BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Cumhurbaşkanı Sezer’in, 10 maddelik Bankacılık Yasası’nın 3 maddesini iptal etmesi, ancak tümünü Meclis’e görüşülmek üzere geri göndermesi, belli etmeseler de hükümeti “şok”a soktu. Gerçi, Sezer’in, özellikle kamu bankaları yöneticilerinin yargı muafiyetine sokulmak istenmesi ile ilgili maddeden rahatsız olduğu belliydi.



4 Şubat ertelenirse yeni felaket kapıda Cumhurbaşkanı Sezer’in, 10 maddelik Bankacılık Yasası’nın 3 maddesini iptal etmesi, ancak tümünü Meclis’e görüşülmek üzere geri göndermesi, belli etmeseler de hükümeti “şok”a soktu. Gerçi, Sezer’in, özellikle kamu bankaları yöneticilerinin yargı muafiyetine sokulmak istenmesi ile ilgili maddeden rahatsız olduğu belliydi. Nitekim; Devlet Bakanı Derviş, geçen hafta Köşk’e çıktı, muhtemel bir veto kazasına uğramaması için, Sezer’e uzun uzadıya kanunu anlattı. Anlattı anlatmasına da, Sezer’in Köşk’ten çıkarken takındığı yüz ifadesi sanki vetonun habercisi gibiydi. Çünkü, Sezer, Derviş’e, “Bir hukukçu olarak bu karara imza atmam, mesleğimi inkâr etmektir” diye ince bir uyarıda bulunmuş. Ve, Sezer dediğini yapıp, söz konusu maddeyle birlikte 2 maddeyi daha onaylamadı. Peki, şimdi ne olacak? Kendimiz yorum yapmaktansa, özel bir bankanın üst düzey bir yöneticisiyle söz konusu olayı konuştuk: - Cumhurbaşkanı, neden sadece onaylamadığı 3 maddeyi değil de yasanın tümünü Meclis’e gönderdi? Meclis şimdi ne yapmalı? Sadece bu 3 maddeyi mi görüşmeli yoksa tümünü mü? - “Sadece 3 madde yeterli. Bana göre, yasanın tümünü yeniden ele almak bir macera olur. Zaten ne şartlar altında çıkıp Köşk’e gönderildiği herkesin hafızasında. Ayrıca Sezer kamuoyunda en çok tartışılan madde olarak ‘banka kurtarma’ maddesini onaylarken, bankacılık reformu ile ilgili olmayan maddelerde ısrar etmesini de anlamış değilim.” - IMF’nin 16 milyar dolarlık kredisini onaylayacağı 4 Şubat toplantısı ertelenir mi? - “Bunu bir bankacı olarak düşünmek bile istemiyorum. Zaten şu an itibariyle 4 Şubat tehlikeye girmiş gibi görünüyor. Gerçi, Cumhurbaşkanı, IMF’nin ısrarla istediği bankalara kaynak aktarımı ile ilgili maddeyi onayladı ama hükümete gönderirken ‘Yayınlanabilir’ diye bir ibare de düşmedi. Eğer onayladığı maddeleri yayınlatsaydı, 4 Şubat için bir risk yoktur, diyebilirdim. Ancak, şu anki görüntü çok gri... Bunu Kemal Derviş de söyledi, “Bu veto bizi sıkıntıya sokacak” dedi. Derviş’in veto geldiği andan beri IMF’yle sürekli görüştüğünü ve iknaya çalıştığını öğrendik. Bundan sonra her şey Derviş’in maharetine ve IMF içerisindeki kredisine kaldı. Eğer yeni bir felaketle karşılasırsak, sorumluluğu kim üstlenecek, o da belirsiz...” - Derviş, Pazartesi günü yapacağı açıklamanın beklenmesini istedi. Derviş, Pazartesi (bugün) ne söyleyecek? - “Muhtemelen açıklamayı piyasalar açılmadan önce yapmaya gayret edecek. “Sakin olun, merak etmeyin” mesajları vermeye çalışacak. Liderlere ve Meclis’e de mesajlar gönderecek. “Veto edilen 3 maddeyi Köşk’e değiştirilmeden geri gönderin” diyecek. Aksi halde IMF karşısında Türkiye’nin çok zor duruma düşeceğini, tekrarlayacak. IMF’nin 4 Şubat’taki toplantıyı erteleme ihtimalinin bile nelere mal olduğunu anlatacak. Meclis’i ve liderleri bilemem ama piyasalar Derviş’i ne kadar dinleyecek onu da Pazartesi sabahı hep birlikte göreceğiz.” - IMF, ya ertelediğini söylerse!.. - “Bu yeni bir felaket demektir. Çünkü bu sefer alacağımız miktar 16 milyar dolar. Bunun da önemli bir bölümü bankalara kaynak olarak aktarılacak. Hatırlarsanız, Kasım ve Şubat krizleri de böyle erteleme kararları yüzünden çıkmıştı. Yine Sezer’in onaylamadığı Tütün Yasası, piyasaları aylarca allak bullak etmişti. Tam işler yoluna giriyor derken yeni bir felaketin eşiğine girebiliriz. Bundan sonra düzelmemiz daha uzun sürebilir. Ayrıca IMF’nin de artık bu nazlanmalar yüzünden usanmaya başladığını haber alıyoruz.” Herkes gibi biz de Devlet Bakanı Derviş’in, bugün neler söyleyeceğini merak ediyoruz. Perde arkasında sık sık dile getirdiği, “Ben oynamıyorum, ne haliniz varsa görün!” diyebilir mi? Zannetmiyorum. Ama bu sefer kendi kartlarını çok ciddi şekilde masaya koyacağına eminim. Akışık, ne yapacak? Cumhurbaşkanı Sezer’in veto ettiği maddelerden biri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun da aralarında bulunduğu bazı üst kurulların Sayıştay denetiminden muaf tutulmasını içeriyordu. Sezer, buna, Anayasa’nın 100. maddesini gerekçe göstererek karşı çıktı ve veto etti. Bu madde, BBDK Başkanı Vural Akışık’ın ısrarla kanunlaşmasını istediği bir maddeydi. Akışık, Derviş’e de bunu kabul ettirip kanun maddeleri arasına koydurmuştu. Bu madde Akışık için o kadar önemliydi ki, söz konusu madde Meclis’te görüşülürken “istifa tehdidi”nde bulunmuştu. Bilindiği gibi, hükümetin içerisindeki bazı milletvekilleri de, BDDK yöneticilerinin “koruma zırhı”na bürünmesine karşı çıkmış ve Akışık da, “İstifa ederim” demişti. Akışık’ın tehdidi üzerine, madde, hasarsız bir şekilde Meclis’ten geçti ama bu sefer de Köşk’e takıldı. Vural Akışık, şimdi ne yapacak? Bize göre; 1 - “Madem isteklerimin önemi yok, hadi eyvallah” diyecek. 2 - Derviş’e “Kaptan sensin, ne dersen o olur” deyip, ekonomi kurmayları gemisini terketmeyecek. Türkiye açısından bugün gerçekten zor bir gün olacak. İstanbul ve Gürtuna İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, gelirleri kesintiye(!) uğrayınca, feryadı bastılar: “Siz bilirsiniz. Zararını vatandaş görecek! Her şeye zam yapacağız, hizmetlerin bazılarını durduracağız.” Ankara’yı bilmiyorum ama İstanbul’da Gürtuna dediğini yaptı ve düğmeye bastı. Gürtuna ve Gökçek, belediyeleri bir hizmet kuruluşu olmaktan çıkarıp bir ticari kuruluş hüviyetine büründürmek için çalıştıklarını söylüyorlar. Biz de, yani vatandaşlar olarak bu kuruluşun hissedarlarları ise, pekalâ yönetimi eleştirme hakkımız vardır. Buyrun o zaman... Sadece İstanbul’da, son bir yıl içerisinde 6 bine yakın gazeteci işsiz kalmışken, bu insanlar iş bulamamışken ve oraya buraya iş aramaya giderken kullandıkları tek güvenceleri Basın Kartları’ndaki indirim olmuşken Gürtuna bu indirimi kaldırdı. Gürtuna, artık ömrünün son anlarını yaşayan yaşlılara yapılan indirimi de kaldırdı. Hatta yakında İstanbul’da çöp dağları bile oluşabileceğini söyledi. Yeni yatırımlar da rafa kaldırılmış. Belediyeler bir kâr kuruluşu olduğuna göre, sormak istiyoruz: Doğalgazda yapılan indirim lafta kaldı. Bir ay önceki faturayı alın şimdiki faturayı alın, indirim denilerek nasıl alay edildiğini görün... Madem kâr etmek istiyorsunuz, doğalgazı neden Botaş’tan alıyorsunuz? Direkt İran’dan ya da Türkmenistan’dan alın pekalâ daha çok kâr edebilirsiniz. Gürtuna’nın kendisi açıkladı: İstanbul yollarındaki çukur sayısı son kar yağışıyla birlikte 50 bini geçmiş. Bu çukurlar kendiliğinden mi oluştu yoksa bugüne kadar el atılmadığı için mi İstanbul bir çukur kente dönüştü? Metro’dan hiç haberiniz var mı? Özellikle Taksim metrosundan... Geçenlerde arkadaşımla binelim, dedik. Binmemizle inmemiz bir oldu. Üstelik, içeride öyle fazla bir kalabalık da yoktu. İnsan kokusu, ter kokusu falan değil, buradaki koku resmen katran haline gelmiş. Yeni İETT duraklarını daha önce yazmıştık. Keşke, Sayın Gürtuna, kar ve yağmurlu havalarda bu istasyonlarda bekleyen insanları görebilseydi. Her tarafı açık olan İETT duraklarında beklemekle dışarıda beklemek arasında hiçbir fark yok. Sayın Gürtuna, geçen yılın kasım ayında, E-5’ten yapmayı düşündükleri tramvay için, “En geç 1 ay içerisinde sonuçlanmazsa, bu yola el koyacağız. Çünkü burası şehir içi” demişti. Bu yolda, minibüs ve halk otobüslerinde her gün salamura gibi yolculuk yapan yüzbinlerce insan Gürtuna’dan sözünü tutmasını bekliyor. Daha önceleri nerelerdeydiniz? Başbakan Ecevit’in “Emlak Vergisi’nde ölçü kaçtı” açıklamasından sonra bildiğiniz gibi değerli milletvekillerimiz de TBMM’de harekete geçti. DSP İstanbul Milletvekili Masum Türker, MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, DYP Antalya Milletvekili Salih Çelen ve ANAP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın Emlak Vergisi’nin düşürülmesi konusunda kanun teklifi verdiler. Verilen teklifler, bu yıl genel beyanda bulunulmamasını, Bakanlar Kuruluna genel beyan dönemini belirleme ve durdurma yetkisinin verilmesini, mükelleflerin geçen yıl ödedikleri verginin yüzde 26.5 artırılmasını, yine 2002 yılı emlak vergilerinin 2001 yılı vergi değerlerinin yüzde 50 artırılmasını falan içeriyor. Şimdi soralım: Madem bu kadar önemli ve halkın yararına olan çalışmalarınız vardı, niye Ecevit’in açıklamasını beklediniz? Liderleriniz bu kanunu hazırlarken, hiç mi haberiniz olmadı? Bir şeyler yapmak için illâ halkın bir şeylere isyan etmesini mi beklemek gerekir?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT