BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdülaziz Dîrînî “rahmetullahi aleyh”

Abdülaziz Dîrînî “rahmetullahi aleyh”

Bu zat her sohbetinde “İman”dan bahsederdi, “Bir insanın şerefi, imandan gelir” derdi. Onun nasihatini dinleyen talebeler, (Mü’min nasıl olmalı?) diye sual ettiler.



Bu zat her sohbetinde “İman”dan bahsederdi, “Bir insanın şerefi, imandan gelir” derdi. Onun nasihatini dinleyen talebeler, (Mü’min nasıl olmalı?) diye sual ettiler. Buyurdu: ( O, Allahtan korkup, benzi sararır, Kaçınır her günahtan, emirlere sarılır. Düşünür mahşer günü verecek hesabını, Titrer hatırladıkça “Cehennem azabı”nı. İşlemiş bulunduğu günahlar sebebiyle, Ayıplar kendisini, uğraşır nefsi ile. İşlediği günahlar, üzer ki öyle onu, Göremez başkasının ayıp ve kusurunu. O öyle kimsedir ki, elinden ve dilinden, Yanında bulunanlar, zarar görmez katiyyen.) Yine bir sohbetinde buyurdu: (Bir insana, Önce lazım olan şey, ermektir “Tam iman”a. Yani itikadını, imanını düzeltmek, Her şeyden daha önce lazımdır insana pek. “Ehli sünnet” denilen islam alimlerinin, Bildirdikleri gibi bin “İman” lazım ilkin. “Doğru iman” olmadan, insana ahirette, Cehennemden kurtuluş mümkün olmaz elbette. Hak teala bizlere etti de lütfu ihsan, Onun ihsanı ile biz Ona ettik iman. “Lütfu” ile değil de, “Adaleti”yle eğer, Muamele etseydi, mahvolurduk hep bizler.) Bir gün de buyurdu ki: (La ilahe illallah, Bu “Tevhid” hürmetine affolur nice günah. Her kim bu “Kelime”ye inanırsa gönülden, “İman”ın bir zerresi verilir ona hemen. O kimse, kalbindeki zerre kadar o iman, Sayesinde kurtulur cehennem azabından. Bu ümmetin günahı çok olsa da, ve lakin, Affı ve mağfireti “Sonsuz”dur Rabbimizin. Zira O, doksandokuz rahmet hazinesini, Bu günahkar ümmete ayırmıştır hepsini. Zira bir hadisinde buyurdu ki o Server: (La ilahe illallah diyen cennete girer.) Bazıları derler ki düşüp büyük gaflete: (İnsan, bir kelimeyle nasıl girer cennete?) Halbuki bu cahiller bilmez ki şunu daha, “Kelime-i tevhid”i söyleyince bir defa, Dünyada mevcud olan bilcümle kafirleri, Affedip de cennete koysalar, vardır yeri. Bu “Büyük kelime”nin bereketini eğer, Bilcümle mahlukatın herbirine söyleseler, Bir güne mahsus değil, ta kıyamete kadar, Hepsine kafi gelip, doyurur, hem de artar.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT