BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Arjantin uyandı ama...

Arjantin uyandı ama...

17 Ağustos’tan evvel zelzele haberlerini üstünkörü okuyor, dünyanın filanca yerinde ölen binler için sadece “çok yazık” deyip geçiyorduk. İnşaatları şişiriyor, malzemeden çalıyor ve zemin etüdü diye bir şeyi bilmiyorduk.



17 Ağustos’tan evvel zelzele haberlerini üstünkörü okuyor, dünyanın filanca yerinde ölen binler için sadece “çok yazık” deyip geçiyorduk. İnşaatları şişiriyor, malzemeden çalıyor ve zemin etüdü diye bir şeyi bilmiyorduk. Halkımız Arjantin’deki krizi de aynı duyarsızlıkla izliyor. Uzmanlar ciddi ciddi “Arjantin gibi olur muyuz?” endişesi yaşayadursunlar biz sokaklara dökülen kalabalıklara boş gözlerle bakıyoruz. Bir marketin yağmalanmasını, bir resmi dairenin ateşe verilmesini, evlerin tecavüze uğramasını Hollywood filmi gibi seyrediyoruz. Dilerim Türkiye, Arjantin’in yaşadıklarını yaşamaz ama ürkütücü yorumlar da göz ardı edilmemeli, uyarıcı seslere kulak verilmelidir. Nasıl mı? Şöyle: İyi niyetleri onların olsun Yalnız ABD’nin değil, dünya kapitalizminin merkezi, küreselleşmenin kalesi ve beyni olarak tanınan “The Wall Street Journal” gazetesinin Türkiye ile ilgili yorumunda şu görüşler yer almaktadır; “Türkiye’yi Arjantin gibi tuzağa düşürecekler! Arjantin iyi işaretlere rağmen duvara tosladı. Türkiye’nin ABD için çok büyük önemi vardır. Türkiye tıpkı Rusya gibi en kısa zamanda IMF’den kurtulmalıdır. Yoksa Arjantin’in durumuna düşmesi önlenemez...” Bu ülkeyi elbette çok seviyor, bu yüzden gelişmelere bigane kalamıyoruz. Ben IMF’nin iyi niyetli olduğuna asla inanmıyorum. Varsayalım öyle olsa bile hata yapması mümkündür. Bunu zaman zaman kendileri de itiraf ediyorlar. Meselâ IMF Başkanı Horst Köhler’in Fransız le Monde gazetesindeki beyanatında “Arjantin krizi, IMF ve uluslararası toplumun bir başarısızlığıdır. 90’lı yıllarda Carlos Menem’in politikalarının uzantılarına yeterince dikkat etmedik. Bu da başarısızlığı uluslararası toplumla birlikte paylaşıyoruz anlamına geliyor. IMF Arjantin’deki kuruluşların sağlamlığına ve ülkedeki toplumsal değerlere daha erken bir zamanda daha fazla dikkat göstermeliydi. Çöküş tehdidinin bir canlanmayla sonuçlanacağını düşünmüştük öyle olmadı...” İş işten geçtikten sonra... IMF Başkan Yardımcısı Anna Kroger’in hazırladığı teklife göre Arjantin gibi iflas eden ülkelerin borçları askıya alınacak ve bu borç ödeninceye kadar, o ülkenin taşınır ve taşınmaz mallarına geçici olarak el konulacaktır. Geçici el koyma bilahare devamlılığa dönüşecektir. Türkiye’de GAP, İsrail’in istediği Manavgat Çayı, Boğaz köprüleri, paralı yollar, Batman petrol kuyuları, Bor madenleri, Topkapı sarayındaki tarihi eserler, mukaddes emanetler, kâr eden İPRAŞ, TÜPRAŞ, hertürlü vergi gelirleri ve Türkiye’nin başka ülkelerden alacaklarına iflâs halinde el konulabilir? Sosyolog Nejat Akalın’a göre: “Ekonomileri aynı politikalarla çökertilen iki ülkeden birinde yaşananların diğerinde de yaşanabileceği tarihi ve bilimsel gerçektir.” Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek’in Bursa Şubesinin 7. olağan genel kurulunda yaptığı konuşmada: kişi başına düşen milli gelirin 2 bin dolara düştüğünü ve kişi başına düşen borcun 3 bin dolara yükseldiğini hatırlatıp “Türkiye, Arjantin’i 3-4 yıldır yaşıyor. Bizim milletimiz kolay kolay sokağa dökülmez... Ama bir taşarsa azgın sel gibi olur, kimse de önüne geçemez” dedi. Akbabalar üşüşmeden Arjantin Ekonomi Bakanı Yardımcısı Jorge Todesca IMF’yi sert dille tenkit ederek: “Açıkçası, her iki dakikada bir bize ne tür yol tutturacağımızı söyleyen ve bunu 10 bin km öteden yapan, durumumuzu hiç bilmeyen IMF yetkililerine ihtiyacımız yok” demiştir. Arjantin geç uyandı, Türkiye hâlâ uyuyor. Bizimle hesabı olanlar çoktaaan kollarını sıvadılar. Tel Aviv Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Stratejik Araştırmalar Başkanı Prof. Efraim İnbar, “Arjantin’de yaşanan ekonomik kriz İsrail’in umut kapısı oldu” demekten çekinmiyor. Amerikan “Buston Globe” gazetesindeki yoruma göre Arjantin ekonomisini IMF ve ABD politikaları çökertti. Arjantin IMF emirlerine uydukça program sertleştirildi ve ülke ‘paylaşıma açık’ hale getirildi.” Zelzelenin ne olduğunu anlamak için bir 17 Ağustos yaşamamız gerekiyormuş. Yaşadık ve iyi anladık. Lâkin ekonomik ve siyasi depremlerin ne olduğunu anlamak için Arjantinleşmek gerekmiyor. Hem adım adım Arjantin’i izleyeceksiniz, hem de “ülkemiz Arjantin olmasın” diyeceksiniz. İşte ben bunu anlayamıyorum. Hani zelzeleden korkanların kolon kesmelerini anlayamadığım gibi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT