BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Berrin, bir yandan annesinin hazırladığı mis gibi yemeği yiyor bir yandan da yaşadığı ıstırap ve kâbus dolu günleri anlatıyordu. Annesi Nuriye hanım duyduklarıyla kahroluyor, “vah kızım vah” diyordu. Öyle ki, masa başında saatlerce kaldılar...



Kâbus dolu günleri hatırladı Berrin ile annesi bir elmanın yarısı gibi kapı arasında kucaklaştılar. Ardından çocukluğundan beri hiç değişmeyen halı ve mobilyalı eve girdi genç kadın. O hiç değişmeyen baba evinin kokusu... Şöyle bir anda maziye gitti geldi gözleri. Çocukluğu kirpiklerinden dökülen gözyaşlarında saklıydı sanki. Annesinin omuzlarına düşüyordu birer çiğ tanesi gibi. Annesi Berrin’in bu gelişinin hiç de hayra alamet olmadığını çok iyi tahmin ediyordu ama, sebebin ne olduğunu elbette bilmiyordu. -Kızım hoşgeldin çocuğum. Bu ne hal böyle? -Hoşbulduk anne. Yaralı bir ceylan gibi tekrar yuvaya döndüm. Ne yapacağımı da bilmiyorum. -Ne oldu? -Kemal ile kavga ettik ve bu işi bitirdim. Kemal’den ayrılacağım. -Berrin iyi düşündün mü kızım? -Neyini düşüneceğim anne? Adam yüzüme karşı “defol” diye haykırdı. Neyini düşüneceğim. -Berrin, sen zili çaldığında sofradaydım. Haydi gel sofraya. Senin çocukken sevdiğin yemekleri eskisi kadar yapamıyorum ama... Kızını sofraya alıp götürürken bile ona ne diyeceğini düşünüyordu annesi. Berrin üzerini çıkartıp, ellerini yıkadıktan sonra geldi, yine çocukluğunda oturduğu sandalyeye geçti. Aslında çok da acıkmıştı. -Mımm. Ellerine sağlık anneciğim. -Afiyet olsun kızım. Ben de tek başıma yemek yiyordum işte. Neyse. Bak ne diyeceğim sana. Beni çocukken dinlemedin, o istemediğim evliliği yaptın. Şimdi ise yine dinlemeyeceğinden korkuyorum. -Yoksa? -Evet aynen tahmin ettiğin gibi. Şimdi de o yuvayı yıkmamanı tavsiye ediyorum sana. -Neden anne? -Çünkü iyi kötü bir yuva kurulmuş. Bundan sonra artık o yuvayı devam ettirmenin yollarını aramaktan başka hiçbir yol tavsiye edilemez. -Bak anne, sen bu kavgayı normal evlilik için vır vır olarak sanıyorsun. Hele bir anlatayım da Kemal denen o koca kafalı damadının Arzu adındaki bir kadınla nasıl beni aldattığını öğren, Sonra yine edersen tavsiyeni edersin. Berrin bir yandan annesinin hazırladığı mis gibi yemeği yiyor bir yandan da yaşadığı ıstırap ve kâbus dolu günleri anlatıyordu. Annesi Nuriye hanım duyduklarıyla kahroluyor, “vah kızım vah” diyordu. Öyle ki, masa başında saatlerce kaldılar. Berrin gözlerinden akan yaşlara aldırış etmeden, kendisinin tercih edilen kadın olmaktan vazgeçilişine tahammül edemeyeceğini anlatıyordu. Bu karara anne Nuriye’nin de verecek cevabı yoktu. -Peki ne yapacağız kızım? -Ne yapacağız, bir boşanma davası açıp boşanacağım. -Ya sonrası ne olacak? -Sonrasını hiç düşünmedim anne. Düşünmek de istemiyorum. -Ah bu dünya ah. Bir dert bitmeden birini başına saran dünya. Ne diyeyim bilmiyorum. Neyse haydi yemeğin soğudu. Tabağındakini bitir de kaldırayım. -Yemeyeceğim anne. Eline sağlık. Ben salona geçiyorum. -Tamam kızım, zavallı kızım tamam. Berrin, mutfaktan çıkarken yeni aklına gelmiş gibi sordu: -Babam ne yapıyor anne? Yine bana kızıyor mu? -Kızıyordu ama artık ağzına almıyor. -Kimbilir beni defterden silmiştir. Aslında babam çok haklıymış. Ama ne bileceksin. Gençlik işte. -Ben de akşam baban geldiğinde ne olacak onu merak ediyorum. Berrin biraz salonda oturdu. Sonra kalktı evin içini dolaştı. Eski hatıralarıyla birlikte, eski eşyaları fotoğrafları vs. karıştırdı. Aslında babasının geleceği saati bekliyordu. İşte kapı çalınmış, babası gelmişti. Annesine, “Dur ben bakayım kapıya” dedi. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT