BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Kadri Bey son derece babacan olmuştu. -Tabiî sevgili torunum, seninle birlikte biz de yeniden doğduk. Bize mutlulukların en büyüğünü tattırdın. Bundan sonra sana hiçbir yasak yok, seni üzmeyeceğiz hiç. Allah seni bize bağışladı. Baban senin için pek üzüldü adamcağız, bütün gerçekleri anlatıp onu da sevindir yavrum. Ama önce eve gidelim, kendimize bir ziyafet çekmeliyiz. Bu mutlu olayı kutlamalıyız.” Cahit daha o gün babasının yanına fırlayıp gelmişti.



Kadri Bey son derece babacan olmuştu. -Tabiî sevgili torunum, seninle birlikte biz de yeniden doğduk. Bize mutlulukların en büyüğünü tattırdın. Bundan sonra sana hiçbir yasak yok, seni üzmeyeceğiz hiç. Allah seni bize bağışladı. Baban senin için pek üzüldü adamcağız, bütün gerçekleri anlatıp onu da sevindir yavrum. Ama önce eve gidelim, kendimize bir ziyafet çekmeliyiz. Bu mutlu olayı kutlamalıyız.” Cahit daha o gün babasının yanına fırlayıp gelmişti. -Baba!.. Baba!.. Fikret onu görünce şaşırdı, artık onu hiç beklemiyordu, kaşlarını çattı, soğuk bir tavırla: -Niye geldin?.. dedi. Sen annenin oğlusun artık, onunla Amerika’ya gitmişsiniz, neden döndünüz?.. -Beni affet baba, özür dilerim. Hem bilmiyorsun, ben Amerika’ya gezmeye gitmedim baba, ameliyat olmaya gittim. Fikret, oğlundan duyduklarıyla şoke olmuş, bir şey anlamamıştı. -Ne diyorsun sen?.. dedi. Cahit’le birlikte gelen Mahir usta araya girdi. -Çocuk doğru söylüyor oğlum, dedi. Size polislerin geldiği gün korulukta baygınlık geçirmişti. Hastahaneye kaldırdığımda doktor bana onun üç ay içinde ölebileceğini söylemişti. Tek kurtuluş ümidi olarak da Amerika’ya götürmekti... Olayları kısaca anlattılar. Mahir usta Cahit’in önemsiz bir rahatsızlık geçirdiğini, Gamze’lerin onu Amerika’da tedavi ettirdiklerini söyledi. -Arada ölüm kalım meselesi vardı. Sana bildirmek, seni üzmek istemedik. Dünyada en sevdiğin varlık oydu, tahammül edemezsin diye düşündük. Sonra belki Gamze’nin onu Amerika’ya göndermesine karşı çıkabilirdin. İnat yüzünden çocuğun hayatı tehlike içinde olurdu. Onun Amerika’ya gitmesi şarttı. Çocuğun sana olan o sözleri, Amerika’ya gitmek içindi, annesinin yanında kalmak istemesi bu yüzdendi Fikret. Cahit, şaşkınlıktan bocalayan babasına sarıldı. -Her şey düzeldi artık baba, bizi affet... -Şimdi bir şeyin yok değil mi oğlum?.. dedi Fikret. -Hayır baba, iyiyim artık. Mahir ustaya döndü. -Bana bir söz vermiştin unuttun mu?.. dedi. -Ne sözüymüş o?.. -Hastahaneden çıktığımızda ikimiz de yüreğimiz kan ağlayarak bir parkta oturmuştuk. Sen beni neşelendirmeye çalışıyordun. O zaman eğer iyileşirsem, beni nişanlayacağına dair söz vermiştin. Mahir usta kahkahalarla güldü. -Vay köftehor vay, yaşın başın ne senin?.. Fikret de güldü bu espriye. -Kiminle nişanlanmak istiyorsun?.. Hani o Nesrin miydi neydi onunla mı yoksa?.. -Pekâlâ olabilir, dedi Cahit. Çok güzel, anlayışlı bir kız. Bana bir buket gül ve çiçek vererek dostluğunu başlattı. Beni sık sık arıyor, iyi olur mu?.. -Hayır!.. diye bağırdı Fikret. Sana gül verenlere, çiçek sunanlara kanma, onlar elindeki gülleri bugün sana verirlerse, yarın da başkasına verirler. Annen bana bir buket gül vermişti, arkadaş olduk, sonra da evlendik onunla. -Yaaa?.. dedi Cahit. Hiç bilmiyordum. -Öğren o zaman, güller solmaya mahkûmdurlar. Bizim gül demeti çoktan kurudu. -Pekâlâ, dedi Cahit. Ben zaten Nesrin’i demeyecektim, Mahir usta biliyor Ayşegül’ü diyecektim. -Ayşegül’ü mü?.. Çiğdem’in kızı. -Evet... -Tam isabet doğrusu... Ama daha küçüksünüz, büyüyün biraz. -Olmaz, büyüyünce belki başkalarına gönül kaptırır, sonra annesi gibi yanlış evlilik yapar. Fikret başını yere eğerek güldü, sitemli bir tarzla konuştu. -Ya da benim gibi değil mi?.. -Kusura bakma baba. Onu demek istememiştim ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT