BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eserinizle övünebilirsiniz!

Eserinizle övünebilirsiniz!

Son yıllarda bazı okullarda anlaşılmaz uygulamalar görüldü. Bir kısmı fişlendi; sürülenler, meslekten atılanlar da oldu. Manevi bir boşluk ortamı oluştu. Bu boşluğu da şeytan doldurdu. Bir inanca ihtiyaç duyanların tecrit edilmeye çalışılması şeytana yaradı. Gençlerin bir kısmı “satanist” oldu, bir kısmı bu boşluğu uyuşturucu ile doldurmaya çalıştı, diğer bir kısmı ise büyük bir bunalımın eşiğinde...



Son yıllarda bazı okullarda anlaşılmaz uygulamalar görüldü. Bir kısmı fişlendi; sürülenler, meslekten atılanlar da oldu. Manevi bir boşluk ortamı oluştu. Bu boşluğu da şeytan doldurdu. Bir inanca ihtiyaç duyanların tecrit edilmeye çalışılması şeytana yaradı. Gençlerin bir kısmı “satanist” oldu, bir kısmı bu boşluğu uyuşturucu ile doldurmaya çalıştı, diğer bir kısmı ise büyük bir bunalımın eşiğinde... Aslında bu işin müsebbiblerinin ayılacağı yok. Ama gençlerin birer birer intihara yönelmeleri bu “uzman”ları biraz telaşlandırdı galiba. Şimdi net’in kötülüğü anlatılıyor, satanist avına çıkılıyor. Sinek avlayarak bu büyük salgının önüne geçilemeyeceğini elbette onlar da bilir, ama şimdi de çıkıp, dini inançların gerekliliğini söylemelerini bekleyemeyiz herhalde. Vatandaşı biraz daha oyalamanın hazzını(!) tatmışlar bir kere... Onlara söyleyeceğimiz tek söz şudur: Eserinizle övünebilirsiniz! Bu aldatmaca hiç bitmeyecek mi? Bildim bileli, “Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak”, “Batılılaşma” gibi sözlerle hedef gösterildi. Bunlar öğretilerek eğitildik. Şimdi de aynı şeyler söyleniyor. Batılılar da sarı ışık yakmış. “Çağdaş demokrasiye geçin, insan haklarına saygılı olun...” gibi, biz vatandaşların menfaatine olan bazı istklerde bulunuyorlar. Ama bizim yöneticiler bu sefer yan çiziyor. Peki, yıllardır söylediğiniz “batılılaşma” ne idi? Satanist olmayan bir kısım insanlarımız da bu çelişkilerin baskısına dayanamayıp köprüden atlıyor... Dağ fare mi doğurdu? Sayın Tarım Bakanı’nın 16 Ocak 2002 günü üstü kapalı olarak çiftçilere müjdeli gibi gelen açıklaması ve Tarım Krediler Müdürü Sayın Kadir Arıcı’nın 25 Ocak 2002 günkü açıklamaları biz çiftçileri hüzünlendirdi. Çünkü, dolar, döviz oynamaları, maaş artışı, ya da hükümetin bulduğu kılıflarla artış sağlanmıştır. Sanıyorum muhalefet de, çiftçi ile hükümetin sürtüşmesinden fayda umduğu için bu konuyu yeteri kadar işlememiştir. Sayın Arıcı’nın açıklamasına göre, 1995 yılında 120 milyon kredi almış çiftçiye 1.540,000,000 TL borç çıkarılıyor; yatırma gününe kadar faiz işleyecek. Bu miktardaki bir artış, acz içindeki bir vatandaşa zulüm değil midir, bu uygulama sosyal devlet enleyışıyla bağdaşır mı? En azından makul bir süre verin, 31 Aralık 2001 tarihine kadar olan borçlar dondurulup müracaata bırakılabilir, ödeme müracaatında bulunmayanlardan faiz alınabilir... Yetkililerin, mahsulü ve kurbanı düşündükleri için üç aylık süre tanıdıklarını açıklamaları, ne anlama geliyor? Faiz ne olacak, kurbanlar geçen yıl gibi para etmiyorsa, ne yapılacak? Vatandaş haşin kış şartlarını yaşadı, kuraklığın, ekonomik krizin yaptığı tahribat da cabası. Vatandaş tükenmiştir. Çiftçinin içinde bulunduğu zor durum da gözönüne alınarak, daha makul bir çözüm bulunmalıdır... > İsmi mahfuz bir çiftçi - KASTAMONU Bağ-Kur’luya bu eziyet neden? Kayınbiraderim 41 yıldır “epilepsi” (sara) hastasıdır. Babası Bağ-Kur emeklisi (Bağ-Kur No:146764184 Tahsis No:2/456756). Evlâdı olması nedeniyle (Abdullah Uzundede), maluliyetine binaen Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden aldığımız 19.07.2001 tarih 1/943 nolu raporunu Bağ-Kur Genel Müdürlüğü maalesef yeterli bulmamış olup, bir de üniversite kliniklerinden alınacak rapor istenmektedir. Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan’a soruyorum, üniversite kliniğinden hangi parayla bu rapor alınacak? Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği yazıda, raporun Balcalı Hastanesi’nden alınması istenmektedir. Balcalı Hastanesi’nde 3 gün yatılması durumunda 1 milyar TL hesap çıkarılmaktadır. Bir Bağ-Kur emeklisi bu parayı nasıl öder? Zaten 1 milyar TL’lik “Eptandoın” (sara hapı) -ömür boyu yutulması lazım- hapı bir ömür boyu yeter. Rapora ne gerek var? Sayın Bakan’a acaba neden Bağ-Kur iştirakçilerine üniversitelerin tıp fakültelerinin hastanelerinde muayene etmediklerini sormak lazım. Lütfen gerçekçi olalım, halkın daha fazla soyulmasına bir de devleti aracı etmeyelim. Bağ-Kur iştirakçilerine; “Gidin, bakanlığımıza bağlı olan SSK hastanelerinde muayene olun” denmiyor. Ama, devlet veya Numune hastanelerinden aldığımız rapor, bir de üniversite kliniklerinden istenebilmektedir. Bu fakir-fukara insanların (verilen 125 milyon ile) üniversite kliniklerinden bu raporu nasıl tescil ettirebileceklerinin açıklanmasını istiyorum. > Reşat Şimşek (Diş Tabibi) - Seyhan / ADANA
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100079
    % 0.4
  • 5.3034
    % -0.53
  • 6.0282
    % -0.47
  • 6.9288
    % 0.15
  • 218.263
    % -1.04
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT