BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gurbette okumayan anlayamaz

Gurbette okumayan anlayamaz

Adınız Buharalı Burhan, Mervli Mervan ya da Groznili Zelimhandır. Rus tarzı bir eğitimden geçmiş, İstanbul’a varmışsınızdır. Muallimlik, mühendislik, tabiplik okuyacak memleketinize yarar adam olacaksınızdır. Büyük hayalleriniz, büyük idealleriniz vardır. Kalkınmakta olan ülkenize çok şey katacak, üretimi artıracak, talebe okutacak, hasta bakacaksınızdır.



Adınız Buharalı Burhan, Mervli Mervan ya da Groznili Zelimhandır. Rus tarzı bir eğitimden geçmiş, İstanbul’a varmışsınızdır. Muallimlik, mühendislik, tabiplik okuyacak memleketinize yarar adam olacaksınızdır. Büyük hayalleriniz, büyük idealleriniz vardır. Kalkınmakta olan ülkenize çok şey katacak, üretimi artıracak, talebe okutacak, hasta bakacaksınızdır. İstanbul’a hani o tılsımlı şehre ilk gördüğünüzde vurulmuşsunuzdur. Camileri büyük, çeşmeleri sanatlı, gemileri zarif ve insanı sıcaktır ama... Ama bu şehir masraflıdır. Metropolde hayat zor, talebe için daha zordur. Attığınız her adım para yazar ve cebinizdeki manatlar hızla tükenir. Eşikleri mis gibi vanilya, mahlep kokan pastahanelerin önünden ekspres geçer, lokantalara asla ilişemezsiniz. Babanız Talgar Rahmanov, Kazakistan’ın tren geçmez, teyyare uçmaz bozkırlarından birinde, diyelim ki Miçurin kolhozunda çalışan bir tarım işçisidir. Aldığının tamamını size yollasa bir gün yetmez. Sabahları çay simitle, akşamları yarım ekmek arası az dönerle geçiştirseniz dahi tez tükenirsiniz. Süleymaniye’deki tahtakurulu han odalarında ve Tarlabaşı’ndaki virane pansiyonlarda kalmak bile dolar ister. Esnaf uzattığınız mangırlara, güler geçer. Babanız hani o bozkırın kuytularında çalışan çekik gözlü, kırışık yüzlü, çilekeş adam Kolhoz’dan üç yılda bir aldığı kaput ile iki yılda bir aldığı potin istihkakını size vermiştir. Bunlar sıcaktır sağlamdır ama şekilsizdir. Giyinip kuşanınca kızılordu askerlerine dönersiniz. Halbuki ışıklı vitrinlerde marka botlar, zarif kabanlar sergilenmektedir. Tam “olamayacak herhalde, korkarım yapamayacağım” dediğiniz günlerden birinde hemşehrilerinizden biri kolunuzu girer. Birlikte onun kaldığı yurda gidersiniz. Orada ılıcık bir hava bulursunuz ve sıcak kanlı insanlar... Pırıl pırıl odalar, tertemiz çarşaflar, etüd salonları, yemekhaneler, banyolar... Yalanı yok ya özenirsiniz. “Ben de burada kalsam” diyesiniz gelir, söyliyemezsiniz. Ama onlar halinizden anlar, diyemediğinizi teklif ederler. Israrla sorarsınız ama paradan söz etmezler. Sadece “Bir gün” derler, “Eğer bir gün memleketinde sözü geçer bir adam olursan ve bir Anadolu çocuğunun yolu oralara düşerse. Ona, bizim gibi davran tamam mı?” Ağlamaklı olursunuz, hislenirsiniz. Derslerinize daha bir gayretle yönelirsiniz. Zaman zaman “Borcum borç” dersiniz, “Eğer bir gün memleketimde sözü geçen bir adam olursam ve bir Anadolu çocuğunun işi bana düşerse....” Niye uzaklardan açtık bilmem. Belki de büyük şehirlerden birinin kenar semtlerinde oturan bir işçi emeklisinin oğlusunuzdur. Sizden az büyük ve az küçük kardeşleriniz vardır ve hepsi de okumaktadır. Annenizin, temizliğe gitmekten beli bükülmüş, ablanızın dikiş dikmekten benzi sararmıştır. Babanız yıllardır içtiği sigarayı bırakmıştır ama iki adım atamadan tıkanır. Dilediğiniz okula girmiş ama bitmişsinizdir. Bir hemşehrinin lokantasında sabah çorbası ile üç çeyrek ekmek yer hesabı kenara çiziktirirsiniz. Dolmuşa asla binmez, kaldığınız pansiyonun borcunu sürekli ertelersinizdir. Şimdi babanıza harçları yatıramadığınızı ve kitapları alamadığınızı nasıl söylersiniz. Hele onun halk ekmek kuyrukları önünde telef olduğunu ve doğalgaz faturasını ödeyemediğini bile bile... Bir gün İhlas Vakfı yurtlarından birinin kapısını çalarsınız ve hemen yer gösterirler size... Misalleri çoğaltmaya gerek yok. İhlas Vakfı yirmi küsur yıldır talebe ağırlıyor. Yediriyor, içiriyor, ısıtıyor ve ders çalışmaları için ne lazımsa önlerine koyuyor. Bu hizmeti şimdilik 30 yurtta yapıyor. Efendim bu yurtlar 40 olsa 50 olsa 60 olsa. Mümkün ama birileri katılırsa... Sanırım sözü nereye getireceğimi anladınız. Önümüz kurban bayramı. Vekaletinizi verin kurbanınızı adınıza kessinler. Hizmet öyle de yürür böyle de. Güzellik ortadadır, katılan kendi kazanır. Ben şahsen kurbanımı kesmeleri için İhlas Vakfı’na vekalet verdim. Sizlerden de vermenizi isterdim. NOT: Kurban Vekaleti vermek isteyenler kendilerine en yakın Vakıf Öğrenci Yurduna veya Türkiye Gazetesi bürosuna müracaat edebilirler. Tel: 0212 513 99 00 (10 hat), faks 0212 513 68 57. Dileyenler İhlas Vakfı’nın Vakıflar Bankası Nuruosmaniye Şubesindeki 2007042 nolu hesabına Kurban bedelini yatırıp telefonla da vekalet verebilir. Kurban Bedelleri: Küçük boy 100 milyon, orta boy 125 milyon, büyük boy 150 milyon olarak tesbit edilmiştir.
Kapat
KAPAT