BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oryantalistler kadar olamıyoruz...

Oryantalistler kadar olamıyoruz...

Genç nesillerimize Fuzûlî’yi, Bakî’yi, Şeyh Galib’i öğretmek mevkiinde oturan benim bakanım, Talim Terbiye Üyelerim, divan şiirini, unutturmaya çalışıyor. Sen kendi divan edebiyatına saygı göstermez ve onu nisyana terkedersen o zaman Saddam da Fuzûlî’nin kabrini; Suud zâdegânları da Ecyâd Kalesi’ni hâk ile yeksân eder.



Okuyucum soruyor: Bir yazınızda “Kârıbân-ı Râh-ı Tecrîd” terkibini kullandınız; genç kafaların bu Osmanlıca kelimeleri anlamaları mümkün mü? Gerekir.. Türk edebiyatının gelmiş ve gelecek en büyük dehâlarından biri olan Fuzûlî’nin: “Kârıbân-ı Râh-ı Tecrîdiz hatar havfın çekip “Gâh-ı mecnûn gâh ben devr ile nevbet bekleriz” beyti, tasavvuf edebiyatımızın mısra-ı bercestesidir. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in: “Öteler, öteler gâyenin malı Mesâfere ekinin, zaman madenim Gökte samanyolu benim olmalı Dipsizlik gölünde, inciler benim” mısraları ne kadar Türkçe ise, 16. asrın Fuzûlî dili de o kadar Türkçedir.. Ve biz eğer bugün dünya çapındaki bu dehâmızı anlamıyor, anlayamıyor ve antalamıyorsak, gelecek kuşakların lanetine uğrarız”  “Kârıbân” Farsça’dan aldığımız bir kelimedir.. Biz zamanla onu Türkçeleştirerek “Kervan”laştırmışız. Bugün bir İranlı’ya “Kervan” nedir diye sorsanız, “bilmiyorum” der.. “Râh” kelimesi ise bugün hâlâ gazete ve dergilerimizdeki bulmacalarda “yol” karşılığı kullanılan bir kelime; işte Muallim Naci: “Tövbe Ya Rabbî hatâ râhına gittiklerime Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime” “Tecrîd”e gelince, daha düne kadar “Soyutlama” karşılığı, İslam tasavvufunda ve felsefede kullandığımız bir kelime. Bugün bile “İzolasyon” karşılığı kullanıyoruz.. Fizik ötesi düşünce çilesini geceli gündüzlü, aşk halinde, ilahî bir dille anlatıyor, koca şair.  Ama gelin görün ki, genç nesillerimize Fuzûlî’yi, Bakî’yi, Şeyh Galib’i öğretmek mevkiinde oturan benim bakanım, Talim Terbiye Üyelerim, divan şiirini, unutturmaya çalışıyor. Sen kendi divan edebiyatına saygı göstermez ve onu nisyana terkedersen o zaman Saddam da Fuzûlî’nin kabrini; Suud zâdegânları da Ecyâd Kalesi’ni hâk ile yeksân eder. Türkiye kendi içinden çözülmüş, kendi değerlerini terketmiş bir ülke.. Bir oryantalist kadar kendi dilini, kendi edebiyatını bilmeyen, anlamayan aydınlar (!) yetişiyor..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT