BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Kalkan uçağa el salladılar. Uçak büyük bir gürültüyle pistten havalanmış, daha sonra Amerika’ya ulaşmak üzere mavilikler içinde kaybolmuştu. Onlar da havaalanın dışındaki arabalarına bindiler. Eve hareket ettiler.



Kalkan uçağa el salladılar. Uçak büyük bir gürültüyle pistten havalanmış, daha sonra Amerika’ya ulaşmak üzere mavilikler içinde kaybolmuştu. Onlar da havaalanın dışındaki arabalarına bindiler. Eve hareket ettiler. Cahit, Sadun ile Gamze’nin arasına oturmuş, pencereden dışarıya sessiz sedasız bakıyor, Gamze yanlarında geçen bulutlara ve engin maviliklere bakarak eski günlerini düşünüyordu. İçi bir çıra gibi yanıyor, garip bir sızı burnunun direğine doğru yükseliyordu. Fikret’le ilk tanışmasını aklına getirdi. Evde bale çalışması yaparken, uşakla ansızın içeriye girmişlerdi. O zamanlar şımarık, hoppa ve hırçın bir kızdı, kendine güveni sonsuzdu. Onu azarlamış, aralarında bir tartışma bile geçmişti. Sonra o da kızıp evden gitmişti. Annesi gidip yalvarınca, tekrar gelmişti, onun gözüne görünmemesi için talimat almıştı. Ama aslında merak ediyordu. Sonra bahçedeki olaylar. Arkadaşlarıyla konuşup eğlenirken, Fikret havuzun kenarında çalışıyordu. Arkadaşları merak etmişler, ilgisizliğine şaşırmışlardı. Gamze’yi de kızdırmışlardı, o da ona meyve suyu ikram etmişti, hemen kendisine koşacağını umuyordu ama kendisini terslemişti Fikret. Gamze sinirlenmişti, öfkeyle dudaklarını ısırıyordu. Nasıl olurdu, imkânı var mıydı, nasıl reddedebiliyordu Gamze’nin ikramını. Aynı zamanda şaşkındı. Şaşkınlığı geçmemiş, misafirler gidince yanına gelip onu seyretmişti. Fikret onu yine terslemişti. Gamze ona duygularını açık açık söylemişti. Şaşırdığını, ilginç bir erkek olduğunu söylüyordu. Sonra ona bir buket gül vermişti. Bu arkadaşlıklarının simgesiydi, dost olmuşlardı. Kırmızı gülleri ona verirken, kırmızı gülün: “Seni seviyorum” anlamına geldiğini biliyordu. Bir buket gül onların dostluğunu başlatmıştı. İkisi de gençtiler, güzeldiler, birbirlerinden hoşlanıyorlardı... Koruluktaki konuşmaları hatırlamaya çalıştı. Konuştukça birbirlerini daha iyi tanıyorlardı. Fikret’in asaletine, ahlâkına, karakter anlayışına hayrandı. Ondan hoşlanıyor, onu seviyor, onu düşünüyordu. Onsuz duramıyordu. Geceleri aklından çıkmıyor, rüyalarında görüyordu. Sonra onun evlenme teklifini hatırladı. Unutamayacağı bir andı, zaten epeydir bekliyordu bunu. Fikret’i oldukça terletmişti o gün, ne kadar zorlanmıştı teklifini söylerken. Sonunda dünyalar ikisinin olmuştu. Seviyorlardı birbirlerini... Fakat babası istemiyordu kızının onunla evlenmesini ama onların sevgisi öylesine yüce idi ki, dediğini yaptırmaya alışmış olan Gamze, ailesine rest çekmiş ve evi bırakıp Fikret’le evlenmişlerdi. Bir buket gül, onları evlenmeye kadar götürmüştü... Cahit, bu gül buketinin yeşillenmiş filiziydi... Şimdi sessiz sedasız oturuyor, dayısının anlattığı fıkrayı dinliyor, dayısı güldüğü halde gülmüyor, ancak yapmacık bir tebessümle yetiniyordu. “Zavallı...” diye iç geçirdi Gamze yüreği kan ağlayarak dua ediyordu: “Allah’ım onu kurtar, ona şifalar ver.” Fikret’le evlenmelerini düşündü. Ona olan sevgisi, alışık olmadığı işleri yaptırıyordu. Şimdiye kadar temizlik, yemek vs. gibi işleri pek yapmadığı halde, gururunu, kaprisini kırarak yapıyordu... Evini, ailesini özler olmuştu, o rahat yaşantıyı aşırı derecede istiyordu. Kendisini yakışıklı bir çobana verilmiş prenses gibi düşünmeye başlamıştı; oysa bir prense varmalıydı, yakışıklı bir prense... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT