BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

İstanbul’un en kalabalık merkezlerinden bir iş hanının beşinci katıydı. Gecenin bir vaktinde Rasim bey ismindeki meçhul şahıs, Kemal’in odasından kovduğu Arzu ile birlikteydi. Arzu bir iş başaramamanın ezikliği ve hırçınlığıyla sigara üstüne sigara yakıyordu...



O gece bir daha ne Murat ne Ayşe bu konudan hiç söz etmediler. Ayşe’nin haberlerden sonra hiç kaçırmadığı dizi film vardı. Murat ise, hanımının dizi filme takıldığı zaman, odasına gidip kendi çalışmalarını yapardı. Bu defa öyle yapmadı. Hanımının yanında kaldı ve dizi filmi onunla birlikte izlemeye başladı. Doğrusu biraz gözünü ekrandan ayırmayınca bayağı etkileniyordu insan. “Boşuna değilmiş dizi film tiryakiliği” dedi içinden. Kocasının her ne sebeple olursa olsun, dizi film izlerken kendisini yalnız bırakmayıp, yanında kalması Ayşe’nin gerçekten hoşuna gitti. Biraz önceki soğuk hava yerini tekrar mutluluğa terk ediyordu: -Çay içer misin, çay pişireyim mi? -Olur. Ama istersen hemen kalkma. -Fark etmez hemen kalkarım. Ama istersen reklamlarda kalkayım. -Tabii ya, reklamlarda yaparsın. Hem dizi filmler de bayağı keyifli oluyormuş be. Epeydir hiç izlediğim yoktu. Sonra bir kenarda oyuncaklarına dalmış Emel’e baktı babası. Emel bebeğinin saçlarını tarıyor, onu beşiğine yatırıyor, su içiriyor neler yapıyordu neler... Mutluluk bu olsa gerekti. Sıcak aile yuvasında kavgasız gürültüsüz bir ortam...  İstanbul’un en kalabalık merkezlerinden bir iş hanının beşinci katıydı. Gecenin bir vaktinde Rasim bey ismindeki meçhul şahıs, Kemal’in odasından “Defol” diyerek kovduğu Arzu ile birlikteydi. Arzu bir iş başaramamanın ezikliği ve hırçınlığıyla sigara üstüne sigara yakıyor, masada duran viskiyi kola içer gibi içiyordu. -Tam avucumun içine almıştım. Sürpriz bir şekilde eşi çıkıp gelmeseydi bu iş tamamdı. -Nerden biliyorsun sürpriz bir şekilde geldiğini. Ya planlı olarak senden kurtulmak için hanımını çağırttıysa. -Yapamaz Rasim bey. Kemal öyle her şeyi dört dörtlük düşünecek yapıda bir insan değil. Üç ay boyunca hiç yanından ayrılmadım. Hatta evine dahi göndermedim bahaneler bularak. -Göndermedin de ne yaptın? Nerde kaldı çekiciliğin, kadınlığın hani bana onlardan anlat. -Bilemiyorum. Ne yaptıysam o yönde bir adım atamadım. Her defasında gayet kibar bir bahaneyle beni reddetti. -Çıldıracağım. Yahu sen değil miydin, şimdiye kadar elde edemeyeceğim erkek yoktur diyen. Bir de kalkmış bana beceriksizliğini savunuyor. -Bak o konuda Kemal bey bir enteresan insan. Eğer bana kalırsa o adamı eşi bile tanıyamamış. Hatta tahmin ediyorum eşiyle benim yüzümden kavga ettiler. Beni eşi kıskanmış olabilir. O da eşine benimle duygusal bir ilişkisi olmadığını anlatamaz. Biz kadınlar biraz ön yargılıyızdır bu tür konularda. Ama o adamın hayatına hiçbir zaman eşinden başka bir kadının gireceğini tahmin etmiyorum. -Bu konuda çok mu ciddisin? -Rasim bey, ne diyorum size, ben maalesef bu piyasanın uzatmalılarındanım. Erkeği de bilirim, kadını da. Benim işim bu. Dolayısıyla bu adamı bu şekilde elde etmek zor. Zaten ben size onu entrikayla getirecektim. Onu da becerirdim. Ama öteki yönüm Kemal beye sökmedi, sökmez de... -Getiremedin. Bunun cezasını da ödeyeceksin. -Doğrusu Rasim bey, size birşey diyeyim mi? Hayatımda çok insan tanıdım. Nice pala bıyıklılar gördüm. Nice etrafına karşı heybetli, saygın kerli ferliler gördüm. Hemen hepsi, gerçekte bir kadının eteğinin ucunda püskül gibi savrulacak kadar hafif ve seviyesiz insanlardı. Diyordum ki içimden, hiç mi yok Allahım, bir kadının isterik duygularına karşı koyacak, gerçekten adına layık bir şekilde erkek olacak bir erkek yok mudur acaba? İşte ben Kemal beyde bu yiğitliğe şahit oldum. Kemal bey, bana “hayır” dedi. Bu yiğitliği hem de en kibar bir şekilde, çeşitli bahanelerle gösterdi. Hayatımda böyle bir erkeğe şahit oldum ya, bana ne ceza verirsen ver, gam değil. Ciğeri beş para etmez insanları eğlendirerek hayat sürdürmektense, gerçekten bir erkeğin uğruna ölürüm. Haydi ne ceza vereceksen ver!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT