seni kurtaracağız oğlum. Cahit acı acı güldü. -Bu mümkün değil amcacığım... dedi. Amerika’ya ne ile gideceğiz, paramız yok ki bizim. İlâcı pahalıymış, ameliyatı kimbilir ne kadardır? -Seni, ne pahasına olursa olsun göndereceğiz oğlum. Bunun bir yolu var sadece. Annene döneceksin, ben onunla konuşacağım. Onlar zengin insanlar, seni elbette götüreceklerdir. -Dünya da olmaz!.. -Ne biçim çocuksun sen!.. diye bağırdı adam. Hayatın sözkonusu be!.. Ölmek kolay mı sanıyorsun sen. Sonra sadece kendini düşünme, beni düşün, babanı düşün, anneni düşün. Tek tesellimiz, canımız sensin, bizi de ardından öldürmek mi istiyorsun! Cahit amcasına sarıldı. -Peki... dedi. Babamın haberi olmadan bunu nasıl yapacağız?.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT